İşte bu! Ruhunun bir parçasını arabalarında taşıyanların hikayesi…
Türkiye’nin ilk ve tek ‘Araba’ temalı kitabı olma özelliği taşısa da bu sakın gözünüzü korkutmasın, okumaya ilk başladığınız andan itibaren anlıyorsunuz kitabın sadece bundan ibaret olmadığını. Onlar yalnızca Poyraz liderliğinde kurulan N7 grubunun bir parçası ya da birkaç serseriden ibaret değiller, onlar hepimize önyargıların sadece bir avuç saçmalıklardan ibaret olduğunu göstermeye geldiler.
Hikâye; başlangıcından itibaren aksiyon arayanların seveceği türden bir giriş bölümüyle bizleri karşıladı, yazarımız ara sıra bizzat duruma el atarak okuyucularına (Kedi) Kenan, (Anahtar) Özkan, (Ördek) Furkan ve (Umursamaz) Yasin karakterlerini az çok tanıtmaya çalıştı fakat bu yüzden ilk bölümdeki hararetin 2 ve 3. Bölümlerde ciddi oranlarda düştüğünü düşünüyorum bu tamamen göreceli de olabilir tabi ki.
Siyah filmli camların arkasındaki hayatlara dokunan hikâyemizin devamında; grup liderleri olan Poyraz’ın yetiştirme yurdunda gösteri ayarlamasıyla asıl yaşanacakların bundan sonra başlayacağını anlamaktayız, engelli bir çocuk için kendilerince yardım etmeye çalışmaları minvalinde devam eden kurgunun Özkan karakterinin de sık gittiği sokak yarışlarına Murat için katılma kararı almaları, organize ettiği yarıştan komisyon ücretini alamayan Sansar yüzünden N7’nin başı fazlaca ağrıyacaktır.
Kurgu üzerine çok düşünülmüş ve iyi bir şekilde oturtulmuş olmasına rağmen hikâyenin anlatım dilinde eksikliklerin olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim, konuşmaların arasındaki betimleme eksiği ve aynı bölüm içinde iki farklı anlatım dilinin kullanılmış olması (gözlemlediğim sadece 1 bölümde) bir paragraftan diğerine geçişte bariz fark edildiğine tanık oldum. (Bu konuda editöre biraz kızmış olabilirim, yazarın gözden