• 280 syf.
    ·2 günde
    Ben, Tanrı'nın yeryüzündeki kamçısıyım. Bu kadar büyük günahlar işlemiş olmasaydınız, tanrı, benim gibi bir cezayı başınıza musallat etmezdi.
    Atilla
    Avrupa'ya bir dönem nam salmış, bugünkü avrupanın belki de şekillenmesinde büyük payı bulunan Avrupa'nın Attilâ, bizlerin Atilla olarak bildiğimiz Avrupa Hun Devleti hükümdarının 5.yy yaşadığı aşk serüveni ve savaşlarının anlatıldığı bir eser idi. Büyük hayaller ile aldığım bu eser açıkçası beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Peyami Safa'nın diğer eserlerine nazaran sönük olan bu eseri eh işte tavsiye edebilirim diyebilirim. Fakat tarihi bir kitap olarak düşünmeyin...
  • 400 syf.
    ·21 günde·Puan vermedi
    Ben bir Limon Ağacıyım,
    Filistin toprağında
    Ne İsrail farkında ne de dünya.
    Budak budak
    Şerham şerham ihtiyar bir limon ağacı.

    Filistinlilerin ütopyası: 1948'den öncesi...
    Bir ütopya olarak mı kalacak bilinmez...
    Yahudilerin ütopyası (ya da dünyası mı desek) : Siyon...
    Tez-antitez= soykırım

    IMDB listesinin ilk sıralarında her zaman Yahudi soykırımını ele alan filmler yer aldı. Ne acıdır ki benzer kıyımlar Yahudiler tarafından Filistinlilere de yapıldı. Fakat biz bunları filmlerde değil haberlerde izliyoruz.

    Yapılan her türlü zulmü normal karşılayan hangi etnik ve dini grup mensubu olursa olsun ('' Lanet olsun"u IMDB'nin ilk sıralarında bırakarak) Müslüman kimliğimle '' Allah ıslah etsin'' diyorum.

    Kitaba gelirsek, romanlardaki kurgusallıktan uzak, tarihi belgelere dayanan, daha çok bir gazete yazısı okuduğunuzu düşündürten, olay ağırlıklı, roman dekorundan uzak
    tarihi bir kitap diyebiliriz. Olaylar arasındaki geçiş çok hızlı. Anlatım her ne kadar kronolojik bir sırayı takip etse de bazı geriye dönüşler akıcılığı etkiliyor. Edebi yönüyle zayıf fakat sunduğu bilgilerle değerli bir kitap.
  • 148 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Tarikat Siyaset Ticaret; 24 Ocak 1993 tarihinde bir suikast sonucu faili meçhul cinayete kurban giden Uğur Mumcu'nun 86, 87, 88 yıllarında yazdığı yazılarından derleme bir kitap. Yazıların derlemesini bizzat kendisi yapmış, yani kitap sağlığında yayınlanmıştır.

    Yazılarında o dönemin siyasi olaylarını ve siyaset adamlarını değerlendiriyor. Bol bol Kenan Evren'li, Turgut Özal'lı, ANAP'lı yazılar okutuyor bize. Güç, para, menfaat, irtica, din-siyaset oyunlarının kanıtları bu kitapta karşımıza dikiliyor. Din ve ideolojilerdeki sahteliği eleştiriyor kendi tarzında. Yıllarca ilmek ilmek işlenmiş sömürülerin o dönemde nasıl güçlenip ayaklandığını adım adım takip edebiliyoruz böylelikle.

    Bu yazıların kaleme alındığı yıllarda çocuktum ben. Yaşananları, bazı olayların başlangıç ve sonuçlarını o dönemde idrak etmem mümkün değildi. Fakat bilinçlenmeye başladığım dönemlerde babamdan çok dinlediğim, aklıma yerleştirdiğim bir çok olayı bu kitapta ayrıntıları ile okudum. Uğur Mumcu'nun dili yalın, ifadeleri net, mizahi zekası tadında. Bakış açısı tabi ki karanlık severlerin hoşlanmayacağı minvalde. Dönemin siyasi gündemini öğrenmek ya da hatırlamak isteyenler için de son derece anlaşılır ve akıcı bir kaynak.

