Çapraz Güneş (Toplu Şiirler - 3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11
Gösterim
Adı:
Çapraz Güneş
Alt başlık:
Toplu Şiirler - 3
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055295660
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kurgu Kültür
"Benim değil bu dizeler, bir kadının,
yarı loş, yarı aydınlık bir odada, demişti ilk sevişmemizde fısıldamıştı altın bir küpe gibi kulağıma
defne dallarından bir taç kondurup başıma
romalı krallar gibi çıplak, kalın boyunlu
elimde zavallı bir imparatorluk asası, sınırlarını bilmediğim, başında çiçeklerden, yapraklardan bir demet
bakıp uzaklara dalgın, anlatmıştı işte o,
dalphne'nin acıklı öyküsünü.

Alev soluyup yüzüme yeşil bir ejder gibi
keskin, parlak pullarını göğsüme bastırıp
altımda altın bir böcek gibi kıvrılıp bükülen,
kollarımda ağlamıştı, kıvranmıştı, inlemişti
aklımda metal sesleri sabaha kadar...
demişti işte o, altın bir küpe gibi kulağıma
fısıldamıştı tutkuyla sevişirken;
"bilmediğin zamandan beri sevgilinim senin."

Tutkuyla sevişirken söylenen sözlere
inanmamam gerektiğini öğrenmek için
çok zaman geçmesi gerektiğini
bilmiyordum o zaman."

Benim bayıldığım bir şiir, tadını çıkarmak için, şiirin bitmemesi için sindire sindire okuduğum, her dizedeki küçük sürprizlerin pırıltılarıyla kalbimde biriken, sonundaki büyük sürprizin sarsıntısına doyarak ulaşmak için okuduğum bir şiir.
Ahmet Yıldız

Ergül Çetin'in Selçuklu duvarına, incir ağaçlarına, zakkuma, deniz mağaralarına, güneyin kırmızı topraklı üzüm bağlarına, katran ve kekik kokularına tutkun olduğunu biliyorum. Nereden mi biliyorum? Şiire bir su gibi akan sesinden biliyorum.
Ruşen Hakkı
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çapraz Güneş
Alt başlık:
Toplu Şiirler - 3
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055295660
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kurgu Kültür
"Benim değil bu dizeler, bir kadının,
yarı loş, yarı aydınlık bir odada, demişti ilk sevişmemizde fısıldamıştı altın bir küpe gibi kulağıma
defne dallarından bir taç kondurup başıma
romalı krallar gibi çıplak, kalın boyunlu
elimde zavallı bir imparatorluk asası, sınırlarını bilmediğim, başında çiçeklerden, yapraklardan bir demet
bakıp uzaklara dalgın, anlatmıştı işte o,
dalphne'nin acıklı öyküsünü.

Alev soluyup yüzüme yeşil bir ejder gibi
keskin, parlak pullarını göğsüme bastırıp
altımda altın bir böcek gibi kıvrılıp bükülen,
kollarımda ağlamıştı, kıvranmıştı, inlemişti
aklımda metal sesleri sabaha kadar...
demişti işte o, altın bir küpe gibi kulağıma
fısıldamıştı tutkuyla sevişirken;
"bilmediğin zamandan beri sevgilinim senin."

Tutkuyla sevişirken söylenen sözlere
inanmamam gerektiğini öğrenmek için
çok zaman geçmesi gerektiğini
bilmiyordum o zaman."

Benim bayıldığım bir şiir, tadını çıkarmak için, şiirin bitmemesi için sindire sindire okuduğum, her dizedeki küçük sürprizlerin pırıltılarıyla kalbimde biriken, sonundaki büyük sürprizin sarsıntısına doyarak ulaşmak için okuduğum bir şiir.
Ahmet Yıldız

Ergül Çetin'in Selçuklu duvarına, incir ağaçlarına, zakkuma, deniz mağaralarına, güneyin kırmızı topraklı üzüm bağlarına, katran ve kekik kokularına tutkun olduğunu biliyorum. Nereden mi biliyorum? Şiire bir su gibi akan sesinden biliyorum.
Ruşen Hakkı

Kitap istatistikleri

  • 11 defa gösterildi.