Bugün sizlere güzel bir polisiye ile geldim. @kml_tsn_ ’un yazdığı “Bitmeyen,” bozkırın ortasında, gece vakti yaşanan sarsıcı bir sahneyle açılıyor: dört otomobilin farlarıyla aydınlanan bir tümseğin altında, sayfalarla örtülmüş bir ceset bulunuyor. Bu görüntü, romandaki gizemin çıkış noktası olsa da Kemal Tosun anlatıyı yalnızca bu olayın peşine düşmek için kurmuyor. Hikâye, toplumun kenarında duran, “entel” diye etiketlenen ama aslında hiçbir yere tam olarak ait olmayan Haldun’un bakışıyla ilerliyor; paranın, makamın, ideolojilerin dışında kalmış bir hayatın sessiz ama yoğun taraflarını açığa çıkarıyor. Polisiye bir merak duygusu satır aralarında varlığını korurken, roman asıl gücünü insanın yalnızlığına, düşünceyle yaşama haline ve kendisiyle kurduğu mesafeye odaklanmasından alıyor.
Tosun’un dili sakin, acele etmeyen ve gösterişten uzak; semboller göz doldurmak için değil, metnin ruhunu tamamlamak için orada. Sayfalarla örtülmüş ceset imgesi, bilgiyle, suskunlukla ve yarım kalmışlıkla örülü bir hayatın simgesi gibi romanın geneline yayılıyor. Büyük iddialar kurmadan, yüksek sesle konuşmadan ilerleyen bu anlatı, okuru çözüm aramaya değil, sorularla baş başa kalmaya davet ediyor. Bitmeyen, bitip rafa kaldırılan değil; okunduktan sonra da zihinde dolaşan, insanın kendi iç sesini yoklayan ve adının hakkını veren bir roman olarak hafızada yer ediyor. Özellikle türü sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum. İyilikle ve kitapla kalın.