Bir Osmanlı Kimliği 14. - 17. Yüzyıllarda Rum / Rumi Aidiyet ve İmgeleri

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
219 gösterim
Kimdi Osmanlı? Günümüzden baktığımızda Osmanlıları nasıl
tasvir ediyoruz? Osmanlı sultanı kendini nasıl
tanımlıyordu? Mora yarımadasındaki veya Basra
eyaletindeki değişik kökenden gelmiş ama Müslümanlaşmış,
Türkçe'yi öğrenmiş ve Türkçe yazmış yönetici sınıf ya da
Türkçe bilmeyen ve farklı etnik kökenden gelen Müslüman
ya da Hıristiyan köylü için ortak bir tanım
getirilebilir mi? Fatih Sultan Mehmed
"Sultanü'l-Berreyn" ve "Hakanü'l-Bahreyn," yani iki
kıtanın ve iki denizin hâkimi unvanlarının yanına
"Kayser-i Rûm" unvanını da ekleme gereği duymuştu.
Simgesel gibi görünse de, Osmanlı sultanının Bizans
(Doğu Roma) topraklarını sınırlarına katışının, mirasına
el koyuşunun bir ilanıydı bu; yeni bir dönemin
başlangıcında imparatorluğa Orta Asya ve İslam kaynaklı
gelenek ve özelliklerine ek olarak coğrafi olduğu kadar
hukuksal ve kültürel bir çerçeve çizme anlamına
geliyordu. Kanuni Sultan Süleyman, ünlü Bender
kitabesinde dünya egemenliğine ortaklığını ilan ederken,
yani İslam'ın kutsal topraklarında adının anıldığını,
Akdeniz ve Hint Okyanusu'nda donanmasının bulunduğunu,
Bağdad ve Irak'ın şahı, Mısır'ın sultanı olduğunu ve
Macar kralının tacını ve topraklarını aldığını
bildirirken, merkezine oturduğu Roma topraklarının
kayserliğini de sahiplendiğini duyurmuştu.

Prof. Dr. Salih Özbaran Türkiye'de yaygın olan "dinsel
homojenlik miti"nden, milliyetçi tarih yazımında
"mitleştirilmiş tarihsel kişilikler"e kadar birçok
konuda tartışmalara çok gereksinim bulunduğu bir dönemde
Osmanlı kimliği konusunu inceliyor.
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789758704798
  • Yayınevi:
    Kitap Yayınevi
  • Kitabın Türü: