• ''İstanbul'da düzenlenen Tüyap kitap fuarında Hasan Ali TOPTAŞ ile yaptığım kısa ama tadına doyamadığım sohbetten, orada gördüğüm az da olsa güzel şeyler ve yaşadığım çokça can sıkıcı şeylerden bahsetmek istiyorum.''

    + Bu yıl 37. si düzenlenen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'na katıldım. Az buz değil 100 küsür kilometre yolu (işten çıkmıştım) uykusuz bir halde tepmek zorunda kaldım. Hem böyle bir etkinliğe ilk defa katılacağım için hem de kitaplarını çok severek okuduğum Hasan Ali TOPTAŞ ile kısacıkta olsa (kitabımı imzalarken) sohbet etme fırsatı bulacağım için çok heyecanlıydım. Uykusuzluğumu falan unutmuş bir halde fuar alanından içeriye girdiğimde gördüğüm kalabalık beni daha da coşturmaya yetmişti. Saat 12.40 civarıydı. Bir kahve içip Hasan Ali TOPTAŞ'ın geleceği standın önündeki kuyruğa geçip beklemeye başladım. Zaman geçmiyordu tabii ki.

    + Heyecandan ellerimdeki ter kitaplarıma geçmeye başlamıştı. Acaba neler söylesem diye düşünüyordum içimden ama inanın yazarla yan yana geldiğinizde durum hiçte düşündüğünüz gibi olmuyor.

    + Fazla uzatmadan yazar ile olan anımı anlatıp diğer şeylerden bahsedeyim. Saatinden önce yazar gelip yerine yerleşmiş, sırada bekleyen arkadaşların kitaplarını incelemeye, onlarla sohbet etmeye başlamıştı. Bizden önce yaklaşık 13-14 kişi vardı. Ve sıra bana geldiğinde neredeyse dizlerim birbirine çarpacak kadar heyecanlıydım.

    + Yazarın yanına gittiğimde ilk söylediğim oraya çok özel biriyle geldiğimdi. Beni kendisiyle tanıştıran kişi (BUTTERFREE)'de oradaydı. Kendisi beni bu güzel yazarla ilk olarak Ben Bir Gürgen Dalıyım eseriyle tanıştırdı. Yazara bunu söylediğimde çok şaşırdı ve yüzünde tebessüm oluştu. Sonra yazar kitabımı imzalarken O'na önce çok çok teşekkür ettim, edebiyat dünyamıza böyle güzel eserler bıraktığı için. İçinde kendimizi bulduğumuz, akıcı diliyle sürüklendiğimiz eserlerini keyifle okuduğumu ilettim kendisine. O'da bana öğretmen olup olmadığımı sordu. Hayır dedim mesleğimi söyledim ve bir zamanlar öğretmen olmak istediğimden bahsettim. O'da bana bir zamanlar öğretmen olmak istediğini ama kısmet olmadığını söyledi. Böyle kısa ve güzel bir sohbette bulunduk ama yazarın alçak gönüllüğü karşısında eğildim, kalemi karşısında eğildim, hayatı karşısında eğildim. İyi ki böyle yazarlara sahibiz ve hala hayattayken kıymetini bilelim..

    + Karşılaştığım bir diğer güzel olay KAFKAOKUR standında oldu. Oradaki dergilerden alışveriş yaparken görevlilerden biri üzerinde Sabahattin Ali'nin resmi olan defterden son 1 tane kaldığını söyledi. ''O zaman bize hediye edersiniz'' dedi BUTTERFREE aldığım dergi ve ayraçları uzatarak(şaka mahiyetiyle tabii ki ama içten içe istiyordum da :)) Onlar da kabul ettiler ve defteri bize hediye olarak verdiler. Bu da hoşuma giden bir diğer olay oldu. Hediyeleri için KAFKAOKUR ekibine teşekkürler.

    - Keşke hep böyle güzel şeyler olsaydı ama şimdi sıra can sıkıcı olaylara yer vermekte..

