1904’te İspanya’nın Figueras kentinde dünyaya geldi Salvador Dali. Sürrealizm akımının temsilcilerini ve işlerini sevdiğim bir gerçek, lâkin Dali’nin İspanya’da demokratik cumhuriyetin yakılmasıyla İspanya İç Savaş’ında milliyetçi güçlere önderlik etmiş ve ülkeyi 36 yıl diktatörlük yönetmiş Francisco Franco yandaşlığı soğutucu bir gerçek. Şöyle ki, son zamanlarsa aklımı kurcalayan bir soru var: “Bir sanat yapıtını veya herhangi işini beğendiğimiz birisini, kendisini ve işlerini yaptıklarından bağımsız mı değerlendirmek gerekiyor?” Sanatı kişiden nasıl ayırıp da sevebilmeli?Aklımda deli sorular. Söz konusu sanat tarihi olunca, eserleriyle hatırlamaya çalışıyorum elbette.
Andy Warhol gibi parayı ve şöhreti seven bi’ isimdi Dali. Breton ona Avida Dollars demişti. Sanatçı, Paris’teki gerçeküstücülerin arasına katıldı ve daha sonra çok kötü tartışarak -özellikle Andre Breton’la- gruptan atıldı. 1929’da yaptığı “Hazin Oyun” eseri, gerçeküstücüleri sinirlendirmek ve dikkatleri çekmek için, bir adamı iç çamaşırından dışkı fışkırırken gösterdiğinden, koprofili ile suçlanmış. Koprofili: “Dışkı ya da dışkılayan insan görmekten cinsel zevk alma eğilimi.” Sanatçı, daima çalışmalarında “skatolojik” eğilimlerin kendisini gösterme biçimi olduğunu söylemiş. Dali’nin eserlerinde “ekmek, nar, yumurta, çöl, fil” gibi mühim unsurlar yer almakta. Özellikle yumurta doğum öncesi imgeler ve dölyatağıyla ilişkilendirir. Eriyen saatler, masalar ve diğer nesneler ise “Camembert” peyniriyle ilgili bir düşten kaynaklanan rüyadan gelmektedir ve saatler kısmı ise, Amerikan kültüründe sürekli saate bakan ve onun katılığına yumuşatma isteğinin eleştirisi bulunuyor.
Hollywood yıldızı Mia West’in dudaklarından, dudak şeklinde divan, aynı şekilde tabloda kullandı. 1943’te resmettiği Amerika’nın Şiiri