"Çengelköyü" olarak anılan yerleşim yeri ilk olarak Bekâr Deresi’nin denize döküldüğü yerde kurulmuştur. Toprağı mümbit, havası yumuşak, suyu bol olan köy uzun müddet sayfiye yeri olarak sultanların, yüksek mertebe devlet erkânının alakasına mazhar olmuştur. Balıkçılığıyla da meşhur köy geniş bostanlara sahiptir. Ulaşımın sadece sandal, vapur ve at arabalarıyla yapıldığı bu dönemde bütün köy birbirini tanır. Öyle ki, vapurun kaptanı bütün yolculara aşina olduğundan kimin gelmediğini bilir, vapuru biraz bekletir. Çengelköyü’nden yüklenen zerzevattan, Beylerbeyi’nin meşhur teşrifatından ve Kuzguncuk’taki yolcuların vapura binerken yaptığı haşarılıklardan dolayı vapurlar Üsküdar’a sık sık geciktiği için bu, halk arasında “Çengelköy’ün zerzevatı, Beylerbeyi’nin teşrifatı, Kuzguncuk’un haşeratı” şeklinde bir deyime de dönüşmüştür. Burada, Çengelköy adının kaynağına dair muhtelif rivayetlere de yer veren yazara göre bu konuda en tutarlı rivayet, Bizans döneminde Konstantinapol’un kurulduğu devirden kalma birtakım çengellerden ötürü bölgenin bu isimle anıldığıdır. Ayrıca topografik olarak çengel görünümündeki bölgede Osmanlı döneminde de çapalar ve çengeller imal edilmiştir.