Bir İdam Mahkumunun Son Günü

·
Okunma
·
Beğeni
·
218,9bin
Gösterim
Adı:
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
125
ISBN:
9786257751223
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapra Yayıncılık
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, hayatının beş yılını darbeyle başa gelen Louis Bonaparte’a karşı çıktığı için sürgünde geçiren Victor Hugo’nun başkaldırı güncesi olarak okunabilir. Modern edebiyatın ilk monoloğu sayılan romanda Hugo, idam cezasının trajikomik yanını da gözler önüne seriyor. İdama mahkûm bir adamın altı haftaya yayılan güncesini okurken asıl suçlunun kim olduğuna karar veremeyeceksiniz. Cinayeti işleyen katil mi, idamı bir şölen gibi izlemek için can atan toplum mu?

“Giyotin en acısız ölüm şekliymiş. Oysa bedensel acı, ruhsal acının yanında hiç kalır. Belki günü geldiğinde, zavallı bir insanın bu son sözleri, payına düşeni yapacaktır.”

Hugo’nun en meşhur kitaplarından Le Dernier Jour D’un Condamne Fransızca aslından Türkçeye çevrildi.
136 syf.
·7/10 puan
Bir İdam Mahkumunun Son Günü/Victor Hugo

Kitabın ilk bölümü hakkında, Hugo Romantizm'in dibine vurarak Krallar ve Cellatların insan üzerindeki etkisini, masumlara indirilen giyotinin okuyucuyla buluşturarak insanî fikirlerin ve kitabın temelini beynimize kazıyor.Bu bölüm 19.yy Fransa toplumunu, yasa-hukuk düzeni hakkın bizi bilgi edindiriyor.Kitabın ikinci kısmında ise küçük bir tragedyayla karşılaşıyoruz, kısaca kitaba tatlılık ve tuhaflık katmış bu bize Hugo'nun farkındalık yaratan bir hediyesi.Son bölüm ise işte Bir İdam Mahkumunun Son Günü başka hiç bir şey degil, yazarımız okuyucuyu tutukluyor ve yorum yapmasına dahi izin vermiyor, tuhaflık ötesi.
136 syf.
Eğer hukuk fakültesi öğrencisiyseniz okumanız önerilen kitap listesinde bu kitaba rastlıyorsunuz bir şekilde.Uzun zaman olmuş dünya klasikleri okumayalı,hani eski bir şarkıyı duyarsınız ve o zamanki yaşlarınız gelir ya okurken biraz bunu yaşadım.En son lise döneminde dünya klasikleri okuyordum,o dili özlemişim :) İdam bir ara Türkiye'nin gündeminde olan,oldukça tartışılan bir konuydu.Hukuk okuyan arkadaşlarımız da ceza hukuku derslerinde belki tartışmıştır bunu bilemiyorum.Bir kere idamın geri gelmesi imkansıza yakın bir durum.Şöyle anlatayım,imzaladığımız ve idamı kabul etmeyen uluslararası antlaşmalar var.Sonra anayasaya bakıyoruz,90. Maddesi aynen şunu söylüyor bize,"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar,kanun hükmündedir." Bir de işin şu boyutu var,bir insan birini öldürdü diye o insanı öldürme kararı vermek ne kadar mantıklı? Sevil atasoy kitaplarında ya da haberlerde haksız yere senelerce hüküm giymiş insanların var olduğunu biliyoruz.Hukuk sisteminde,adli bilimlerle uğraşan kurumlarda bir sürü eksiklik var,işlemediği bir suç için ceza alan insanlar ve kalkıp siz haksız bir insana ölüm cezası vermiş olsanız bu da toplumun ve hepimizin vicdanını zedelemez mi? Çoğu zaman gördüğüm tecavüz haberlerine ben de keşke bunlara idam verilse diyorum ama düşünüyorum bi gün gerçekten tecavüz etmemiş bir insana iftira atılsa o insanın ölümü beni gerçekten çok etkilerdi.Yani anlayacağınız idam bence doğru bir cezalandırma yöntemi hiç değil.Bu kitapta ölüme yaklaşan bir insanın neler hissettiğini az çok görebiliyoruz,hissedebiliyor muyuz konusu tartışılabilir.Bir şey itiraf etmem gerekirse hep öleceğim zaman nasıl olacak ya da ölme eşiğindeki biri ne düşünüyor Ne hissediyor diye sorgulamışımdır.Ölmek mi daha acı verici yoksa ölecegini bildigin halde ölecegin zamanı bekleyerek yaşamaya çalışmak mı? Bu nasıl bir şey derseniz üç aylık ömrü kalan bi insanın her dakika vuruşunda her saat tıkırtısında delirmesine ramak kalması diye açıklayabilirim.Nazım Hikmet sözü vardı hani insan ölecegini bile bile nasıl yaşar? Ya ölecegi günü unutur Ya da delirir.Sözde eksiklik olduysa affola,aklımda böyle kalmış.Belki de ölmekten degil de birçoğumuz öldükten Sonra arkamızda bırakacaklarımız için ölümden korkuyoruz.Kitapta idam gününün gelecegini bekleyen adamın rüyasında kızını görmesi ve kızının babam öldü,sizi tanımıyorum diye cevabından Sonra ölüme daha cesur bir şekilde gidişi,artık eskisi kadar korkmayışı bunu açıklıyor.Ölümden korkmayan hatta hayatının çoğu evresinde ölümü delicesine isteyen,aldığı ölüm haberine üzülmekten ziyade içten içe imrenen bir insan olduğum halde biraz ürkmedim diyemem.Velhasıl kelam çevremizde gördüğümüz,duydugumuz olaylara suçlara assınlar,kessinler dediğimiz için bence sadece hukuk fakültesi öğrencileri için degil herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap niteliğinde.
  • Genç Werther'in Acıları
    8.2/10 (15,5bin Oy)14bin beğeni57,9bin okunma115,4bin alıntı408,5bin gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.2/10 (9,4bin Oy)8,6bin beğeni34,8bin okunma51bin alıntı203,2bin gösterim
  • Ermiş
    8.3/10 (11,4bin Oy)9,9bin beğeni38,8bin okunma88,9bin alıntı165,9bin gösterim
  • Bir Çöküşün Öyküsü
    7.7/10 (10,8bin Oy)8,4bin beğeni42bin okunma27,8bin alıntı117,8bin gösterim
  • Amok Koşucusu
    8.1/10 (16,7bin Oy)14,4bin beğeni62,8bin okunma40,6bin alıntı531,9bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (7,5bin Oy)7bin beğeni32,2bin okunma19,2bin alıntı174,5bin gösterim
  • Korku
    8.5/10 (15,7bin Oy)13,6bin beğeni55,2bin okunma39bin alıntı182,1bin gösterim
  • Ay Işığı Sokağı
    7.4/10 (8,3bin Oy)6,7bin beğeni34,8bin okunma18,2bin alıntı113,9bin gösterim
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
    8.8/10 (15,1bin Oy)14,8bin beğeni51,6bin okunma50,6bin alıntı316bin gösterim
  • Denemeler
    8.7/10 (7,6bin Oy)8bin beğeni31,2bin okunma100,4bin alıntı144,7bin gösterim
136 syf.
·Puan vermedi
"Evet.

