BABAMIN ÇİÇEĞİ / CEM SULTAN
Sevgili Dilek Özdemir moderatörlüğünde beraber okuduğumuz Cem Sultan'ın "Babamın Çiçeği" adlı kitabını nihayet bitirdim. geç kalma sebebinin kitapla bir ilgisi yok, benim bahar yorgunluğundan hızlı okuyamamam.
"Babamın Çiçeği, sevmenin ne kadar sessiz, kaybetmenin ne kadar tanıdık olduğunu hatırlatan kısa bir anlatı serüveni. Bu roman, kırılganlığın bir zayıflık değil, insanı hayata bağlayan bir duygu olduğunu fısıldıyor. Bu kitap, yere düşüp kalkmaya cesaret edemeyen herkese, sessiz ve içten bir ses tonuyla sesleniyor. (Arka kapaktan)
Önsözde ise; Bu roman, kelimelerle kurulmuş bir hikayeden çok daha fazlası. O, erken yaşta kaybetmenin içimde açtığı sessiz yaraların, susarak biriktirdiğim acıların ve zamanla içime çöken karanlığın içinden doğdu. Ondört yaşımdaydım babamı kaybettiğimde... Yıllar sonra,, gençliğinin baharında, yirmi yedi yaşında kardeşini toprağa veren bir insan olarak, kaybın yalnızca bir eksiltme olmadığını öğrendim... Bu roman, işte o birikmiş yıkımların sessizce içimde büyüttüğü duyguların eseridir....Ve eğer bu roman, hayatın koşturmacasına kısa bir durak verdirip size bir an olsun huzurlu bir nefes aldırabilirse, işte o zaman amacına ulaşmıştır." demiş Cem Sultan
Babamın Çiçeği, bir baba - kız arasında olan kuvvetli bağı anlatıyor. Babanın biricik kızı üzerine titremesini, kızın babasını kahraman olarak görmesini, aralarındaki sessiz iletişimi okura aktarıyor. Günümüzdeki yaşananları anlatırken, geçmiş anılara yapılan yolculukla baba kız bağının oluşumunu, yoğunluğunu işlemiş. Sevginin yaraları iyileştirme gücünü, aile bağlarının verdiği desteği, dostluğun gücünü okura hissettiriyor.
Yaşanan acı olayların hüznünü Pamuk ve Badi'nin gülümseterek hafifletmesi, yitirilenlerin yerine yeni nesillerin gelmesi yeşeren umut