    - Arkadaşlar bende 2 kitap vardı.Sağımda, solumdaki arkadaşlarda da 3 en fazla 4 kitap vardı inceledim. Bazı arkadaşlar ellerine yazarın bütün kitaplarını kapıp gelmişler. Tek tek imzalatırken de sanki asker arkadaşıymış gibi yazarla sohbete tutulup hem yazarın kitapları imzalamasına müsaade etmediler hem de en az 40 50 tane fotoğraf çektiler. Bu nedir sizce? Ben bir açıklama bulamadım bu yaptıklarına. Resmen biz sıradaki diğer kişilere eziyet çektirdiler. Öncelikle o yazarı esir etmeye hakkınız yok. Sonra da biz sırada bekleyenleri.

    - Diğer bir mesele de ben mesela oraya gidebilmek ve bir imza alıp kısa da olsa sohbet edebilmek için 9.30 da yola çıktım ama oradaki yazarın yanındaki görevli kişiler orda bekleyen onlarca kişiyi hiçe sayıp diğer stant görevlilerinin veya kendi arkadaşlarının kitaplarını alıp,imzalatıp, yazarla görüştürüp büyük terbiyesizlik yaptılar. Bu ayıptır. Bizim hakkımıza girmektir. Kendisine öyle davranılsa hoşuna gider miydi acaba çok merak ediyorum. Sırada nerden baksanız 100 kişi vardı ve herkes bu hareketten dolayı benim kadar iğrenmiştir eminim.

    - Böyle şeylerin olması gerçekten canımı sıktı ve sizinle paylaşmak istedim. Daha güzel bir fuarda daha güzel anılar yaşamak isterim. Hayırlı akşamlar herkese.

    Dipnot: Hayatımın en güzel adımlarında benimle olan ve beni daha fazla heyecanlandırıp cesaretlendiren kişiye (BUTTERFREE) teşekkür ederim.
  • Her kitap fuarı çıkışı içimde tarifsiz bir korku ve endişe, acaba bu defa ne olacak diye.
    Dünü ucuz atlattık inşallah bugün de sağ-salim ve mütebessim bi şekilde atlatabiliriz.
  • Ne hissedeceğim bilemiyoruum :) Bu kadar okuyor muyuz yahu?
    https://www.haberler.com/...lgi-11447720-haberi/
  • Ne mi düşünüyorum? Şeyi; yarın sabah İstanbul'a gidiyorum. Tüyap Kitap Fuarı'nda son gün. Akşam döneceğim ve muhtemelen bağlı bulunduğum yayınevinin kitapları hariç - mutfağında bulunduklarım yani okuduklarım- bir kitap bile almadan dönebilirim İzmir' e. Aylarca para biriktirip 500-600₺ harcadığım fuarlar geldi aklıma. Belki doydum, belki de okumaya zaman bulamadığımdan elimdekileri eritmek istiyorum önce. Hatta her ikisi de olabilir.
    Her neyse, bu durum bana fazlasıyla garip geldi bir anda öyle yazayım dedim. 🙋🏻‍♀️
  • 1. Öncelikle şehrin bu kadar dışına kitap fuarı mı yapılır. Canım çıktı.

    2. 3.salondaki büyük yayın evlerini biraz araya mesafe bırakarak koysalarmış izdihamdan yürünmüyor.

    3. Tanrılar Çağı yazarı Oktay Volkan Alkaya ile tanıştım. Süper bi sohbet ettik.

    4. Aytmatov'un bütün kitaplarını aldım.

    5. Sanat galerisine gireyim dedim asrın hatası oldu kayboldum çıkamadım.

    6. Bookstagramların fuarı nasıl manupule ettiklerine şahit oldum. Cidden kötü kitapları insanlara gereksiz överek anlatıyorlar. Edebiyat dünyası birkaç ergenin avcuna bakar olmuş yazık.

    7. 4. Salon sahaflar çarşısı gibi ama çok samimi geldi bana. Rahşan Ecevit'i gördüm bir zamanların first ladysi bitmiş...
  • Kitap yalnız kalmış adamın dostudur :))📖