kitabı bitireli daha beş dakika bile olmadı. Taze taze yazıyorum...
Öncelikle çok güzeldi, yani ilk kitabından kat kat daha güzeldi. Her sayfa çevirişimde şok geçirdim. Şaka yapmıyorum yani, o kadar ağzım açık okudum ki.... anlatamam. Aşırı beğendim. Ve bir itirafım var BEN HİMURA'YI AFFETTİM ÇÜNKÜ O ÇOK TATLI BİR İNSAN OLDU YANİ BEN KARAKTER GELİŞİMİ DİYE BUNA DERİM
----------------------------------------------------------------------------------------------
3. kitabı, yazılalı ve çevrilene kadar büyük ihtimalle ben bu kitabı unutmuş olacağım çünkü bu kadar olayı ve kaosu hatırlamam mümkün değil. Bu yüzden yaşanılan her şeyi yazmam gerek. Yani direkt spoilerli olacak..
Başlıyorum:
(gelecekteki ben olabildiğince kıslatarak anlatmaya çalışıyorum)
Kurara, Haru, Sayo ve Tomoe önceki kitabı hatrlarsanız (ki bilmiyorsunuz büyük ihtimal) imparatorluktan kaçıyorlardı. Bu kitapta kaçmalarıyla başlıyor. Kaçıyorlar ve sürekli hareket halindeler, sürekli yiyecek falan arıyorlar ve ormanda uyuyup kalkıyorlar. Amaçları büyük akıntı'ya gitmek. Çünkü orada orihime gemisi var, yani bunların görevlerini yerine getirdiği gemi. O gemiye ulaşmak için büyük akıntıya gitmeleri gerek. Bir gün yine yemek ararlarken içlerinden biri(kim olduğunu hatırlamıyorum) bir ev bulduğunu ve ormanda yatmaktan daha az tehlikeli olduğunu söylediği, harabe bir ev buluyor. Teklikesi az ve terk edilmiş olduğu için bunlar da eve giriyorlar. Fakat kurara'yı uyku tutmuyor çünkü sürekli kendisine birisi sesleniyormuş gibi hissediyor. Kurara üst kata çıkıyor ve bir şikigamiyle karşılaşıyorlar. Şikigaminin adı Banri, Banri efendisinin(kanını kendisine bağlamış hünerbaz) öldüğünü ve aklını kaybetmemek için kendini kapattığını fakat Kazami köyüne (eski hünerbaz köyü, artık yanmış bir halde) gitmesi gerektiğini
Herkese merhabaa :) Hala etkisinden çıkamadığım bir kitap olan Asi Ateş kitabının incelemesini çıkarmak istedim. Henüz emin değilim ama incelemem spoiler içerebilir, kitabı henüz bitirmediyseniz ya da okumayı düşünüyorsanız lütfen okumayın. Bu kitapta da Prenses Tsukimi maalesef yakamızı bırakmıyor. O kadar bencil ve açgözlü bir varlık ki gerçekten ona aşırı sinir oluyorum. Prens Ugetsu da aynı şekilde, ikisini bir odada tamamen yalnız bıraksanız birbirlerini ilk kim öldürecek diye düşünürsünüz. Gerçekten kardeş oldukları belli oluyor çünkü ikisi de dünyanın kendi etraflarında döndüklerini düşünüyorlar. Tsukimi kitabın sonunda ölümle karşı karşıya kalınca belki bir sorgular diyorsunuz ama hala kabullenemiyor. Ruki’ye ne kadar gıcık olsam da umarım o kazanır ve artık şu Tsukimi’den kurtuluruz. Neyse; diğer konulara dönecek olursak, Himura’nın en azından biraz pişman olup Kurara’ya yardım etmeye çalışınca ona karşı biraz daha yumuşadım ama gene de hala sinirliyim. Akane onun yüzünden öldü, ayrıca Kurara’nın ve Haru’nun özünü Prenses Tsukimi’ye sattı. Ne için mi? Şikigamileri ve Hünerbazları anlatan değersiz bir kitap için. Eğer Kurara ve Haru’yu bu duruma düşürmeseydi Haru o kitapta yazanların daha fazlasını ona anlatabilirdi. Ama o tabii ki de farklı yolu seçti ve sonuçlarına da katlandı . Bu kitapta kendisini affettirmeye çalışması en azından daha akıllıcaydı. Özellikle Haru’yu Fujiva’nın kölesi olmasından kurtarması gerçekten güzel bir hareketti. Umarım 3. Kitabı hemen çevirirler ve bende hemen okuyabilirim. Çünkü kitap yine soru işaretletiyle bitti. Kitabın tek sıkıntısı Haru’nun erkek mi yoksa kız mı olduğunu pek söylememesiydi. Yaklaşık 300. sayfalarda erkek olduğunu öğrendim krkfkfj. Ama sonra da prenses falan diyorlardı aklım iyice karıştı. En uzun yazdığım
Güzel bir kitaptı. İlk kitabını da heyecanla okumuştum ve bu kitapta da aynı heyecanı aldım. İlk kitabı gibi bu kitabında sonu kafamıza soru işaretleri bırakarak bitti bu beni çileden çıkarıyor :) eğer serinin bütün kitapları böyleyse ben ne yapacağım acaba... Serinin kurgusu kendini bana hayran bıraktı. Macera okumak isteyenlere tavsiye ederim bu kitabı.
