Bu ülkenin insanları şimdi yataklarında mışıl mışıl uyuyorlar. Bu ülkede onbinlerce cinayet işlendi, görmediler. Daha onbinlercesi işlenecek. yine görmeyecekler. Görmemezlikten geldikçe sıranın kendilerine gelmeyeceğini sanıyorlar. Onların yerine de utanıyorum. Uyuyor musun? ... Yorgunsun, biliyorum... Sen şimdi uyu ...
Bu millete dönüp deseler ki, cellatlık için sınav açtık, en az bir milyon kişi sınav için müracaat eder. Bir de rüşvetle, hatırla torpil aramaya kalkarlar.
Atmışlar seni bir kuyunun içine, duruyorsun! Bir eşeği de bir yere bağlarsın, önüne otunu, suyunu koyarsın, yatar kalkar, yer içer, Ömrü oldukça yaşar! Senin ne farkın var bundan!
İnsanın "kişi" olmaktan çıkarılıp özünü yok sayan , yok eden bir bireyleştirme yöntemi izlenerek nesnelleştirildiği, görünür kılındığı bu düzende bireyler, sistemin öngördüğü rekabet ilişkileri çerçevesinde birbirlerini görerek, birbirleri üzerinde bir baskı stratejisi oluşturuyorlardı .
Hocam, sana bir soru . Hayat gerçekten bu kadar güzel mi? Ona asılmaya değecek kadar. Yoksa, biz hayatı yaşayamadığımız için mi o bize böyle güzel geliyor?