Bir sene kadar önce başlamış, yarısına bile gelmeden yarım bırakmıştım sebebini hatırlamadığım bir şekilde. Bilirsiniz, bir kitabı yarım bırakınca ona karşı bir ön yargınız oluşur, devam etmek/bir daha başlamak istemezsiniz. Bende de böyle oldu. Kitaplığımda görünce bir şans vermekte fayda var dedim. İyi ki de vermişim. Başından itibaren okurken çok keyifli vakit geçirdim.
Polisiye türünde bir çocuk kitabı "Baykuş Yemini." Yazar bu polisiyeye karakterimizin psikolojik hastalığını da katarak daha heyecanlı, daha merak edilen, daha farklı bir hale getirmiş kitabı. Kitap genel olarak üç karakter etrafında dönüyor: Pi, Siyam ve Jul. Her şey antikacıdan bir eserin çalınmasıyla başlıyor. Çocukların arkadaşlığını ve okul ortamını rahatça, keyifli bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Özellikle Pi'nin polisiye merakı var bu yüzden birazcık daha onun tarafından okuyoruz olayları, zaten Pi ve Siyam çoğunlukla beraber. Her karakterin bakış açısını/ başına gelenleri okuyoruz zaten ayrı ayrı. Ben Siyam karakterini çok sevdim, gerçekten inanılmaz bir kız. :)
Eğlenceli, sürükleyici bir kitap. "Çocuk kitaplarına" göre yüksek bir standartta. Sadece -belki ben kaçırmışımdır ama- kitabın adının neden "Baykuş Yemini" olduğunu anlayamadım. Sonu da gayet hoş olmuş.
Bence daha fazla okunması lazım. Özellikle de polisiye merakınız varsa tavsiye ediyorummm.
"En acımasız yapbozlarda bile eninde sonunda birbirine uyan parçalar bulunur, sonunda bir resim ortaya çıkardı. Bu olaydaysa, hiçbir parça uymuyordu."
Baykuş Yemini tesadüf eseri karşıma çıkan bir kitap. Polisiye türünde çocuklar için yazılmış bir kitap olmasına rağmen en az bir çocuk kadar merakla okuduğum bir kitaptı. Pi ve Siyam' ın arkadaşlığı çok özeldi bana göre herkesin isteyipte sahip olamadığı bir dostluk örneği. Pek polisiye sevmeyen biri olarak kitabı beğendim. Herkese ve her tarza hitap eder mi bilemem ama okunmasını tavsiye ederim .
Geçen yaz okumuşum ama şimdi aklıma düştü bu kitap. Çok heyecanlı ve merak uyandırıcıydı. Biri kız biri erkek iki arkadaş ya orta son ya lise başlarındaydılar muhtemelen. Yaşlarını tam hatırlamasam da ne çok büyük ne çok küçüklerdi. Bir tanıdıklarının garip davranışları üzerine bir maceraya atılıyorlar. Sonunda tanıdıklarının hasta olduğunu öğreniyorlar. Ama hastalığı daha doğrusu psikolojik rahatsızlığı bilmeyenler ya da tahmin edemeyenler için kitap gerçekten merak uyandırıcı. Bir yandan çocukların okul-arkadaşlık ilişkileri de söz konusu. Orijinal bir çocuk kitabı arıyorsanız bence bu kitap güzel bir seçim olabilir. Betimlemeleri de oldukça iyiydi. Hâlâ bazı sahneler dönüyor zihnimde. Özellikle kitaplarla arası iyi olmayanlara kitapları sevdirebilecek sürükleyici bir kurgu. Okumayı sevenler zaten ilgiyle okur. Ama ben polisiye hiç sevmem, ne oluyor ne bitiyor diye düşünmekten yorulurum diyorsanız hoşunuza gitmeyebilir. Ben sevmiştim ki aylar sonra aklıma geldi... Ama adını farklı hatırlıyordum. O başka kitapmış demek ki... Acaba hangisi?
1970’te Bursa’da doğan ve çocukluğu bu yeşil kentin büyüsü içinde geçen Yeşim Saygın Armutak, İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nden mezun oldu ve Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde doktora çalışmasını sürdürdü. Şiirleri ve düzyazıları Varlık, Milliyet Sanat, Cumhuriyet Kitap ve Hürriyet Gösteri gibi çeşitli dergilerde yayımlanan Armutak, 1996 yılında Yaşar Nabi Nayır İlkgençlik Ödülleri, Dikkate Değer Şiir Ödülü’nü kazandı. İlk çocuk romanı Hayaletli Gölün Çocukları `nın ardından Mızıkacı`yı kaleme aldı. Bataklığın Kıyısındaki Ev, 2007 yılında ÇGYD (Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği) tarafından Yılının En İyi Çocuk Romanı Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü. Son kitabı Baykuş Yemini 2012′de yayımlanan Yeşim Saygın Armutak, kızıyla birlikte İstanbul’da yaşıyor