• 208 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    .

    Sanıyorum Azerbaycan edebiyatından okuduğum ilk eser.
    Dili son derece akıcı, anlaşılır. Kitabın kendine has bir dokusu var.

    Bölgede yaşayan Oğuz Türklerinin kültürü, yaşayışı, birbirleriyle mücadeleleri destansı bir havayla anlatılmış. Okuyorsun; rüya mı gerçek mi, hayal mi masal mı ... akıp gidiyor. Yazar sanki, Korkut Ata'nın sofrasından beş dakika önce kalkmış gibi anlatıyor.

    Kitap çok okunmamış, biz Türkler in böyle bir özelliği var zaten. Kendi kültürümüzü, kendi yazarlarımızı okumayız, okutmayız da Fransa'nın kokuşmuşluğunu anlatan eserleri ısrarla okur, ısrarla okuturuz.

    Kitap bitince yazar ne demek istemiş diye düşündüm: Aklıma bir sürü şey geldi ama hiçbirine "Tamam budur." diyemedim. Sanırım iyi yazar olmanın bir özelliği de budur. Her okuyan başka bir çıkarımda bulunmalı. Okuyucuyu biraz düşündürmeli..

    Yinede kısaca şöyle özet geçelim:

    Dünyada devingen durumda kalmazsan yok olursun. Kendi kültürünü, geleneğini, örf adetini yaşamazsan, çağa göre yeniden dizayn etmezsen, seni sen yapan değerlere sahip çıkmazsan tarihin çöplüğünde kaybolur gidersin.

    "Dünya zalımlar dünyası,
    Giden zalım gelen zalım!"

    diyor Üstat Mahzûnî Şerif.

    Türk milleti olarak zalım dünyanın çöplüğünde bize yer yok. "Tek bir şeye ihtiyacımız vardır çalışkan olmak." demiş Gazi ama,
    sanırım daha çok şeye ihtiyacımız var. "Öğünmek (Akıl etmek,öğrenmek, akılda tutmak), Çalışmak, GÜVENMEMEK" gibi.


    19.01.2020 15.01 Erciş


    .
  • 350 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    Bu kitabı çok zevk alarak okudum. Türk-İslam tarihine daha önceden de aşina olduğum için bilgilerimi pekiştirdim ve yeni bir sürü şey öğrendim. Kitap kocaman tarihin bir özeti adeta.

    Türkler var oldukları sürece İslam dinini yüceltip aynı zamanda İslam sayesinde yükselmişlerdir. Bu Abbasiler döneminden başlar ve günümüze kadar devam eder. Türkler var olan toplumlar arasında askeri beceriye sahip olan en iyi toplumlardan olmuştur. Halifeyi ve İslamı korumuşlardır. Mısır, Suriye, Balkanlar, Filistin ve Arap Yarımadası, Kafkasya, Kuzey Afrika olmak üzere bu bölgelere hakim olmuşlar ve bu Ortadoğu denilen yer tarih boyunca en huzurlu zamanlarını Türkler ile geçirmişlerdir. Türklerin bu bölgelerde hakimiyeti bittikten sonra, arap dünyası ingiliz ve fransa mandası altına girmiş bu bölgeler başta petrol olmak üzere sömürülmüştür. Son 100 yılda kan ve gözyaşı bu coğrafyadan eksik olmamıştır. İngilizler bu bölgede 22 tane arap devletçiği oluşturmuştur. Filistin bölgesi yahudilere verilmiş ve bölgenin huzuru yerle bir edilmiştir. Bu bölgelerde barışı, huzuru ve özgürlüğü sağlayabilecek yegane devlet ve millet Türklerdir. Tarih bunu hep böyle yazmıştır. Ne zaman olacağı bilinmez ama araştırıp okursak tarihin bizi sahneye tekrar çıkaracağını görürüz.
  • 384 syf.
    ·7 günde·Puan vermedi
    Spiritus Ruhlar Dünyası - Aynur Başkan

