Adı:
Avrupa
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055911287
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nüve Kültür Merkezi
Baskılar:
Avrupa
Avrupa
Günümüz Avrupa'sı ciddi bir karamsarlık içindedir. Her ne kadar bu karamsarlığın nedeni, 2009 yılından itibaren acı yüzünü başta ABD olmak üzere, Avrupa üzerinde de hissettiren küresel mali kriz olsa da, asıl kriz demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü prensiplerinde yaşanmaktadır. Başka bir ifadeyle, Avrupa'nın beşiklik yaptığı Aydınlanma ve demokratik devrimlerin birer uzantısı olan hoşgörü, çokkültürlülük, kültürel çoğulculuk, karşılıklı anlayış ve dayanışma parametreleri demokrasi anlayışının gerisine düşmektedir. Bu durum tekno-ekonomik gerilemeden daha vahim sonuçları olan bir olgudur. Bu olgunun altında, Avrupa'ya doğru gerçekleşen ve bundan sonra artarak devam etmesi kaygıyla beklenen göç olgusudur. Göçün altında yatan ana korku ise, bu olgunun Avrupa değerlerine ters düşen kültürlere sahip insanları kıtaya taşıdığı kanaatidir. Bu kanaat; farklılıklara hoşgörü, çokkültürlülük, kültürel çoğulculuk, karşılıklı anlayış gibi değerlerin erozyona uğramasına ve eşit vatandaşlık anlayışı yerine ayrımcılığın, ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının esas alınmasına yol açmaktadır. Bir de buna karar alma süreçlerine halkların katılamadığı, Birlik düzeyinde aidiyet hissinin zayıfladığı, ortak Avrupa kimliğinin oluşturulamadığı, Anayasa'nın 2007 Lizbon Anlaşması'nın temel ilkelerinden ibaret kaldığı, dar ufuklu ve tutucu liderlerin inhisar altına aldığı, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının ve buna bağlı bir ortak dış politikanın geliştirilemediği ve demokrasi kısıtının had safhaya ulaştığı bir Avrupa tablosu eklendiğinde, artık Avrupa Birliği'nin küresel bir aktör olma idealinin bir hayal haline geldiğini açıkça söyleyebiliriz. Tüm bu gerçekler ışığında bu kitap, Avrupa'nın ortak değerlerini, kimliğini, kolektif sembolleştirme ve temsiliyet problemini tarihsel, sosyolojik ve politik boyutlarıyla ele almaktadır. Bu çözümlemeler çerçevesinde bütünleşme süreci ve politikaları masaya yatırılmakta ve özellikle müzakereci bir ülke olarak Türkiye'nin üyeliği Avrupa değerleri, özgünlüğü, kültürü, uygarlığı, kimliği, ortak mirası ve çeşitliliği bağlamında sorgulanmaktadır. Buna ek olarak, modernleşme ile Avrupalılaşma konseptleri karşılıklı bir mukayeseli analize tabi tutularak modernleşmenin yarattığı zıtlık ve çelişkiler; bireyselleşme, bireycilik, kolektif kimlik kavramları çerçevesinde tartışılmaktadır. Burada asıl üzerine odaklanan konu; günümüzde Türkiye'yi de kıskacı altına alan kimlik politikaları, kolektif kimlik talepleri ve bu taleplerin yaratabileceği riskler, gerek Avrupa toplumları ve gerekse uluslar arası ilişkiler bağlamında irdelenmektedir. Tam da bu noktada modernleşme ile modernleşme ideolojisi -ki Avrupa için tehdit olarak algılanmaktadır- arasındaki ayrıma dikkat çekilerek, bu ideolojinin insanları yanlış istikametlere taşıyacağı varsayımından hareketle, rasyonel dünyaya, piyasa ekonomisine ve bilimsel ve teknolojik gelişmeye uyuma hapsedilmiş bu ideolojinin gerçek bir kolektif kimlik ve sembolizasyon oluşturamayacağı yargısına varılmıştır. Ki bu yargı, Türkiye'nin müzakere çerçeve belgesinde açıkça ifade edilmese de, üyelik sürecini olumsuz yönde etkileyen görünmeyen bir parametredir. Son olarak, Avrupa'nın meydan okumasına imkan verecek, ümit vadeden bir gelecek perspektifi ve projeksiyonu çizmek için zemin oluşturacak alternatif kolektif kimlik modelleri sunulmuştur. Neticede elli yıllık geçmişiyle Avrupa Birliği'nin pek çok başarıya imza attığı, bu görece kısa zaman diliminde umulandan daha fazla etkinlik ve etkilik sahibi olduğundan hareketle, yerel, ulusal ve bölgesel düzeyde çözülemeyen pek çok problemin Birlik seviyesinde çözüm bulduğu belirtilmiştir. İşte bu gerçeklik kitabın şu hüküm cümlesiyle tamamlanmasına temel teşkil eder: Risk toplumunu güvenlik toplumuna dönüştürerek, birbiriyle çatışan çıkarları ve biri diğerini ortadan kaldıran çeşitlilik unsurlarını ortak bir uzlaşma noktasında birleştirerek Avrupa, şu an tıkandığı sorunlarını demokratik ve rasyonel metotlara dayanarak çözmenin yollarını muhakkak bulacaktır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Avrupa
