Olgar Ataseven, İzmir’de 1967 yılında dünyaya “merhaba” der. Babası mali müşavir, annesi öğretmen. Dedelerinden biri asker (albay) diğeri ise bağcılık ile uğraşan bir çiftçi. Ailesinde mühendis ve doktorlar da var. Ataseven, “Hepsinin bana farklı bir birikim sağladığını düşünüyorum. Ama en önemlilerden biri babaannem ki Cumhuriyet dönemi kadınlarından… Eşinden ayrı 4 çocuk büyütüyor ve siyaset ile ilgilenmiş. 90’lı yaşlarında bile otoritesi çok kuvvetli ve sözü geçen bir kadındı” diyor.
Olgar Ataseven için İzmir yıllarının en önemli özelliği ise nesiller boyu aynı yerden büyümüş olmak: “Örneğin; babam, annem, kardeşim ve ben aynı ilkokuldan mezun olmamız bile farklı bir his.”
İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olur. Ankara yılları, “Mekteb-i Mülkiye” şimdiki adı ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile başlar. ODTÜ işletme master (yüksek lisans) programı da dahil olmak üzere 5.5 yıl Ankara’da kalır. Ataseven, “Farklı bir şehir, farklı bir kültür ile ama en önemlisi müthiş bir okul birikimi ile donanıyorum. Daha sonra tabii İstanbul’a geliyorum. Hayatımda hep 3 şehir ve 3 farklı yaşam oldu. Her ne kadar hepsi Türkiye’de ise de yine de farkları hep var” diye anlatıyor.
Olgar Ataseven, eğitim hayatını da okul ve okul dışı diye ikiye ayırıyor: “Üniversite yıllarımda çok değerli Siyasal Bilgiler’in Anayasa Hukuku Profesörü Mümtaz Soysal’ı ve yine ODTÜ İşletme Fakültesi’nin muhteşem hocası Prof. Muhan Soysal’ı ve tabii ki oğluma da ismini verdiğim Arman Kırım’ı saymam gerekiyor. Her üçü de ne yazık ki hakkın rahmetine kavuştu. Hepsinin en temel özelliği; sadece kitaplarda kalmamaları, hayatın içine konuları yedirmeleri ve tecrübelerini kitapların dışında anlatmalarıydı. Bu benim formasyonumu çok etkiledi. İş yapma, girişimcilik, fikir üretme gibi konularda inanılmaz bir donanıma sahip oldum. Okul dışında ise beni küçük yaşımdan beri yanında çalıştıran babam, bana en büyük katkıyı sağladı. İster ailesinin ister başkasının yanında, bence her çocuk belirli bir yaştan sonra belirli dönemlerde çalışmalı ve çalışmayı öğrenmeli. İlla ki formasyon ve sonradan kıymeti bilinen bir yaşam dersi sağlıyor.”
Olgar Ataseven’in ilk iş deneyimi sokakta kitap satıcılığı. İlkokul sonunda mahallede kendi tezgahında 2. el kitaplar, dergiler alıp satar, kiralar. Sonrasında bir serigrafi atölyesinde çıraklık. Lise yıllarında okul gezileri, t-shirt işi... Üniversite yıllarında da devam eder, ayrıca fotokopi ve kitap çoğaltma işi yapar. Ataseven, “Biraz ticaret ile hayatıma başladım diyebilirim. Organizasyon yeteneğimi ve turizm konularına daha sonradan girme şevkimi o senelerde elde ettim. Profesyonel olarak girdiğimiz işleri ilk iş olarak görmüyorum” diyor.
ODTÜ’de işletme masterı yaparken bir Mülkiyeli olarak doğal eğilimi kamu hizmetlerinden yanadır. Aklında müfettiş veya hesap uzmanı olmak vardır. Fakat yüksek lisans programı sırasında fakülteye dışarıdan şirketler tanıtıma gelmeye başladığında aslında farklı bir dünyanın da olduğunu görür. Özel sektöre yönelir, kendisini şirketlerin iş görüşmelerinde bulur. Kariyerine ilk adımını Unilever’de atar.
Olgar Ataseven için Unilever tam bir okul gibidir: “Gerçekten inanılmaz keyifli yıllarım oldu.” Unilever bünyesinde önce finans ve muhasebe ile başlar, pazarlama ile devam eder. Askere gitmek için ayrıldığı Unilever’e, sonrasında aldığı bir teklif sebebiyle hiç dönmez. İzleyen yıllarda hem şirketlerin içinde profesyonel olarak çalışır, hem de kendi işlerinin kurucusu olur.