"Bozgun" Romanı Üzerine Değiniler
"Bozgun" romanı Yazar Sinan Ayhan'ın son iki yılda okurlarıyla buluşturduğu yedinci kitabı. Yazarın edebi serüveninin şiir, öykü, deneme ve daha çokta roman üzerinde yol aldığını görmekteyiz. İki yüz elli sayfa hacmindeki eser, Kasım 2022'de okurla buluşturulmuş. Roman; Kaza, Suikast ve İtiraflar bölümlerinden oluşmaktadır. İlk bölüm, atölye çalışmaları şeklinde ilerlemektedir. İkinci bölüm daha çok metamorfoz olgusu üzerinden yol almakta, devamında nesnelerle eşyalarla kurulan bağla birlikte gazete, dergi çıkarma olayı üzerinden serüven devam etmektedir. İtiraflarla da "Duvarcılar Pasajı" metaforu işlenmekte ve bu konu üzerinden konu ele alınıp sonuca ulaşılmaktadır. Yazarın eserlerine ve edebi anlayışına bakışını yine yazarın kendi cümlelerinde görmekteyiz. "Ben okumayı Nietzsche ile başladım. Benim alfabemdir. Nietzsche... Bana söylenen şey, ne tuhaf yazıyorsun, konuşuyorsun, düşüncelerin ne garip gibi ifadeler oldu" (sayfa 123)
Felsefi açılımı, eğilimi olan romanda olay kurgusu, çok bildiğimiz roman türlerinden daha farklı işlediğini görmekteyiz. Roman başkahramanının kendi içine yolculuğu ve nesnelerle arasındaki bağı, iletişimi; mekânlar ve haleti ruhaniyesi üzerinden ele almaktadır. "Amacımız benliğin derinliklerine inmektir" (sayfa 52) ifadesiyle bu bakışını serimler. Romanda olay anlatımı daha çok birinci tekil şahıs üzerinden ilerlemektedir. Roman başkahramanı yanında Mehmet Hasret, Emir, Şeref, Sinem, Gülperi, Ahmet Vasfi gibi isimleri görmekteyiz. Hayalperest bir karakter olan Mehmet Hasret karakteriyle geniş bir hayal çerçevesi çizilmektedir.
Bulantı hissinin çeşitli varyasyonlarının verildiği, irdelendiği anlatımların yanında eserde ilginç bölüm başlıkları da dikkat çekmektedir. "Ölü Giydirme Atölyesi, İşgal