·
Okunma
·
Beğeni
·
51
Gösterim
Adı:
Barış Sanatı
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758729418
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dharma Yayınevi
İçsel ve dışsal tüm savaşlara karşı bir barış kitabı!

Barış Sanatı'nda, iki bin yıldan fazla br zaman önce yazılmış olan klasik Çin öğretisi Savaş Sanatı'na, yepyeni ama aynı zamanda tamamıyla doğal bir bakış açısı getiriliyor. Barış Sanatı, insanlığı barış içindeki başka bir Dünya'ya doğru yönlendirmesi amacıyla içimizdeki gizli gücü resmederek, insan ruhuna yeni bir görüş kazandırma umuduyla, bu kadim metni yeniden yorumluyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Akan Savaşçı
"Savaşçı" kavramı, modem toplumun tasavvur ettiği gibi yal-
nızca yaşamın savaş alanlarında var olan kişi değildir. Tibet ve
Çin kültürünün kadim savaşçısı kaos durumunu, hem karışıklık,
hem de değişim için bir fırsat olarak görürdü. O, savaş ifadesi-
nin aynı zamanda barış ifadesi de olduğunu; bunun tıpkı kalpte
ve zihinde iki tarafa doğru ileri geri hareket eden sürekli bir ak-
ma durumuna benzediğini bilirdi. Savaşçının çabası, yaşamın
her iki unsurunun da senkronik ve akıcı olduğunu kabul ederek,
bu dengeye ulaşmaktı.
Kendinize ilgi gösterıneyi ve yaşamla kucaklaşırken olumlu
olmayı öğrendiğinizde, başkalarına karşı merhametli olmayı da
keşfedeceksiniz.
Çin yazısında, kullanılan her bir sözcüğün kendine özgü bir
sembolü ya da "karakteri" vardır. Dili okuyabilmek için 2.000-
3.000 kadar karakterin bilinmesi gerekir ve Çince bir sözlükte,
sesiere ya da şekiliere göre düzenlenmiş 40.000'den fazla karak-
ter bulunur. Bulunan en eski metinler, İÖ 14. yüzyılın başlarında,
Shang Hanedam döneminde saray çevresindeki din adamları ta-
rafından, kaplumbağaların kabuklan ve sığırların kürek kemikle-
ri üzerine kazınmış kehanetlerdir. Bunlar "kehanet kemiği yazıla-
rı" olarak adlandırılır. Yazı sistemi o zamandan bu güne dek stan-
dartlaştırılmış ve bu sistemde farklı stiller geliştirilmiş olmasına
rağmen, ilkelerinin ve sembollerinin çoğu temelde aynı kalmıştır.
Bu yüzden bugünün Çin yazısı, Sun Tzu'nun 2.500 yıl önce Sa-
vaş Sanatı'nı yazarken kullandığı resim yazısı ile hemen hemen
aynıdır. Yine de, diğer dillerin yazı biçimlerinden farklı olarak
Çince, hala, piktogramik olduğu kadar fonetiktir de. Seslerin
sembolleri _3.000 yıl öncesinin telaffuzuna uygun olarak kalmış,
telaffuzdaki değişimler sembollere uyarlanmamıştır. Sistemin ya-
pı taşları "adam", "at", "balta" gibi temel sözcükler için kullanı­
lan birkaç yüz piktogramdan oluşur. Genişletilmiş (ya da "bile-
şik") piktogramlar, fırça darbelerinin birleşimiyle oluşturulur. Ör-
neğin, "tahıl" taşıyan "adam"ı temsil eden bir sembol, "hasat"
anlamına gelirken, aynı zamanda "yıl" (nian) anlamına da gelir.
Bu nedenle Çince piktogramm içeriği ve anlamı değişebilir,
birkaç farklı içeriği ya da düşünceyi anlatıyor olabilir; hatta bir
düşünce kendi içinde başka bir düşüneeye yol açabilir ve tüm
bunlar bir dizi fırça darbesiyle yaratılabilir. Bu durum çevirme-
ne, özellikle dili "tek-amaçlı" olan biz Batılılar için genellikle
pek belirgin olmayan bazı olanaklar sağlar.
Yeryüzündeki Cennet
(Bilinç/ilik ya da farkındalık)
Buradaki soru şudur: Yeryüzündeki cennet hakkında nasıl daha
bilinçli olur, onun nasıl daha fazla farkına varırız? Bilinçlilik ula-
şılan bir şey değil, elde edilebilen bir varlıktır. Bilinçlilik ancak
bu varlığı fark etmekle ortaya çıkar. Bu varlığın farkında olmak
ancak dengede olmakla mümkün olur. Denge ise ancak, yaşam
akışı ya da chi içinde kim olduğumuzu kabul edersek oluşur.
Chi'yi dengelemek üzerine kurulu olan Çin tıbbında, temel
gereklilik bu ebi'nin akışıdır ki hiçbir acilliği yoktur. Chi'nin
akışı iç dengeyle birlikte başlar ve bu nedenle bizi sürekli teda-
vi ederken, aynı zamanda bilinçli olmamızı da sağlar.