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055911287
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nüve Kültür Merkezi
Baskılar:
Avrupa
Avrupa
Günümüz Avrupa'sı ciddi bir karamsarlık içindedir. Her ne kadar bu karamsarlığın nedeni, 2009 yılından itibaren acı yüzünü başta ABD olmak üzere, Avrupa üzerinde de hissettiren küresel mali kriz olsa da, asıl kriz demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü prensiplerinde yaşanmaktadır. Başka bir ifadeyle, Avrupa'nın beşiklik yaptığı Aydınlanma ve demokratik devrimlerin birer uzantısı olan hoşgörü, çokkültürlülük, kültürel çoğulculuk, karşılıklı anlayış ve dayanışma parametreleri demokrasi anlayışının gerisine düşmektedir. Bu durum tekno-ekonomik gerilemeden daha vahim sonuçları olan bir olgudur. Bu olgunun altında, Avrupa'ya doğru gerçekleşen ve bundan sonra artarak devam etmesi kaygıyla beklenen göç olgusudur. Göçün altında yatan ana korku ise, bu olgunun Avrupa değerlerine ters düşen kültürlere sahip insanları kıtaya taşıdığı kanaatidir. Bu kanaat; farklılıklara hoşgörü, çokkültürlülük, kültürel çoğulculuk, karşılıklı anlayış gibi değerlerin erozyona uğramasına ve eşit vatandaşlık anlayışı yerine ayrımcılığın, ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının esas alınmasına yol açmaktadır. Bir de buna karar alma süreçlerine halkların katılamadığı, Birlik düzeyinde aidiyet hissinin zayıfladığı, ortak Avrupa kimliğinin oluşturulamadığı, Anayasa'nın 2007 Lizbon Anlaşması'nın temel ilkelerinden ibaret kaldığı, dar ufuklu ve tutucu liderlerin inhisar altına aldığı, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının ve buna bağlı bir ortak dış politikanın geliştirilemediği ve demokrasi kısıtının had safhaya ulaştığı bir Avrupa tablosu eklendiğinde, artık Avrupa Birliği'nin küresel bir aktör olma idealinin bir hayal haline geldiğini açıkça söyleyebiliriz. Tüm bu gerçekler ışığında bu kitap, Avrupa'nın ortak değerlerini, kimliğini, kolektif sembolleştirme ve temsiliyet problemini tarihsel, sosyolojik ve politik boyutlarıyla ele almaktadır. Bu çözümlemeler çerçevesinde bütünleşme süreci ve politikaları masaya yatırılmakta ve özellikle müzakereci bir ülke olarak Türkiye'nin üyeliği Avrupa değerleri, özgünlüğü, kültürü, uygarlığı, kimliği, ortak mirası ve çeşitliliği bağlamında sorgulanmaktadır. Buna ek olarak, modernleşme ile Avrupalılaşma konseptleri karşılıklı bir mukayeseli analize tabi tutularak modernleşmenin yarattığı zıtlık ve çelişkiler; bireyselleşme, bireycilik, kolektif kimlik kavramları çerçevesinde tartışılmaktadır. Burada asıl üzerine odaklanan konu; günümüzde Türkiye'yi de kıskacı altına alan kimlik politikaları, kolektif kimlik talepleri ve bu taleplerin yaratabileceği riskler, gerek Avrupa toplumları ve gerekse uluslar arası ilişkiler bağlamında irdelenmektedir. Tam da bu noktada modernleşme ile modernleşme ideolojisi -ki Avrupa için tehdit olarak algılanmaktadır- arasındaki ayrıma dikkat çekilerek, bu ideolojinin insanları yanlış istikametlere taşıyacağı varsayımından hareketle, rasyonel dünyaya, piyasa ekonomisine ve bilimsel ve teknolojik gelişmeye uyuma hapsedilmiş bu ideolojinin gerçek bir kolektif kimlik ve sembolizasyon oluşturamayacağı yargısına varılmıştır. Ki bu yargı, Türkiye'nin müzakere çerçeve belgesinde açıkça ifade edilmese de, üyelik sürecini olumsuz yönde etkileyen görünmeyen bir parametredir. Son olarak, Avrupa'nın meydan okumasına imkan verecek, ümit vadeden bir gelecek perspektifi ve projeksiyonu çizmek için zemin oluşturacak alternatif kolektif kimlik modelleri sunulmuştur. Neticede elli yıllık geçmişiyle Avrupa Birliği'nin pek çok başarıya imza attığı, bu görece kısa zaman diliminde umulandan daha fazla etkinlik ve etkilik sahibi olduğundan hareketle, yerel, ulusal ve bölgesel düzeyde çözülemeyen pek çok problemin Birlik seviyesinde çözüm bulduğu belirtilmiştir. İşte bu gerçeklik kitabın şu hüküm cümlesiyle tamamlanmasına temel teşkil eder: Risk toplumunu güvenlik toplumuna dönüştürerek, birbiriyle çatışan çıkarları ve biri diğerini ortadan kaldıran çeşitlilik unsurlarını ortak bir uzlaşma noktasında birleştirerek Avrupa, şu an tıkandığı sorunlarını demokratik ve rasyonel metotlara dayanarak çözmenin yollarını muhakkak bulacaktır.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

  • 8 defa gösterildi.

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.