Ben de o tabloya baktığımda tek bir noktada aynı benzerliği duyumsuyordum : şimdi ve sonsuza kadar var olan bir güneş çarpması anı. Nadiren fark ediyordum sakanın bileğindeki zinciri ya da bunun, bu küçücük yaratık için - ancak kanatlarını çırpan, hep aynı ümitsiz yere konmak zorunda bırakılan bu zavallıcık için - ne zalim bir hayat olduğunu.
Her şey yitip gitmişti, bense unutulmuştum; yanlış evde yanlış aileyle olmanın yarattığı zihin karışıklığı beni tüketiyordu, bu yüzden günlerce uyumasına izin verilmeyen sorgudaki bir mahkum gibi mahmur, sarhoş gibi sersemdim, dokunsan ağlayacaktım. Tekrar tekrar, eve gitmem lazım diye düşünüyordum ve sonra,milyonuncu kez, gidemem ki diyordum.
Bu gibi insanlar tek fikirli olarak dünyaya gelirler; bu düşünce onları hayatları boyunca oraya buraya sürükler ve bu böyle, isteklerine uygun bir iş buluncaya kadar sürer gider.