·
Okunma
·
Beğeni
·
440
Gösterim
Adı:
Çellocu
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418094
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Şeytan bakışlı bir âdemden ders aldığına göre… O yanı başında, bir adım mesafede, hazır ve nazır bekliyor. Zaten sadece ve sadece şeytanın haz alacağı neviden mızıkaları da yanlarında…

Günaha girmemek için bir beis mi var? Gırnatacı romanıyla edebiyat dünyasının dikkatini çeken Ercüment Cengiz bu kez Çellocu ile çıkıyor okurun karşısına. Abdülmecit dönemi İstanbul'unu fonda bütün incelikleriyle canlı bir tablo gibi gözler önüne sererken; yıkıcı, ölümcül bir kıskançlığın, insanı insanlıktan çıkaran trajedisini Vivaldi'nin konçertosu eşliğinde, ustalıkla işliyor. Kuşkunun getirdiği varsayımlar ve olasılıklar üzerine kurulmuş, psikolojik ve felsefi derinliği olan bu romanı, ete kemiğe bürünen bir çellonun nağmelerini duyarak okuyacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
360 syf.
Notaların Bedeli: Çellocu

Çellocu, yazar Ercüment Cengiz’in Gırnatacı isimli ödüllü ilk romanının ardından yazdığı ikinci romanı. Çellocu, tarihi roman özelliği taşır. Olaylar ve durumlar, Abdülmecit dönemi Osmanlı’sında, Doğulu bir toplumun, direksiyonu tam anlamıyla Batı’ya kırdığı bir dönemde geçer. Romanın karakterlerinin bir kısmını paşalar oluşturur: Mustafa Reşit Paşa, Mustafa li Paşa, Donizetti Paşa… Bunun yanında dönem toplumunu ve devletini de yakından görmek mümkündür.

Romanda Mehteran yerine kurulan Mızıkayıhümayun isimli yeni ve Batılı Osmanlı saray orkestrasının Sultan Abdülmecit’e ve ünlü kompozitör Franz Liszt’e konser vermeye hazırlandığı zaman dilimi ele alınır. Orkestranın çello bölümü yeni açılmıştır ve bu önemli konser için kısa vadede usta bir çellocuya ihtiyaç vardır. Başarılı İtalyan çellocu Dante, orkestranın maestrosu Galeazzi tarafından İstanbul’a davet edilir. Romanın bundan sonrasında çellocunun İstanbul’da kaldığı sürede yaşadıkları anlatılır. Kurgu zaman zaman gizemli, zaman zaman romantik, zaman zaman da gerilimlidir. Olaylar geri dönüş tekniği ile verilir. Kurgunun rölantide ilerlediği ve gerilimin romanın son birkaç bölümünde yükseldiği de belirtilmelidir.

Dante, bir konserde Mustafa li Paşa’nın Polonya asıllı genç karısı Melek Hanım’ı etkiler ve bu ikili arasında çello dersleri düzenlenmeye başlanır. Fakat vehimli Mustafa li Paşa, Doğu kadını olarak çello öğrenmek isteyen Melek Hanım’a, izni kendi vermesine rağmen, bedelini ödetir. Yazarın giriş notu olarak kullandığı “Notalar kelimelerden günahkardır.” cümlesi bu bakımdan bir ipucudur.

Dante’nin Melek Hanım’a perde arkasından verdiği derslerde çelloya dair yaptığı açıklamalar bir sanatçı ile enstrümanı arasındaki bağı göstermesi açısından önemlidir. Çellonun sesi, çalınışı, önemi, çalana ve dinleyene hissettirdikleri uzun uzun bu derslerde betimlenir. Bunların yanında Klasik Batı Müziğine dair bazı bilgiler de kurguya serpiştirilir.

Romanın önemli yanlarından biri Dante’nin izlenimleri üzerinden o dönemin kozmopolit İstanbul’unun işlenmesidir. Dante’nin annesine yazdığı bir mektupta “Bu şehrin en önemli özelliği her şeyin birbirine karışmış olması.” ifadesi dönemin İstanbul’unun barındırdığı çoklu unsurları yansıtır: Boru şapkalısı ile sarıklısı, kafası tüylü volan etekli kadınlar ile sadece gözleri görünen çarşaflı kadınlar, ezan sesi ile çan sesleri, bozacılar ile ayyaşlar…

Romana fon olarak seçilen tarihi dönem, Osmanlı toplumunun birçok ikilemi içinde barındırdığı dönemdir. Bu ikilemlerden birisi de müziktir. Osmanlı toplumuna yeni yeni girmeye başlayan Klasik Batı Müziği, yerini sağlamlaştırmak için Klasik Osmanlı Musikisi ile görünmez bir mücadele içindedir. Romanın karakterlerinden Mustafa li Paşa, bu yeni müziği benimsemez ve modernleşmenin öncüsü olan Mustafa Reşit Paşa’nın aksine Klasik Osmanlı Musikisi tarafında olmayı seçer. Bu iki ekolün ifade ediliş biçimi dahi bu ayrımı verir: “müzik” ve “musiki”.

Özet olarak Çellocu, Batılı bir müzisyenin Doğu toplumunda başından geçenleri, Doğulu bir kadının çello öğrenmek istemesinin bedelini ödeyişini, Osmanlı toplumunun Abdülmecit dönemindeki durumunu edebi bir üslupla anlatır.
360 syf.
·18 günde·7/10
Çok fazla tasvir ve derin detaylar. Zaman zaman konudan uzaklaşmama rağmen yine de sıkılmadan okudum. İlginç bir konu, her şey kitabın son elli sayfasında olup bitiyor. Baştan sona alıp sürüklemedi. Yine de okunur...
"Hayat, ne filozofların kafa patlatacağı kadar manalı, ne de üzerinde hiç kafa yormayacak kadar saçma demek istiyorum... Sadece var!"
"...İstanbul halkı için zaman vız gelip tırıs giden bir seydi... Ezan saatleriyle, güneş ve mehtabın hareketleri de olmasa 'zaman' denilen şeyle pek ilgileri yoktu İstanbulluların. 'Zaman', onlar için parmaklarından düşürmedikleri sıralı kehribar taneleri gibi 'an'lardan oluşan bir tespihti sadece."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çellocu
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418094
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Şeytan bakışlı bir âdemden ders aldığına göre… O yanı başında, bir adım mesafede, hazır ve nazır bekliyor. Zaten sadece ve sadece şeytanın haz alacağı neviden mızıkaları da yanlarında…

Günaha girmemek için bir beis mi var? Gırnatacı romanıyla edebiyat dünyasının dikkatini çeken Ercüment Cengiz bu kez Çellocu ile çıkıyor okurun karşısına. Abdülmecit dönemi İstanbul'unu fonda bütün incelikleriyle canlı bir tablo gibi gözler önüne sererken; yıkıcı, ölümcül bir kıskançlığın, insanı insanlıktan çıkaran trajedisini Vivaldi'nin konçertosu eşliğinde, ustalıkla işliyor. Kuşkunun getirdiği varsayımlar ve olasılıklar üzerine kurulmuş, psikolojik ve felsefi derinliği olan bu romanı, ete kemiğe bürünen bir çellonun nağmelerini duyarak okuyacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Serkan bulca
  • denizneokuyor
  • Gül Sina
  • Taluy Kan
  • Turkan Konar
  • Merve Hançer
  • Okuyan Doktor
  • Mehmet_
  • Şindar Okay
  • Zeynep Gül Bozdemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%0
8
%0
7
%42.9 (3)
6
%0
5
%14.3 (1)
4
%0
3
%14.3 (1)
2
%0
1
%0