19. Yüzyıl Siyasî Tarihi - 1789-1914

Fahir Armaoğlu

19. Yüzyıl Siyasî Tarihi - 1789-1914 Sözleri ve Alıntıları

19. Yüzyıl Siyasî Tarihi - 1789-1914 sözleri ve alıntılarını, 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi - 1789-1914 kitap alıntılarını, 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi - 1789-1914 en etkileyici cümleleri ve paragragları 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Napolyon, Sainte-Helénè'de sürgünde iken, yapmış olduğu savaşların ve harcadığı çabaların tek bir amaca yönelik olduğunu ve bunun da bir Avrupa Birliği olduğunu söylemiştir. Bu Birlik, Napolyon'a göre, aynı ilkelerin, aynı sistemin her yerde egemen olduğu, mahkemelerin yanlışlıklarını düzeltecek tek bir yargıtayın, tek bir para sisteminin, aynı ağırlık sisteminin, aynı ölçülerin, aynı kanunların bulunduğu bir Avrupa olacaktı. Bu birleşmiş Avrupa'da herkes aynı bir halka mensup olacak, herkes serbestçe seyahat edebilecek, herkes kendini aynı vatanda hissedecekti. Bu birleşmiş Avrupa'ya Napolyon "Avrupa Federasyonu" adını veriyor ve "Avrupa Federasyonu fırtınalar arasından geçilerek gerçekleşecektir. Cihanşümul bir yangını ateşlemek için bir tek kıvılcım yetecektir" diyordu.
Sayfa 116 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)Kitabı okudu
Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar' dan çekildi. Fakat Makedonya yine huzura kavuşamadı. Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan arasında "Makedonya Kavgası", bu satırların yazıldığı tarihte, hala Devam etmek­ teydi. Çünkü, beşyüz yıldan fazla süren Türk egemenliğinin bıraktığı boşluğu, Balkan devletlerinden hiç biri doldurma yeteneğini gösterememiştir. Bu, Türk'ün Balkanlar'da sağladığı yönetim ve istikrarın fa ziletini gösterdiği kadar, bu yönetim ve istikrarın yıkılmasının hazin sonucudur.
Reklam
Çin halkı, yabancıların teknik üstünlüğünü kabul etmekle beraber, onlara daima tepeden bakmıştır. Bunda eski ve büyük bir uygarlığa sahip olmanın gururu çok etkili olmuştur. Çin halkı, eski geleneklere Japonlardan daha fazla bağlı kalmıştır. Konfüçyanizm de bunda rol oynamıştır. M.Ö. 3. yüzyılda ortaya çıktığında, bir toplum ve ahlâk kuralları niteliğini taşıyan Konfüçyanizm, zamanla bir din haline getirilmiş ve dolayısıyla dünyevî karakterini de kaybetmiştir. Çin halkına, maddî gelişmeden ziyade, manevî ve uhrevî dünyanın esas olduğu fikrini yerleştirmiştir. Çinlinin iç âlemi dış dünyadan daha önemli sayılmıştır. Hele son zamanlarda, statükonun en yüksek düzen olduğu ilkesini de kabul etmeye başlamıştı. Bundan dolayı, Japon milletinin askerlik ruhuna ve sert karakterine karşılık, Çin milleti daima huzur ve barışı tercih etmiştir. Değişiklikten hoşlanmamış, mevcut ile yetinmeyi ve tatmin olmayı bir yaşam ilkesi haline getirmiştir.
Sayfa 730 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)Kitabı okudu
Lâtin Amerika'nın bağımsızlık hareketlerinde özellikle dört olayın etkisini belirtmek gerekir. Bunlar, Amerikan ihtilâli bu ihtilâle yardım eden İspanya'dan intikam almak için İngiltere'nin, İspanyol sömürgelerini bağımsızlığa kışkırtması, Fransız İhtilâli ve nihayet Napolyon'un 1808'de İspanya'yı işgal etmesidir.
Sayfa 676 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)Kitabı okudu
ll. Mahmud, orduyu ıslah etmek için Eşkinci adı ile yeni bir askerî örgüt kurmuştu. Lâkin Yeniçeriler bu ıslahata karşı gelerek 11 Haziran 1826'da kazan kaldırdılar. Bunun üzerine, ll. Mahmud, artık anarşi ve fesat ocağı haline gelen ve son zamanlarda işe yaramaktan uzak bulunan, beş yüz yıllık bir teşkilâtı kaldırmaya karar verdi ve Yeniçerilerin toplandığı At Meydanı'ndaki kışlaları birkaç saat topa tutarak, Yeniçeriler dağıtıldı. Arkasından, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırıldığı bütün Osmanlı ülkesine ilân edildi. Yeniçeri Ocağı'nın yerine, "Asakir-i Mansure-i Muhammediye" adı ile yeni bir askerî teşkilât kuruldu. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına, tarihimizde "Vak'a-i Hayriye", yani "Hayırlı Olay" denir.
Sayfa 190 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)Kitabı okudu
Fransız İhtilâli'nin ve anayasa çalışmalarının dayandığı tek ve temel kavram, "millet egemenliği" olmuştur. Bu, ihtilâlin yeni siyasal iktidar anlayışının dayandığı temel kavramdı. 1791 Anayasası, "Egemenlik millete aittir", "Bütün iktidarlar kaynağını milletten alır" ve "Kanundan daha üstün bir otorite yoktur ve kral ancak kanunla hükümdarlık yapar" demekteydi. Bu temel kavramlarla, o zamana kadar hükümdarlık otoritesinin dayandığı Tanrı ve din kavramları, bu iktidarın altından çekiliyor ve bunun yerine "millet egemenliği" ve "milli irade" ilkeleri konuyordu. Eğer bu biçim bir düşünce, bütün Avrupa milletleri arasında yayılacak olursa, monarşik ve otokratik iktidarların sallanmaya başlaması işten bile değildi. O halde, monarkların menfaati, bu yeni, alışılmamış ve işitilmemiş kavramları ortaya atan hareketin bir an önce durdurulmasında idi.
Sayfa 63 - Timaş Yayınları, 17. Baskı (2017)Kitabı okudu
Reklam
236 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.