Konumuz ölüm.

Böyle pat diye söylemek pek hoş değil ama kendimi doğal akışa bırakınca böyle oldu.

Konunun sevimli bir yanı yok elbette fakat okumuşken tanıtalım dedim, sonuçta en abes bir kitabın dahi okunacak bir tarafının olduğuna inanıyorum."


Kitapla ilgili yazımızın devamı : http://1cay1kitap.com/...mahkumunun-son-gunu/
136 syf.
·5 günde
Cezanın amacı, asırlardır hukukçuları olduğu kadar; düşünürleri, sosyologları ve fikir adamlarını yakından ilgilendiren konulardan birini oluşturmuştur. Uzun yıllar cezanın asıl amacı caydırıcık olarak kabul edilmiştir fakat son yüzyıllarda cezanın suç işleyen kimsenin ıslahını sağlamak için devletin kanunla belirlediği bir tedbir olduğu daha ziyade kabul ediliyor. Fakat ölüm cezası çok tartışılıyor, hala dünyada ABD ve Çin başta olmak üzere 4 ülkeden 1'inde idam var. Ülkemizde de 1984'ten beri fiilen 2004'ten beri ise hukuken yok. Zaten olduğu sürece de çoğu zaman siyasi suçlarda uygulandı (Bkn. İstiklal Mahkemeleri, Mendres-Polatkan-Zorlu, Deniz-Hüseyin-Yusuf ve 80 de Evren'in deyimiyle bir sağdan bir soldan). Neyse çok uzatmıyayım ben siyasi suçlar haricinde belli başlı suçlarda ölüm cezası ya da hapisten daha fazla caydırıcı olacak cezalar gelmesini istiyorum, mesela cinsel istismar davaları. Bu konu daha çok uzar ben kitaba geçeyim;
Victor Hugo Paris'te idamların yapıldığı meydana yakın bir yerde oturduğundan sürekli giyotinli idamlara tanık birisi ve bu durumdan rahatsız, kitapta ölüm cezasına oldukça karşı hele ki yazıldığı dönemi düşünürken kral falan varken muhalafet, adam ilk baskılarında yazar olarak ismini yazmamış isimsiz yayınlamış. Yazar deneme inceleme ya da eleştiri tarzında yazılarla değil roman yazıp, baş karaktere bir idam mahkumunu koyup onun yaşadıklarını resmen okura hissettirerek ölüm cezasına eleştiri getiriyor. Okunabilir bir kitap en azından Sefiller gibi 1724 sayfa değil sadece 136 sayfa.
136 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Kitap isminden de anlaşıldığı üzere bir idam mahkumunun son günlerini, kendisini sorgulamasını anlatıyor.. Akıcı bir dille yazılmış, kolay okunabilen bir kitap.. Konunun çok fazla çekici gelmemesi nedeniyle bugüne kadar okumayı hep ertelemiştim, kitap bittikten sonra da içinizin mutlulukla dolacağını iddia edemem fakat özellikle klasik kitap okumayı sevenlere tavsiye ederim.
136 syf.
·5 günde
Önsozu bayağı uzun olmasına rağmen insana bir idam mahkumunun hayatının ne derece etkiler olduğunu hatırlatan vede fark ettiren bir Kitap. Ölümü beklemenin ne kadar acı verici birşey olduğu ve bekleyiş içinde yaşamın ne kadar vazgeçilemez olduğu vurgulanmis. Sonlara dogru gelindikce insan okurken kendisini öyle bir kaptırıyor ki sanki idam mahkumu sizmişsiniz gibi etki veriyor
136 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İdamın suçları caydırıcı azaltıcı değil de insanlık suçu olduğunu vurgulayan bi eser. Hiçbir suçun cezası suçlunun yaşamını elinden alma hakkını bize tanımaz. Hiçbir çocuk doğduğunda suçlu değildi ama maalesef bir çocuğu büyütürken topluma kazandırırken farkında olarak ya da olmayarak o kadar çok yanlış yapıyoruz ki. Her insanın içinde vicdan ve sevgi taşıdığına inananlardanım. Bu dünyayı idam değil tedavi kurtaracak. Kitabın sonunda idam edilip edilmeyeceği okura bırakılmıştı ve bir idam mahkumunun son gününün neler yaşadığı ve hissettiği çok dokunaklıydı. Herkesin kesinlikle okuması gereken eserlerden.
