Ayşe Kulin Bu kitabın bana öğretmenlerim tarafından örnek alınası güçlü bir kadını anlatıyor diye tavsiye edildiğine inanamıyorum. Okurken o kadar sinirlendim ki, bir daha kimsenin "bak bunda da güçlü kadın var ha" diye önerdiği bir kitaba o beklentiyle başlamayacağım. Güçlü kadın diye lanse edilmeye çalışılan karakterler buluyorum çünkü
Aylin Devrimel Radomisli Cates kitapta herkesin hayran olduğu bir karakterken Tuğba Ünsal gibi hiçte güzel olmayan bir artist tarafından canlandırılması hususunda bir şeyler söylemek istiyorum. Kitap kapağında da görüldüğü gibi veya zihninizde de hayal ettiğiniz de anlayabileceğiniz gibi vasatın altı bir tiple ne kadar çok övgüye mazhar olabileceğinizin kanıtı olan şey sadece Osmanlı yönetici zümresini "etrak-ı bi idrak"dediği Türklerin kanını nasıl emdiği ve yüzyıllarca nasıl asalak gibi yaşadığı ve hatta tek bir buluş dahi yapmadan Avrupa zihniyetinin nasıl stepnesi gibi yaşadığı ve Giritli Deli Paşanın torunu olarak kendisinin de bilime hiç bir katkısı olmadan nasıl hayatta kaldığının canlı tezahürü bu kitapta anlatılan karakter. Aynı dedeleri gibi hiç bir şey kanıtlamadan bir öneme mazhar olan insanlardan.
Hayattaki başarısı sadece zengin koca kapaklamak olan kadınlara örnek mahiyetinde ama kötü bir örnek. Problemlerini çözmesi gerektiği hastalarına alkol kullandırtan ve bunu da etik saydığı "günah kavramı olmaması kılıfına uyduran " etik dışı çalışan bir psikiyatrist. Yer yer karakterler çok nahoşça konuşuyor bence örneğin " Enayilik Türklere vergidir." Cümlesi beni okurken "Acaba ben yanlış mı okuyorum!!!!"diye hayretten hayrete sürükledi. Bir Arap bedevisini prens yerine koyması ise çok gülünç geldi. Abes bir kadının abes hikayesi sadece. Aylin karakteri benim için sadece çok çirkin bir kadın. Kesinlikle güzel bir kadın olduğunu düşünmüyorum.