    Selim bir melez. Avcılar ise kaçaklar ve insanları öldürüyor çünkü sadece öldürmeye programlanmış ve öldürmeyi öğrenmişler. Selim ise bu durumu engellemeye çalışıyor, başarabilecek mi?
    İki dünya arasında geçişler gerçekleşiyor ya da aynı dünyada bir yerden bir yere hızlı bir geçiş yapıyorlar.
    Selim bu yolda yanında olanları hem kolluyor hem de onlardan yardım alıyor. Örneğin; mühendis doktor gibi yaraları tedavi ediyor, Neval Selim'in hep yanında olmak istiyor aynı zamanda Melis'e bakıyor.
    Bir de Selim'in hançeri var o da sadece Selim'in elinde aktif oluyor. Selim'in tek korktuğu şey korku karakteri.
    Fantastik, hayalperest ve tuhaf bir kitap.
  • 724 syf.
    ·27 günde·Beğendi·9/10
    Oğuz Atay'ın kitabını incelemek başa çıkılacak gibi bir iş değil gibi geliyor bana. Kitapla ilgili en büyük pişmanlığım yoğun bir dönemimde okumaya başlamış olmam ve bitirmeminde biraz uzun sürmesi bu biraz Oğuz Atay'a haksızlık oldu. Tutunamayanları daha iyi anlamak ve kitabın keyfini çıkarmak için kafanızın rahat , vaktinizin bol olduğu zamanlar seçilmeli. Oğuz Atay'ın mizah gücü ve kullandığı teknik inanılmaz. Kitabı iyi anlamak için okuma geçmişinizin iyi olması gerekiyor ki yaptığı mizahı iyi analiz etmek için. Kitapta çok sevdiğim Oblomov kitabında da sıkça bahsetmesi beni ayrıyeten mutlu eden bir olay. Kitapla ilgili bahsetmek istediğim o kadar nokta var ki Selim'in fikirlerinden , Turgut' un da bir Tutunamayanlar olmasından hatta Olricden bile. Ama kitap ne kadar anlatılırsa anlatılsın bir kaç defa okunmadan anlaşılmayacağı ve tartışmak için de iyi analiz edilmesi gerektiğinin kanaatindeyim. Oğuz Atay' hatta kitabı da çok iyi özetleyen Ömer Madra'nın önsözünden bir kısım yazmak istiyorum. "Oğuz Atay, gerçeğin bağrından filizlenen oyundan, oyunun uzandığı ölümden, ölüm duygusundan doğan yaşantı damlasından, gözyaşında titreşen çılgın kahkahadan, delilikte tüneyen akıldan, akıldan tüneyen gönülden örülmüş o çok gülünçlü ve çok acıklı dünyası". En temelinde aslında kitap da bu sözler üzerine kurulmuş.
  • 224 syf.
    ·2 günde·8/10
    https://www.instagram.com/mimirtells/ (Kitap incelemeleri, önerileri, eleştirileri ve alıntılar için.)

    Puanım 4/5.

    Büyü temasının bu kadar güzel işlendiği gerçekten sayılı kitap vardır. Öncelikle yaratılan dünyayı çok beğendim. Elf ve normal insanların dünyası birbirinden çok ayrı ve bu ayrım çok güzel bir şekilde sunulmuş. Alveric ve Lirazel adlı iki ana karakterin üzerinden geçiyor hikaye.

    Alveric bir insan ve Lirazel ise onun evlendiği elf prensesi. Daha başından itibaren Tolkien'in birçok yönden esinlendiğini gördüm bu kitaptan. Alveric ve Lirazel'in hikayesinin Beren ile Luthien daha sonra da Arwen ve Aragorn'unkine benzediği ortada. Elf ve insan dünyası gibi böyle büyük bir ayrım olması da Orta Dünya'da gördüğümüz bir olay. Kitapta Orion (Lirazel ve Alveric'in oğlu) karakteri de oldukça başarılıydı. Genel olarak karakterleri ve çok güzel bir yaratılmış dünyayla iç içe verilmesini sevdim. Rünler, sihir, troller gibi birçok fantastik element bulunuyor ki kitabın yazıldığı zamanda bunlar çok yenilikçi şeyler. Lord Dunsany Neil Gaiman, Tolkien ve George Martin gibi ünlü yazarları etkilemiş birisi. Daha fazla diyecek bir şey yok, çok başarılı.
  • 112 syf.
    ·1 günde·9/10
    Küçük Prens, itiraf edeyim çocukluğumdan beri duyduğum ve ilk kez şimdi okuduğum bir kitap. Bir çok mesaj içeren küçük çocukların büyük dünyası. Okumakta geç kalsam da iyi ki okudum diyorum.
  • 266 syf.
    ·12 günde
    Cesur Yeni Dünya...
    Kitabı incelemeye başlamadan önce söylemeliyim ki, defalarca yarım bırakıp tekrar tekrar okumaya çalıştım. Çünkü hiçbir kitap yarım bırakılmayı hak etmezdi ki zorlanarak bitirdim, ve pek sevemedim, içerdiği konular, insanlara benimsetilmeye çalışılan algılar ( kitabın konusu olan, "herkes herkese aittir." gibi yarıgılar(!) ) hiç de hoş gelmedi. Hangi dönem ve durumda olursa olsun kadınlara bu şekilde yaklaşılması hoş değildi açıkçası...

    Ama Huxley Birinci ve ikincil Dünya Savaşı arasında yazdığı bu kitabıyla günümüz dünyasını, hatta daha ilerisini resmetmiş gibi görünüyor....

    Cesur Yeni Dünya, bir bilimkurgu klasiğidir. Huxley kitabı Amerika'da yaşadığı dönemde yazmıştır. Kitapda milat olarak Henry Ford’un T-modeli otomobilini ürettiği yılı baz almıştır. Bu öyle bir milattır ki; insanları doğadan uzaklaştırmanın, tüketmeye zorlamanın ve bu yolda tarihi, dini-geleneği, aileyi ve kültürü yok etmenin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde anne, baba gibi kavramlar ayıp karşılanırken çok eşlilik (ki eşlilik bile denemez) normal karşılanmaktadır. Hatta tek eşlilik ayıp sayılmaktadır.

    Kitapta Amerika, günümüz dünyası için sadece bir rol modeldir ve bahsedilen potansiyelin önderliğini yürütmektedir. Öyledir ki bir bölümde sentetik ütopya olan Amerika ile o toprakların gerçek ve ilk sahibi olan Kızılderililerin oluşturduğu çelişki ele alınmıştır.
    Ütopyadan, Kızılderililerin yaşadığı coğrafyaya giden kişiler ( bu coğrafyaya Malpais Vadisi yani kötü yer adını vermişlerdir) , ortadaki insanlardan iğrenmekte, görmek dahi istemediklerini belirtmektirler.


    Cesur Yeni Dünya’nın sloganı “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar”dır. Bu ilkelerin devamlılığını sağlamak için bilimsel yöntemlerle yeni bir dünya düzeni kurmuşlardır. Ve onlar için, geleceğin en önemli projeleri insanlara “köleliklerini sevdirme sorunu” dur.
    Toplumsal mutluluğu, zararı en aza düşürülmüş bir uyuşturucu olan “soma” ile sağlarlar. Kitapta bireyden nesneye dönüştürülmüş insanlar ve bir düzen vardır. 

    İnsanların istendiği gibi oluşturulması için üretim bandı üzerinde çeşitli etkilere - ilaçlara maruz bırakılırlar. Kişilerin psikolojik şartlandırmaları ise Hipnopedya ile yapılır. Aslında nesneleştirilmiş bu insanlar, sistemin ihtiyacının alfa, beta, delta, gama, epsilon sınıflara uygun,hayatlarının her alanında karakteristik, fiziksel özellikleri ve kaderleri belirlenmiş olarak çıkıyorlar yumurtadan. 

    Cesur Yeni Dünya’da bireyler yoktur, toplum vardır. Bunun için kişilerin yalnız kalmaması için gerekli tedbirler alınmaktadır. Çünkü yalnız kalan ve işi olmayan birey düşünmeye başlar. Düşünen insan sorgular ve bu ise tehlikelidir.
    “Kişilerin duyguları gereksiz ve toplum için tehlikelidir. Bu yüzden onları duygu yükünden arındırdık." der kitapta.

    Yanii her birey doğarken bir sınıfa ait doğuyor, sınıflar değişmiyor, o şekilde yaşamaya ŞARTLANDIRMA ya mecbur kalıyor...
    Dönem, yüzyıl, yeni teknolojiler ne olursa olsun sınıfsal ayrım ve mecburiyet devam ediyor.....