Küçük bir çocuğun ağzından anlatılan bir cinayetle başlıyor hikayemiz.Kasabada nehirde ölü bir adam bulunur.Basta polisler bu olayla ilgilenmez ama küçük Kearen bunun cinayet olduğunu hisseder.Keraen aynı zamanda gördüklerini harika çizimleriyle anlatan bir çocuktur.Kearen annesi, uyuşturucu kaçakçısı babası ve onun oğluyla birlikte yaşamaktadır.Meraki yüzünden başına bir sürü dert açsa da Kearen sonunda cinayeti ve üvey babasının kaçakçılığını ortaya çıkarır.
Sessiz bir çocuğun sessizliğinde yankılanan çığlıklar vardır. Onları duymak için bazen kelimeler yetmez.
Kieron'un hikâyesi, sıradanlığın içindeki olağanüstülüğü anlatır. Sessizliğiyle, garip bakışlarıyla, kendi içine kapanıklığıyla tanınan bu çocuk aslında dahi seviyesinde bir zekâya sahiptir. Ama mesele yalnızca zeki olmak değildir; mesele, bu zekânın çarpık bir dünyada nasıl duyulacağıdır.
Toplumun, okulun, ailesinin ve hatta kendi akranlarının dahi anlamakta zorlandığı bu çocuğun dünyası, çok katmanlı ve derindir. Kim Slater, Kieron’un sessiz çığlıklarını cümle cümle duvara kazır gibi işliyor. Onun iç sesini, bastırılmış duygularını ve kendiyle kurduğu karmaşık ilişkiyi okura geçirirken, bir çocuğun görünmeyen yanlarını görünür kılıyor.
Bir gün okulda bir şey olur. Bir olay yaşanır. Bu olay, Kieron’un iç dünyasındaki patlamayı tetikler. Kimsenin dinlemediği bu sessiz çocuk, bir şekilde konuşmak zorundadır artık. Ama nasıl? Slater burada ustalığını konuşturur. Çünkü hikâye, yalnızca bir gencin çözülüşü değil; toplumun bir çocuğu nasıl kolayca gözden çıkarabildiğinin hikâyesidir.
Polisiye öğeler, psikolojik derinlik ve dramatik vuruculuk bir araya gelirken, okur sayfalar arasında hem gizemin peşine düşer, hem de Kieron’un sessizliğinde kendi yankılarını duymaya başlar.
Kitap, yalnızca bir çocuğu değil, tüm çocukları anlatır aslında. Görmezden geldiklerimizi, anlamadıklarımızı, anlamaya uğraşmadıklarımızı…
Ve son satırda, okur şunu fark eder: Sessizlik, bazen en yüksek sestir.
Küçük bir çocuğun ağzından olay anlatılıyor.Kieran suda yüzen bir ceset görür. Aslında gördükleri evsiz, sokaklarda yaşayan bir adamdır.
Kieran anne ve üvey baba onun oğluyla yaşar. Yaşıtlarına göre zeki bir çocuktur. Annesi çalışır, üvey babası ise çalışmaz. Üstelik annesine şiddet uygular. Kieran her şeye rağmen cinayeti sorgularken diğer taraftan zor şartlarda yaşamaya devam eder.
Küçük bir kasabada evsiz bir adam “kazara” ölür, polisler tarafından bile yeterince kurcalanmaz. Annesi ve uyuşturucu kaçakçısı üvey babasıyla birlikte bu kasabada yaşayan Kieran bunun bir kaza olmadığının farkındadır. Muhteşem çizim yeteneği ve zekasıyla dedektifliğe soyunur… Çocukların dilinden anlatılan eğlenceli kitaplardandı…
Küçücük bir çocuğun gözünden bakmakla, yaşıtlarına göre farklı bir duruşu olan bir çocuğun gözünden bakmak ve hikayenin anlatımında sınıfta gördüğü dersleri bile günlüğüne saf ve şirnce not alması başarısının en büyük sırrı, belirli bir boktadan sonra sonu kestirilebilir ama güzel olanda bu...
Başladığınız kimi sonun necə olacağını təxmin etməyə çalışdığınız kitablar vardır. Bu kitab əsər də mənim üçün elə oldu. Öncə uşaq kitabı kimi gəldi. Oxuduqca balaca Kieranın nələr çəkdiyini acı bir şəkildə hiss etdim. Kitab hər cür duyğunu əhatə edirdi mənə görə. Mən bir neçə saata bitirdim və həqiqətən çox bəyəndim. Bəzən bir cinayətin üstünü balaca uşaq da aça bilərmiş.