136 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
bir idam mahkumunun son günü...Giyotinle idam edilicek bir mahkumun hücre icerisinde ki son zamanlari..
Kitabi okurken adamin yasadiklarini icimde bir nebze hissettim.
"Ölümümden sonra üç kadin ogulsuz kocasiz ve babasiz kalacak.Farkli türden üc öksüz yasa acisindan üc dul"
Bu soz aslinda herseyi özetliyor geriye söylenecek bisi birakmiyor...
"...tavırları ölüm cezasına karar vermiş kişilere hiç benzemiyordu ve bu iyi niyetli burjuvaların yüzüne derin bir uyku arzusundan başka hiçbir ifade yansımıyordu."
Darağacının devrimlerin yok edemediği tek anıt olduğunu söylemiştik. Gerçekten de toplumu budamak, dallarını koparıp, kellesini uçurmak için gelen devrimlerin insan kanına doyduklarına nadir rastlanır, ölüm cezası ellerinden kolayca bırakmadıkları bir bıçaktır.
Peki bu ihtiyarcığın, benim için ne anlamı var? Ya ben, onun için neyim? Kötü bir insan;
benzerlerini görmeye alıştığı bir gölge;
infazların sayısına eklenecek bir kelle?
Bütün bu kalabalık gülecek, ellerini çırpacak, alkışlayacak ve infazı izlemek için neşe ile koşan meydanı dolduran bu özgür ve henüz zindancılarla tanışmamış insanlardan birçoğunun kafası er ya da geç benimki gibi kırmızı sepete düşecek. Bugün benim için gelenlerin birçoğu bir gün buraya kendisi için gelecek.
Bu lanetli yaratıklar için Gréve Meydanı'nın bir yerinde ölümcül bir nokta, bir çekim merkezi, bir tuzak var. Oraya ulaşana kadar etrafında dönüp duruyorlar.
Bir hapishanede olmak ne büyük bir alçalma! ... Burada bulduğunuz bir kuşun kanadında çamur vardır; koparıp kokladığınız güzel bir çiçek iğrenç kokular yayar.
...başlarımız birbirine dokunuyor, saçlarımız iç içe geçiyordu, soluklarımız yavaş yavaş birbirine karışırken aniden dudaklarımız birleşti.
Okumaya devam etmek istediğimizde gökyüzünü yıldızlar kaplamıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
125
ISBN:
9786257751223
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapra Yayıncılık
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, hayatının beş yılını darbeyle başa gelen Louis Bonaparte’a karşı çıktığı için sürgünde geçiren Victor Hugo’nun başkaldırı güncesi olarak okunabilir. Modern edebiyatın ilk monoloğu sayılan romanda Hugo, idam cezasının trajikomik yanını da gözler önüne seriyor. İdama mahkûm bir adamın altı haftaya yayılan güncesini okurken asıl suçlunun kim olduğuna karar veremeyeceksiniz. Cinayeti işleyen katil mi, idamı bir şölen gibi izlemek için can atan toplum mu?

“Giyotin en acısız ölüm şekliymiş. Oysa bedensel acı, ruhsal acının yanında hiç kalır. Belki günü geldiğinde, zavallı bir insanın bu son sözleri, payına düşeni yapacaktır.”

Hugo’nun en meşhur kitaplarından Le Dernier Jour D’un Condamne Fransızca aslından Türkçeye çevrildi.

Kitabı okuyanlar 53,1bin okur

  • dlszgl
  • Hacer
  • Serap Tezel
  • kübra gökçe
  • Kardelen
  • Qurban°
  • Şener ince
  • Ömer Aydın
  • Kübra Fidan
  • CANSU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (2)
8
%0 (4)
7
%0 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları