kitababizbaktik2

Aslında 1-2-3ve 4. Kitap için toplu bir inceleme
Puan vermedi·48 syf.··
2026 53. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 09:50
​Ursula K. Le Guin'in çocuk kitabı serisi Kanatlı Kediler, benim çok beğendiğim, keyifli bir hikâyeye sahip. Şehrin tehlikelerinden korunmak için gönderildikleri çiftlikte iki çocukla dost olan, gündüzleri güvercin kafesinde saklanıp geceleri özgürce gökyüzünde süzülen dört kanatlı yavrunun hikayesi anlatılıyor. Özellikle kayıp kız kardeşleri Emma’nın, yaşadığı korkuları atlatıp kedi Alex’in yardımıyla yeniden sesini bulması ve özgürlüğünü kısıtlamak isteyenlerden kaçarak ailesine kavuşması aktarılıyor. Hem çocukların hem de yetişkinlerin keyifle okuyacağı bu sevgi dolu masalı, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Kanatlı Kediler Masalı 4 - Kentte Tek BaşınaUrsula K. Le Guin · Günışıüı Yayınları · 2008141 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·128 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 14:15
Kitap, iki küçük çocuğun bir maceraya atılarak mutluluğu aramasını konu alıyor. İki kardeş, hasta bir komşu çocuğunu iyileştirmek için mavi kuşu aramaya çıkıyorlar; bu arayış aslında insanın huzur ve güzellik peşindeki koşusunu simgeliyor. Yolculuğun sonunda kuşun kendi evlerinde, yanı başlarında olduğunu fark ediyorlar. Bu durum, mutluluğun dışarıda ya da uzakta değil; insanın kendi yuvasında ve elindekilerde saklı olduğu fikrini güzel vurguluyor. İnsanın bazen en çok aradığı şeyi gözünün önünde olduğu hâlde fark edememesi içimi burktu biraz. Kitap bana mutluluğun, öyle ulaşılması gereken büyük, devasa bir hedeften ziyade, sadece kafamızı çevirip fark etmemiz gereken bir değer olduğunu hissettirdi. ​Eserde ekmek, şeker, ateş, su, ışık, kedi ve köpek birer ruha bürünerek dile geliyor. Bir fabl gibi kendi aralarında konuşup çekişmelerini okumak çok keyifliydi. Ekmek, üzerinde Türk kaftanıyla boy gösteriyor. Yazarın ekmeğe bu kıyafeti seçmesi bana ilginç geldi; acaba bizim kültürümüzde ekmeğe verilen önemi biliyordu da bilinçli bir motif mi yapmak istedi, bilmiyorum. Şeker ise suya aşık olduğu için günden güne eriyip bitiyor ama o tatlı canıyla çocuklara parmaklarından koparıp ikram etmekten de geri durmuyor. Ateş ve Su arasında zaten ezeli bir gerginlik var. Kedi, Gece ile eskiden beri o gizemli dostluğunu sürdürürken, sadık ve korumacı köpekle de sürekli bir kavga halindeler. ​Kitabın gerçekten çok tatlı, insanı içine çeken bir dili var. Gece, Anılar Diyarı ve Gelecek Krallığı gibi büyülü mekânlar aracılığıyla ölüm, gizem, zaman ve hafıza gibi soyut kavramlar güzel somutlaştırılmış. En çok da derin meselelerin, iki çocuğun saf, abartısız konuşmaları ve onların çocuksu algıları üzerinden yansıtılmasını sevdim. Bu sayede kitap ölüm gibi ağır konulara değinse bile asla
Mavi KuşMaurice Maeterlinck · Kapra Yayıncılık · 2021128 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 39. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 15:30
Emine'nin Notre Dame de Sion’da Bir Ders Yılı bende hiç beklediğim etkiyi bırakmadı açıkçası. Ben daha çok genç bir kızın yabancı bir okulda yaşadıklarını, o dönemin atmosferini, insan ilişkilerini, okul hayatını falan okuyacağımı sanmıştım ama kitap sürekli bir fikri kabul ettirme derdinde. Hristiyanların yaptığı misyonerlik faaliyetleri nasıl insanın gözüne batıyorsa burada da benzer şekilde dini bir propaganda hissi oluştu bende. Hatta yer yer bir çeşit propaganda kitabı okuyormuşum hissi verdi. Üstelik bunu güçlü bir edebiyatla da destekleyememiş; doğru düzgün diyalog yok, karakterler derinleşmiyor, günlük hayat hissi oluşmuyor. En çok da Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki laik eğitim anlayışının neredeyse doğrudan dinsizlik gibi gösterilmesi gözüme battı. Maarif Koleji’ne gitmeyi istememesinin sebebi olarak bile laikliği açıkça belirtiyor. Bir de işin ironik tarafı, okulun adı Notre Dame de Sion olmasına rağmen başta namaz kılmasına ses çıkarmayan rahibelerin bir süre sonra farklı bir dine mensup olduğu için dini vecibelerini yerine getirmesini kısıtlamasıydı. Kitap zaten bu çatışmayı merkeze koyuyor ama bunu edebi bir derinlikle değil daha çok tek taraflı bir bakışla anlatıyor. Ardından da ailesinin çaba ve emeğiyle eğitimine evde devam etmesi daha doğru ve manevi bir yol gibi sunulmuş. O yüzden ben kitapla hiç bağ kuramadım; ne edebi olarak içine çekti ne de anlattığı fikirleri doğal hissettirdi.
Emine'nin Notre Dame de Sion'da Bir Ders YılıAlanur Teymur · Fatih Yayınları · 19712 okunma
Spoiler!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 01:24
Kitabın başında sürekli kum temizleme rutini, kadının sessizliği, adamın kendi kendine olan iç diyalogları ve temponun değişmemesi bir noktadan sonra beni zorladı. Başlarda zorlansam da yazarın tarzına alıştıkça kitabın etkileyiciliği arttı. Adamın ilk kaçış girişimini gerçek bir kurtulma çabası sanmış ve heyecanla amacına ulaşıp ulaşamayacağını beklemiştim; ancak beklediğimden çok farklı bir finalle karşılaştım. ​Özellikle sonlara doğru, nüfusun belirli oranlarda şizofreni ve paranoya gibi ruhsal hastalıklara sahip olabileceğinden bahsedilen bölümü okuduktan sonra, tüm olayların aslında bir akıl hastanesinde geçip geçmediğini sorgulamaya başladım. Akıl hastanesi ihtimali kafamda belirdiğinde, boncuk dizen kadını da psikiyatri kliniklerinde hastaları rahatlatmak için yapılan el işleriyle uğraşan bir hasta olarak hayal ettim. Hatta buralarda hastalara uğraş odaları verilmesi ve sigara içmenin belirli kapalı alanlarda serbest olması gibi detaylar bu düşüncemi destekledi çünkü kitap boyunca adam da sürekli sigara içiyordu. Adamın kendisini kulelerle gözetlenen bir kum çukurunda hapsedilmiş sanması ve yaşadığı her şeyi zihninde kurgulaması bana oldukça mantıklı bir ihtimal gibi göründü. ​Sonun belirsiz bırakılması ve adamın kurduğu su biriktirme düzeneğini onu hapseden köylülere anlatmayı seçip kaçışı ertelemesi, aslında kaçmaktan vazgeçip özgürlüğü bırakıp durumu kabullenip uyum sağladığı hissini güçlendirdi. Bu durum bana kendi hayatımı hatırlattı; her gün işe gidip para kazanarak aslında bir çeşit kum kürediğimi, kira ve faturaları ödemek için istemediğim düzenlere hapsoluşumu düşündüm. Tıpkı benim de istemediğim bir şehirde yaşamama rağmen zamanla oraya alışmam ve gitme imkanım olsa bile kalmam gibi, romandaki karakter de kendi tutsaklığına bağlandı. Sonuç olarak
Kumların KadınıKobo Abe · Monokl Yayınları · 20172,897 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 30. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 16:15
Philip H. Stoddard’ın 1963’te tamamladığı bu doktora tezi, Teşkilat-ı Mahsusa üzerine yapılan ilk akademik çalışma kabul ediliyor. Yazar 1957’de Türkiye’ye gelip o dönem hayatta olan eski teşkilat üyeleriyle, özellikle de Eşref Kuşçubaşı ile görüşerek işe başlamış. Stoddard bu isimleri imparatorluk dağılırken vatanı ayakta tutmaya çalışan vatansever subaylar olarak görüyor ve bu kişilerin hikayelerini anlatmaya çok istekli olduklarını söylüyor. Yazar, Genelkurmay’ın 50 yıl kuralına takıldığı için Osmanlı arşivlerini kullanamamış, askeri belgelere ya da resmi yazışmalara ulaşamamış. Bu yüzden daha çok hatıratlara, anılara ve birebir yüz yüze görüşmelere yer vermiş, yani ikincil kaynaklar üzerinden gitmiş. ​Size kitabın şöyle bir özetini yapayım; Teşkilat-ı Mahsusa yerli bir oluşum olsa da batılı tarzda örgütlenmiş gizli bir yapı. Hücre sistemi, gizli finansman ve özel eğitimlerle operasyonlar yürütüyorlar. Örgüt ideolojik olarak panislamizm, osmanlıcılık ve pantürkçülük fikirlerinden besleniyor; Cihad-ı Ekber ilanıyla müslümanları savaşa çekmeye ve itilaf devletlerine karşı sömürgelerde ayaklanmalar çıkarmaya çalışıyor. Kitapta anlatıldığına göre örgüt Enver Paşa’ya sadık, sadece onun bilgisi dahilinde hareket eden ve devleti kurtarmak isteyen vatansever subaylardan oluşuyor. Faaliyet alanları ise İran’dan Cezayir’e, Mısır’dan Hindistan’a kadar uzanan çok geniş bir coğrafya. Ancak yerel milliyetçilik hareketlerinin biraz hafife alındığı ve İngiltere ile Fransa’nın bu dini çağrıyı kırmak için yaptığı karşı propagandalar da kitapta anlatılıyor. ​Bu çalışma öncü olsa da bugün artık epey eleştirilen tarafları var. Yazar arşivleri kullanamadığı için daha çok kişisel anlatımlara ve yüz yüze görüşmelere dayanmış, bu da bazı olayların efsaneleşmesine ve rollerin abartılmasına
Teşkilat-ı MahsusaPhilip H. Stoddard · Selenge Yayınları · 2023125 okunma