Son olarak bir şey sormak istiyorum. Kitaptaki Haru karakteri kız mı? yoksa erkek mi? Bunun tam olarak anlaşılamaması benim çok sinirimi bozdu. Acaba çeviri hatası mı? yoksa yanlış mı yazılmış bilmiyorum ama bazı kısımlarda oğlan denirken bazı kısımlarda bir kıza hitap ediyormuş gibi yazılmıştı. Mesela bir bölümde Kurara "kısaca senden güzel bir prenses olurdu" diyordu fakat başlarda kitapta oğlan diye yazılmıştı. Bu benim çok kafamı karıştırdı. Galiba kitaptaki beni rahatsız eden tek durum bu. Okuyacak olanlara iyi okumalar diliyorum.
Bu kitap birinci kitabından çok daha heyecanlıydı.Ama bildiğim tek bir şey varsa o da himura eğer yanımda olsaydı onu öldürürdüm. Heyecan patlamasına neden olacak bi kitap.
Serinin ikinci kitabı da çok güzeldi. Şikigamiler hakkında çok şey öğrendik. İlk kitaba göre daha hareketliydi. Bakalım bundan sonra neler olacak. 3.kitap çabuk çıkar inşallah!
Öncelikle gerçekten iyi düşünülmüş, zengin bir hayal gücünden beslenmiş, kültür ögeleri eklenmiş, akıcı, okuması keyifli ve geniş bir yaş aralığına hitap eden bir kitap. Ben kitabın gerçekten yaratıcı bir zihnin ürünü olan katmanlı bir hikaye sunduğunu düşünüyorum. Yazarın origami ve fantastik kitap hobilerini birleştirerek kendi kültürüyle harmanlayıp yine de dünyada da karşılık bulacak etkili bir macera sunmasına, yarattığı evrene bayıldım.
*Spoiler*
Hünerbaz-Şikigami ilişkisini mitolojiden tanıdığımız Ouroboros yani kendi kuyruğunu yiyen yılan hikayesiyle tatmin edici, insanın güç için yapabileceklerini gözler önüne seren bir yanıtla bağlaması hoşuma gitti. Bize de kim iyi kim kötü, kim hangi sonu hak ediyor, şikigamiler birey olarak mı değerlendirilmeli yoksa hem önceki hayatlarından hem tüm hünerbazların suçlarından mesuller mi gibi sorgulayacak, üstüne düşünecek ve taraf seçmemizi sağlayacak güzel bir alan bıraktı.
Yine benzer şekilde Sohma'nın kendi ideolojisini alevlendirmek ve yandaş toplamak için kendi halkının acı çekmesini, zarar görmesini desteklemesini ve hatta planlamasını, prensin ve prensesin taht savaşı uğruna yaptıklarını, politik oyunlarda ana karakterler dışındaki herkesin piyonlaştığını görmemiz de yine kitabın düşündüren farklı katmanlarındandı.
Hikayede iyi ve kötünün çizilebilecek net bir çizgiyle ayrılamayacağını da aslında hem Kurara'nın geçmiş ve bugün verdiği kararlardan, hem Himura'nın karakter gelişiminden, hem mezar bekçisinin adalet anlayışından görebiliyoruz diye düşünüyorum. Tabii Prenses Tsukami ve Prens Ugetsu burada biraz daha çizgileri net karakterler.
Umarım serinin 3. kitabı da en kısa sürede bizimle buluşur.
Acayip güzel bir kitap. Ben hala etkisi altındayım. Etkisinin bir süresi yok, ben bunu 6 ay önce mi ne o zamanlarda okudum ve hala etkisi altındayım. Şimdi siz düşünün ne kadar iyi bir kitap olduğunu.