Ardında soğuk ve karanlık bir boşluk bırakarak insanlara veda eden güneş. O karanlık geceyi ince bir tül gibi saran rüzgâr. Açık bir pencereden o rüzgârı avuçlarıyla yakalamaya çalışan bir çocuk. Çocuk işte, gözleri kömür karası mı desem hüzün sarısı mı? Bilemedim. Eşgüdümlü bakışlarla yine o dönemece bakıyor. O dönemeç köye gelen arabaların ışığı vurduğunda dile geliyor resmen. Önden haber yolluyor bekleyenlere. Şoföründen yıllarca azar işitmiş bir kamyonetle gelecek haberi bekliyor çocuk. Gözleri ıssız, bakışları öksüz. Nabzı düzensiz atıyor. Kimse farkında değil. Belki yaşadığı hasretten.