Orijinal Tao'yu örnek veren Lao-tzu, içsel sessizliğin ve do-
layısıyla bilinçli farkındalığın elde edilebilirliğinin altında yatan
ilkenin, gücün kendi kendini yenilgiye uğratması olduğunu vur-
gulamıştır. Her eylem bir tepki; her meydan okuma ise bir kar-
şılık üretir. Bu varoluşun her türlü tezahürü, var olduğu şekliy-
le devam etmeye eğilimlidir. Doğal haliyle çatıştığınızda dire-
nir; tıpkı taşın kırılmaya direnmesi gibi. Yaşayan bir varlık ise,
aktif olarak direnir; ezilen bir eşek arısının sokması gibi. Bu
eğilim insanlarda çok daha yüksek ve benzersizdir.
Başarısızlığa karşı tetikte olmayın; bu, yalnızca gerilim ya-
ratır. Dışandan gelen etkilerin ve bunların, verdiğiniz tepkiler
üzerindeki sonuçlannın an be an bilincinde olun. Bazen yorula-
caksınız; buna uyum sağlayın. Diğer zamanlarda muazzam güç-
lü olacaksınız; buna da uyum sağlayın. Tedbirli olun, ancak yal-
nızca değiştirmeyi amaçladıklarınızda. Tedbirlilik katı ya da tu-
tucu olmak değil; esnek ve özgür olmak, ama kendinizle her za-
man yakın temasta bulunmaktır.
Ayrıca iç yaşamınızı başkalarından saklı tutmak, onun esnek
ve yumuşak kalpli olmasına izin verecektir. O sadece sizindir ve
en fazla özeni o hak eder. Başkalannın size empoze etmek iste-
dikleri özel programları olacaktır. Farkında olmasalar ve bu ne-
denle davranışlarınızı etkilemek isteseler bile, onların iç yaşamı
da sizinki kadar eşsiz ve özeldir.
Bütün fikirleri dinlediğinizde, parçalanırsınız. Bir bütün ol-
duğunuzda ise, kutsal olursunuz.
Bu sutra, reklamların etkileri ve toplumsal farkındalıkla da
çok ilişkilidir. Rejim yapmak dışarıdan ne kadar etkilendiğimi-
zin, bu nedenle de sıkça içimizde olanlan ve gerçek ihtiyaçları­
mızı -ki bunlar her birimiz için apayrıdır- dinleyemediğimizin
örneklerinden yalnızca biridir.
Çoğu rejimden istediğimiz sonucu elde edemeyiz çünkü bu
rejim programları, rejimi yapan kişinin istekleri gözönüne alın-
madan, maddi çıkar elde etmek amacıyla genelleştirilmiştir,
ama bunun yanında eğer biz kendi vücudumuzu ve alışkanlıkla-
nmızı anlayabilirsek bu "mücadeleden" başarıyla çıkmayı bece-
rebiliriz. Buna ek olarak bir de, farklı sosyal çevrelerde farklı
eğilimler vardır.
S a v a ş v e B a rı şı D e n g e l e m e k
Çince gibi aslında muamma bir dili kavramak için yalnızca di-
lin kendisini değil, o dili doğuran kültürün, piktogramlardan ve
chi'nin akışından sorumlu olan o kültürün temelini kavramak
gerekir. Çin dahil eski uygarlıkların çoğunun, saldırgan ve hu-
zurlu savaşçının varlığını topluma, iki karşıt olarak değil, den-
genin iki yönü olarak tanıtmak için kendine özgü yöntemleri
vardır. Bu simetriyi elde etmekte kullanılan en yaygın araçlar-
dan biri mitolojidir. Mesela, Navajo Kızılderilileri'nin yaratılış
efsanesinde, "Değişen Kadın" bir kaynakta, güneş üzerinde par-
larken ilk oğlunu doğurur. Sonra döner ve ay ışığında ikinci oğ­
lunu doğurur. Güneşten doğan çocuk "Düşmanların Katili" ola-
rak adlandırılır. O, saldırgan savaşçıdır, dışa yöneliktir. Aydan
doğan oğlan ise "Suyun Çocuğu" olarak bilinir ve hekim, şaman
olur. İçe yöneliktir ve mucizevi güçleri vardır. Bunlar aynı kay-
naktan doğan ve birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan
ikizler olarak görülür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Barış Sanatı
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758729418
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dharma Yayınevi
İçsel ve dışsal tüm savaşlara karşı bir barış kitabı!

Barış Sanatı'nda, iki bin yıldan fazla br zaman önce yazılmış olan klasik Çin öğretisi Savaş Sanatı'na, yepyeni ama aynı zamanda tamamıyla doğal bir bakış açısı getiriliyor. Barış Sanatı, insanlığı barış içindeki başka bir Dünya'ya doğru yönlendirmesi amacıyla içimizdeki gizli gücü resmederek, insan ruhuna yeni bir görüş kazandırma umuduyla, bu kadim metni yeniden yorumluyor.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Rukiye Gül Bakırhan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0