Serhat, ömrünün uzun bir zamanında yaşama amacını sorgulamış bir adam. Yaşı olgun olmasına rağmen bulunduğu yerin ve konumun onun için doğru olup olmadığını sürekli olarak kendine soruyor. Kendinin hep yanlış yerde olduğunu, ait olduğu yeri bulmak üzere farklı yerlere gitmek zorunda olduğunu hissediyor. Mero, sevdiği kadınla evli, hayatını oturtmuş, akşam evinden işine gelen sabah yine aynı şekilde işine giden, rutin ve rahat bir yaşam süren, karısının hayatının kadını olduğunu düşünen ve onu çok seven bir adam. Roza, Mero’ nun karısı, severek evlenmiş ama kendi içindeki boşluklara hayatının rutinini ve Mero’ yu sığdıramamış bir kadın. Kocasını çok seviyor ama onunla olan paylaşımı yetersiz , rutinlerin arasında kocasını kaybetmiş ve nasıl bulacağını aslında bilmiyor. Kendini sadece iş ve ev arasındaki konfor alanına kaptırmış olan Mero’ yu bir türlü kendi alanına çekemiyor. Roza aslında ait olduğu yerin bu ev olduğundan şüpheli, o da bulunduğu yeri sorgulayanlardan.
•
Hayat Serhat ve Roza için bu rutinde ilerlerken ikisi içinde hiç beklemedikleri yollar açılıyor. Serhat, ait olduğu yeri bulmak için bambaşka bir ülkeye gitme kararı alıyor. Roza ise onu içinde bulunduğu aidiyetsizlikten kurtaracak bir ışık görüyor ve o ışığın peşinden, Mero’ ya bir veda mektubu bırakarak gidiyor.. Mero, Serhat ve Roza ‘ nın hayatları ait oldukları yerlere doğru gidebilecek mi? Yoksa ilerde karşılaşacakları tesadüfler zinciri onları içinden çıkılmaz yollara mı savuracak?
•
İnsan ait hissetmediği bir yerdeyse ona sunulan hiçbir hayatı kendi hayatı gibi yaşayıp kendini o yaşamın içinde olduramaz. Hep kafasında aynı sorularla ilk başladığı yerde takılıp kalır. Kişi, benim olmam gereken yer burası mı ? Yaşamam gereken hayat bu mu ? Sorularıyla bir ömrünü geçirir.. Ya da sonunda ait