Düşerken

Nick Hornby

Puan

7.310 üzerinden
12 kişi
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2020 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2020 20:04
Düşerken Nick Hornby İlk başlarda Zeki,eğlenceli,komik,diyaloğları sağlam, karakterleri zaman zaman belli kalıplarda klişeleştirilmeye yaklaşsalar da yine de ince çizilmiş, iyi düşünülmüş,keyifle okunuyorken,sayfalar ilerledikçe durağanlaşıyor. "elinde bir kullanma kılavuzu olmadan, en önemli parçaların nereye yerleştirilmesi gerektiğini bilmeden, benliğinin etrafa saçılmış yüzlerce parçasını yeniden bir araya getirmek çok zor." Hollywood filmi duygusu uyandırıyor. sıkmadan, yormadan, eğlenceli bir okuma serüvenini ilk iki bölümde sağlıyor. Güzel, heyecan dolu ve merak uyandırıcı başlangıcından sonraki her sayfa çevirişinizde daha az güldüren, daha az düşündüren ve sonu itibariyle beklentilerinizin hiçbirini karşılamamasıyla sizi hayal kırıklığına uğratmasa klasik olacakmış. Basit bir "hayat ne güzel" teması çok yetersiz kalmış. sonunu getirmek için sabırlı olmanız gereken bir kitap. genelde kitapların başlangıcı sıkıcı devamı sürükleyici olur ya, işte bu kitapta durum tam tersi. karakterlerle okuyucunun tanıştığı ilk bölümler keyifli ancak daha sonra işler sıkıcı hale geliyor. karakterler hep kendilerinden beklendiği gibi davranıyor. Martin Sharp, ünlü bir sabah programı sunucusu. 15 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girdiği için eşini, çocuklarını, işini kaybediyor. Çatıya. Maureen, engelli oğluna yıllardır bakan, kiliseyle ev dışında başka bir yere gitmeyen bir kadın. Rutinden bıkmış. Çatıya. Jess, takıntılı bir genç kızımız. Babası bürokrat, kardeşi kayıp. Zor bir çocukluk geçirmiş, kafayı kırmış biraz. Deli gibi. Chas'in kendisini arayıp sormamasına takmış, çocuğu arayıp bulamamış. Çatıya. JJ, ABD'de iki albüm yapıp dağılmış bir grubun elemanı. Sevgilisinin peşinden İngiltere'ye geliyor, kız bunu terk edince kurye olarak çalışmaya başlıyor. Bir siparişi
DüşerkenNick Hornby · Sel Yayıncılık · 200641 okunma
6/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2019 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2019 07:58
Yılbaşı akşamı Toppers Binası’nda birbirleriyle tamamen şans eseri tanışmış, fakat hepsinin de o akşamda tek istekleri intihar etmek olan dört kişinin hikâyesini okuyoruz. Martin, ünlü sabah programı sunucusu; sarhoş olup sokaklarda sabahlamasıyla ve çapkınlıklarıyla defalarca kez gazetelere manşet olmuş, en sonunda da büyük bir hata yüzünden hapse girip çıkmış bir adam. Maureen, hayatını engelli oğlu Matty’e adamış, yalnız, kilise ve evi arasında mekik dokuyan ürkek bir kadın. Yıllar önce kız kardeşinin ortalıktan kayboluşunu kaldıramayan, saldırgan Jess ve rock grubu dağılınca hayatının da çoğu yerinde ipleri elinde kaçırmış JJ. Dördü de o akşam o çatıda intihar etmek için duruyorlar ve aslında ilk kez o zaman tanışıyorlar. Kitabı ablamın önerisiyle okumaya karar vermiştim. Zira kendisi yıllar önce bunu alıp okumuş ve çok beğendiğini söylemişti. Konusu güzel, karakterler ilgi çekici olsa da Nick Hornby’nin kaleminde beni kendisine bağlayamayan bir şeyler vardı. Bazı düşünceleri bana uymuyordu. Kitaptan zaten edebi bir üslup, sonunda bir mesaj beklenmemeli çünkü yoktu. Sanki dört kişi yaşamının belirli bir kısmını, geçmişten bazı detaylar da iliştirirerek bize anlatıyormuş gibiydi. Karakterlerin başına gelenlerin gerçek olmalarının yanı sıra, kitabın biraz komik olan yanları da vardı. Jess ve Martin’in çoğu konuşmasına güldüğüm oluyordu. Okuması keyifli bir kitaptı, altını çizdiğim cümleler de oldu fakat bu kadarından başkasını söyleyemiyorum ne yazık ki. Yine de sizi yormayacak, gerçek bir şeyler okumak isterseniz tavsiyemdir.
DüşerkenNick Hornby · Sel Yayıncılık · 200641 okunma