·
Okunma
·
Beğeni
·
18
Gösterim
Adı:
Alo Baba!
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053237105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cinius Yayınları
Kiminizin babası telefonun ucunda, kiminizin babası yanı başınızda… Babanız hâlâ hayattaysa çok şanslısınız ve babanız yaşadığı sürece siz küçük bir çocuk olmaya devam ediyorsunuz. Bu siz fark etmeseniz de harika bir şey aslında. Bir insan sadece babası öldüğünde büyüyor. Sığınacak liman, konuşacak arkadaş da çekip gidiyor. Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz ve azarını duyacağınız bir babanız yoksa o zaman büyüyorsunuz işte. İster 10, ister 50 yaşında olun, babanız yaşıyorsa siz hala çocuksunuz.

Ben çocukluğumu kaybettim. Hâlâ telefon çaldığında babam arıyor sanıyorum. Günde en az üç kez beni arayan ve “Alo baba” demekten bazen sıkıldığım babam yok artık. Onu kaybedeli aylar oldu ama aklımdan bir an olsun çıkmıyor. Çıkmadığı gibi rüyalarımda ders vermeye devam ediyor. Ben çocukluğumu kaybettim. Hâlâ çocuk olanlar, babanızın kıymetini çok iyi bilin olur mu? Kaybettikten sonra ağlasanız da sızlasanız da ne gelen var ne giden. O gitti mi öpülecek eliniz, bayramlarınız ve en önemlisi çocukluğunuz gidiyor. Şimdi bir düşünün bakalım; şu an rehberinizde kayıtlı olan babanıza ulaşmak istiyorsunuz ve ulaşamıyorsunuz, o an ne hissederdiniz?

Benim yaşadıklarım da öyle derin şeyler ki daha fazla kişiye ulaşsın istedim. Yazarak rahatlamak istedim. Biliyorum ki benim yaşadıklarımı yaşamış milyonlarca insan var yeryüzünde. Ya yaşamayanlar, henüz ölüm gerçeği ile tanışmamış olanlar… İşte bu kitap biraz onlar, biraz da babasını kaybedenler için. Ama en çok da babasının kıymetini yaşarken bilmeyenler için yazıldı. Okuyacağınız her sayfasında kendinizden izler bulacaksınız. Yeri gelecek kızacak, yeri gelecek belki de ağlayacaksınız. Buna ben değil siz karar vereceksiniz aslında...
84 syf.
·1 günde·6/10
Herhangi bir iddiası olmayan, samimi duygularla kaleme alınmış bir kitap. Her şeyden önce verilen emeğe saygı duyuyorum. Babasını kaybetmiş genç bir insanın, hayatını ve hissettiklerini okudum kitapta. Sevdiğim bir arkadaşımın hayatından izler taşıdığını söylemesi üzerine tanışma şansım oldu yazarla da. Başka bir kitabı yok sanıyorum ama yeniden okumayı düşüneceğim bir yazar değil ne yazık ki. Dilerim saygısızlık olarak algılanmaz. Her kitap her okura hitap etmek zorunda değil pek tabi. Ama günlük konuşma dilinin dışına çıkılmamış kitapta. Sadece babasının anısına ve hatıra olarak da yayımlanmış olabilir diye düşündüm. Kim bilir? Kitaplarla kalınız...
"İnsan neden gün sayar ki?" diyordum önceleri. Kimi askerde gün sayar kimi cezaevinde kimi de ne bileyim nikah günü için gün sayar. Peki ama insan ölen babasının ardından neden gün sayar ki?
Sadık Şimşek
Sayfa 40 - Cinius Yayınları
En zor olanı da bu ya işte. Gidenin gelmeyeceğini bildiğin halde yeniden dönecekmişçesine hissetmek.
Sadık Şimşek
Sayfa 39 - Cinius Yayınları
Ben bu hayatta en çok babamı sevdim ve en çok ona güvendim. Güvendiğim tek adam artık yok...
Sadık Şimşek
Sayfa 74 - Cinius Yayınları
Bir insanın kalbi tek odalıdır, ikinci bir kişiye kalbinde yer veriyorsa onun adı sevgi olamaz.
Sadık Şimşek
Sayfa 84 - Cinius Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Alo Baba!
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053237105
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cinius Yayınları
Kiminizin babası telefonun ucunda, kiminizin babası yanı başınızda… Babanız hâlâ hayattaysa çok şanslısınız ve babanız yaşadığı sürece siz küçük bir çocuk olmaya devam ediyorsunuz. Bu siz fark etmeseniz de harika bir şey aslında. Bir insan sadece babası öldüğünde büyüyor. Sığınacak liman, konuşacak arkadaş da çekip gidiyor. Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz ve azarını duyacağınız bir babanız yoksa o zaman büyüyorsunuz işte. İster 10, ister 50 yaşında olun, babanız yaşıyorsa siz hala çocuksunuz.

Ben çocukluğumu kaybettim. Hâlâ telefon çaldığında babam arıyor sanıyorum. Günde en az üç kez beni arayan ve “Alo baba” demekten bazen sıkıldığım babam yok artık. Onu kaybedeli aylar oldu ama aklımdan bir an olsun çıkmıyor. Çıkmadığı gibi rüyalarımda ders vermeye devam ediyor. Ben çocukluğumu kaybettim. Hâlâ çocuk olanlar, babanızın kıymetini çok iyi bilin olur mu? Kaybettikten sonra ağlasanız da sızlasanız da ne gelen var ne giden. O gitti mi öpülecek eliniz, bayramlarınız ve en önemlisi çocukluğunuz gidiyor. Şimdi bir düşünün bakalım; şu an rehberinizde kayıtlı olan babanıza ulaşmak istiyorsunuz ve ulaşamıyorsunuz, o an ne hissederdiniz?

Benim yaşadıklarım da öyle derin şeyler ki daha fazla kişiye ulaşsın istedim. Yazarak rahatlamak istedim. Biliyorum ki benim yaşadıklarımı yaşamış milyonlarca insan var yeryüzünde. Ya yaşamayanlar, henüz ölüm gerçeği ile tanışmamış olanlar… İşte bu kitap biraz onlar, biraz da babasını kaybedenler için. Ama en çok da babasının kıymetini yaşarken bilmeyenler için yazıldı. Okuyacağınız her sayfasında kendinizden izler bulacaksınız. Yeri gelecek kızacak, yeri gelecek belki de ağlayacaksınız. Buna ben değil siz karar vereceksiniz aslında...

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Meyrem KARADENİZ
  • Nil Şah

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%100 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0