Düşerken
Nick Hornby
İlk başlarda Zeki,eğlenceli,komik,diyaloğları sağlam, karakterleri zaman zaman belli kalıplarda klişeleştirilmeye yaklaşsalar da yine de ince çizilmiş, iyi düşünülmüş,keyifle okunuyorken,sayfalar ilerledikçe durağanlaşıyor.
"elinde bir kullanma kılavuzu olmadan, en önemli parçaların nereye yerleştirilmesi gerektiğini bilmeden, benliğinin etrafa saçılmış yüzlerce parçasını yeniden bir araya getirmek çok zor."
Hollywood filmi duygusu uyandırıyor. sıkmadan, yormadan, eğlenceli bir okuma serüvenini ilk iki bölümde sağlıyor. Güzel, heyecan dolu ve merak uyandırıcı başlangıcından sonraki her sayfa çevirişinizde daha az güldüren, daha az düşündüren ve sonu itibariyle beklentilerinizin hiçbirini karşılamamasıyla sizi hayal kırıklığına uğratmasa klasik olacakmış. Basit bir "hayat ne güzel" teması çok yetersiz kalmış. sonunu getirmek için sabırlı olmanız gereken bir kitap. genelde kitapların başlangıcı sıkıcı devamı sürükleyici olur ya, işte bu kitapta durum tam tersi. karakterlerle okuyucunun tanıştığı ilk bölümler keyifli ancak daha sonra işler sıkıcı hale geliyor. karakterler hep kendilerinden beklendiği gibi davranıyor. Martin Sharp, ünlü bir sabah programı sunucusu. 15 yaşında bir kızla cinsel ilişkiye girdiği için eşini, çocuklarını, işini kaybediyor. Çatıya. Maureen, engelli oğluna yıllardır bakan, kiliseyle ev dışında başka bir yere gitmeyen bir kadın. Rutinden bıkmış. Çatıya. Jess, takıntılı bir genç kızımız. Babası bürokrat, kardeşi kayıp. Zor bir çocukluk geçirmiş, kafayı kırmış biraz. Deli gibi. Chas'in kendisini arayıp sormamasına takmış, çocuğu arayıp bulamamış. Çatıya. JJ, ABD'de iki albüm yapıp dağılmış bir grubun elemanı. Sevgilisinin peşinden İngiltere'ye geliyor, kız bunu terk edince kurye olarak çalışmaya başlıyor. Bir siparişi