    " Düşünenlerin öldürülmemesi, öldürülenlerin hiç unutulmaması dileğiyle..." ( Sunuş alıntı )
  • 125 syf.
    ·1 günde·Beğendi
    13.Ankara Fuarı'na gittiğimde aklımda tek bir yazar vardı,Melisa Kesmez.Özellikle Bazen Bahar kitabı çok önerildi.Onunla tanışmak için Bazen Bahar'ın yanlış tercih olacağını,Nohut Oda ile başlamam gerektiğini söyledi fuardaki görevli.Zaten en çok satan ve beğenilen kitabı Nohut Oda,doğal olarak ben de onunla başladım.5 öyküden oluşuyor kitap.İlk öykü Kalanlar,beni çok etkilemedi ama yine de sevdim sonra Son Bir Çay öyküsünü okudum.Konu olarak bu kadar güzel bir sorunu neden böyle basit yazdığını anlayamadım ve bir de tüm kitap boyunca aklımda olacak o soru belirdi "Her öyküde ana karakterler aynı kadın mı?"Çünkü kitabın atmosferi 4 öykü boyunca hiç değişmiyor.Annemin Çadırı hariç diğer 4 öyküde kadın karakterler adeta birbirinin ikizi.Öykülerdeki üslup hiç değişmiyor.Bilmiyorum belki de bunu özellikle yaptı.Ama bu durum beni rahatsız etti.Hayatımda belki de ilk defa bir öykü kitabında farklı bir öyküye geçerken ara vermedim.Sanki romanın farklı bölümlerini okuyormuşum gibiydi.Öykülerden sonra soluklanmaya,onları sindirmeye ihtiyaç duymadım.Çünkü ortada sindirilecek bir durum yoktu.Evet,genel olarak akıcı bir kitap hatta deyim yerindeyse bir çırpıda okumalık.Ama benim istediğim bu değil.Ben istiyorum ki her bir öyküden etkileneyim,düşüneyim bu olay neden oldu diye.Bilmiyorum bu kitap hakkında ne düşüneceğimi.Belki de çok büyük beklentiyle aldığım için böyle oldu.
  • 720 syf.
    ·11 günde·Beğendi·10/10
    Kahin...O kadar çok denk geldim ve o kadar çok  övgüsünü gördüm ki hemen okumam gerektiğini düşündüm. Benim tarzım biraz farklıdır.Genelde insanların pek beğenmediği şeyleri beğenir, çok beğenilen ayılıp bayılınan şeyleri ise pek beğenmem.Ama bu kitap bana,diger okuyan insanlarla tamamen aynı fikirde oldugumu gösterdi.Kitabin son sayfasini okuyup kapağını kapatınca ilk cümlem:"Vay be!Allah'ım, ben az once nasıl bir kitap bitirdim?" oldu.Kurgu inanılmaz başarılı. Bir insan nasıl böyle bir kitap yazabilir, bu kadar şeyi nasıl düşünebilir,nasıl ufacık bir yerde hata yapmaz, nasıl akıl edebilir deyip durdum.O kadar güzel ki içinde ne ararsanız var, Aşk, psikoloji, gerilim, korku, intikam, fizik, polisiye...Düşmeyen bi tempo..ilk sayfalardan sonuna kadar ufacık bir yerde sıkıldığımı dahi bilmiyorum.Ama 400lerden sonra daha bi heyecanla okuduğumu söylemeden gecemiycem.Sonunu az çok tahmin etmiştim bu yüzden bende çok şok etkisi yaratmadı. Yazarın okuduğum ikinci kitabı.Kalemi çok kuvvetli.Hep ters köşe yapıyor.Eğer ki yazarının Türk olduğunu bilmesem kesinlikle yabancı ve polisiye-gerilim dalında ün yapmış  bir yazar yazdı derdim. O kadar iddiali..Kesinlikle dünyaya açılmalı ve bence filmi çekilmeli Yazarı çok sıkı takipteyim ve kısa süre sonra 3. kitabı çıkacak onu da ilk alanlardan olacağıma eminim
  • Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
  • ‪Oğuz Atay “beni anlamalısın, ben kitap değilim.” der ve ekler “yaşarken anlaşılmaya mecburum.” insan sevilmekten çok anlaşılmak istiyor.‬