Bu kesinlikle bir aşk romanı değil öncelikle! Ephesus yayınlarını toplama saplantım neticesiyle aldığım pek bir fikrimin olmadığı bir romandı.Okumaya başladığım süreçte zamansal sıkıntılarım yüzünden normal okuma performansımı sergileyemediğim bir romandı. Başlarda bu duruma üzülürken romanın sayfaları ilerledikçe ilk kez bu denli uzun sürece yayılmış bir okuma durumundan müthiş keyif aldım. Kitaplarıma asla kıyamamama yönümle savaş verip pek çok cümlenin altını çizmemek için kendimle cebelleştim. Çok felsefik bir kitap olmasından mı diyeceksiniz;hayır. Belki de romandan biraz bahsetmek lazım. 1830'lu yıllar New York'unda işçi sınıfından gelen Rus göçmeni bir genç kızın (Kate) yaşamın akışında kendini ve yerini bulma sürecinde yaşadığı duygusal bir ilişki işleniyor.Hani aşk romanı değildi diyeceksiniz. Değil zaten.Duygusal ilişki kısmının işlenme nedeni aslında başkahraman olan erkeğin (Tinker) genç kızın gözünden anlatılabilmesi adına işlenmiş. Roman bana çok fazla duyguyu yaşattı. Öncelikle entellektüellik düzeyini yüksek buldum. Manhattan, New York'a dair o dönemi kapsayan her konuda betimleme ile doluydu. Kate'in bir kitap kurdu olması ve bir şekilde dahil olduğu çevrelerin de bu yönde zenginlikle bezenmiş karakterlerle çevrili olması mütemadiyen çeşitli romanlara ve yazarlara göndermeler içeriyordu. Okuma şevki adına korkunç teşvik ediciydi en başta. Kate'in yaşama dahil oluş şekli, en yıkım anlarında dahi başı dik kalabilirliği, okuduklarını ruhuyla damıtabilme becerisi çok etkileyiciydi. Her zaman baş karakterin kadın olduğu başarılı romanların yazarlarının erkek oluşu beni romana daha farklı yaklaştırmıştır. Duygusal anlamda farklılığımızı baştan kabullendiğimiz bir cinsin başarılı bir hemcins karakteri yaratabilme becerisine hep hayran kalmışımdır. Bu roman da
Genel olarak çok durgun bir kitaptı, hep aynı çizgide ilerliyor bir şeyler olacak diye bekleye bekleye ben kitabı bitirdim ve olduğunu da düşünmüyorum. Kitap çok durgundu ama içerisinde güzel şeyler yok değildi tabii ki. Başta o zamanın Amerika'sı ve New York yaşamı çok güzel anlatılmış, kitap o zamandan fırlamış gibi. Yazar erkek olmasına rağmen bir kadının gözünden hayatı çok güzel anlatmış. Kitaptaki bir çok şeyi okurken yazarı takdir etmemek elde değil, yazar görmüş ve yaşamış gibi çok güzel anlatıyor.
Karakterler de genel olarak güzel kurgulanmış. Kate'in yaptığı tespitler ve bunları anlatış tarzı hoşuma gitti. Kızın kitap kurdu oluşu ve yorumlarını da ayrıca severek okudum.
Daha fazlası için; yorumatolyesi.blogspot.com/2015/11/bekledi...
Amor Towles Boston’da doğdu. İlk romanı Rules of Civility 2011 yılında yayımlandı. Yazarın ikinci romanı Moskova’da Bir Beyefendi uzun süre New York Times’ın çok satanlar listesinde kaldı. Towles Manhattan’da eşi ve iki çocuğuyla yaşıyor.