ARZU ÜRETİMİ
Yeni Sosyolojik Deneyimler
DELEUZE
Arzu kavramı felsefenin çokça kullandığı bir kavramdır.
İnsanı ayakta tutan Temel duygulardan biri hatta başat olanıdır.
Arzu ile nesiller devam eder.
Arzu ile öte dünya kurgulanır.
Arzu ile yemek yenir, arzu ile tatil yapılır, arzu ile her iş yapılır.
Arzu bu kadar önemliyken onun nasıl üretilebileceği ve/veya nasıl yönlendirilebileceği önemli olmaz mı?
Günümüz insanının temel özelliğidir arzunun peşinde gitmek.
Arzunun önü alınamadığında işlerin nerelere kadar varabileceğini Sade’nin tasarladığı arzu şatolarındaki anlatımlardan görebiliyoruz.
Arzunun nelere hükmettiğini dinlerin ortaya koyduğu Cennet kavramsalıyla da daha iyi görebiliriz.
Schopenaure’in İstek ve Tasarım Olarak Dünya kitabından Arzunun kudretini daha iyi anlayabiliriz.
O halde bu duygu üretilebilir mi?
Bu duygu üretilip yönlendirilebilir mi?
Çağdaş yaşamı Arzu Üretimi perspektifi ile yeniden kurulamak mümkün mü?
1925-1995 arasında yaşamış Fransız filozof Gilles Deleuze’ün bakış açısından Arzu Üretiminin günümüz dünyasında nasıl yapıldığınının anlaşılır Sosyal Deneyim örnekleri ile anlatıldığı güzel bir kitap.
Tanıtım bülteninde şöyle anlatılmış:
“Gündelik hayat deneyimlerimizi sosyolojik teoriyle ne kadar ilişkilendirebiliriz?”
“Starbucks'ta kahvemizi yudumlarken masaya bıraktığımız Iphone'ların yaydığı hazzı, Nusret'te kafes yerken toplumsalı tuzlayışımızı, iş yerinde Zaytung'taki haberlere güldükten sonra eve gelip Masterchef programını izlemeyi ya da Twitter'daki entelektüel profilimizi nasıl teorileştirebiliriz?”
“Bu sorular bağlamında, arzunun toplumsal alanda nasıl üretildiğini, salt teorik değil aynı zamanda pratik açıdan da ele alarak uzun zamandır tartışılagelen teori ve pratik arasındaki kopukluğa bir nebze de olsa cevap verme niyeti