"Kadının kahramana değil, yoldaşlığa ihtiyacı varmış, ama anlaşılamamış." demişti Gülay, "Adamın tüm fedakarlığı hep kendinin yaptığını hissettirmesi kadına çok büyük bir yük olmuş belli ki. Ona bakarsan kadın da işini gücünü bırakıp çocuk bakmaya vermiş kendini; acaba hiç düşünmüş mü beyefendi bunun ne kadar büyük bir fedakârlık olduğunu. Kadının doğalmış gibi yüklendiği sorumluluklar, nedense erkeklerin hiç dikkatini çekmiyor."
Okulda, avukatların da kamu görevi yürüttüklerini ve yargının üç sacayağından biri olduklarını öğretmişlerdi fakat mesleğe başladığında, sistemin, kitaplarda hiç geçmeyen ve adına "keyfiyet" denilen bir prensiple yönetildiğini görecekti. Siyasetten, yargıya, üniversitelerden, iş hayatına kadar her yere egemen olan bu Doğu tanrısının en sevmediği şey kuraldı; yani bizzat hukukun kendisi.
"Kimse büyümek istemiyor. Sorumluluk alamıyor, seçim yapamıyor. Seçim yapmadığı, taraf olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı bedellerin yükü, herkese olduğundan da ağır geliyor. Çünkü insan seçtiği yolun bedelini daha kolay öder."
"Sen mutlu bir kadınsın, hayattan keyif alıyorsun. Ama şu tartışmalarda illa kötücül yorumlar yapmaya bayılıyorsun. Bu da senin hayattaki zevkin işte."
"Ne alakası var. İşte tam bir mühendis yorumu, her şeyi düz bir çizgiye çekmeye bayılıyorsunuz. Üstelik bunların kötücül yorum olduğunu nereden çıkardın? Bizi asıl mutsuz eden, insanın hep mutlu olması gerektiği düşüncesi. Çünkü her şeyin merkezinde kendinin olduğunu, her şeyin en iyisini hak ettiğini sanıyor. Medeniyetimiz bu motivasyonla kurulmuş. Ne kadar çocukça bir yanılgı! Sonra da gelsin büyük hayal kırıklıkları. 'Hepimiz özeliz, kendimizi önemsemeliyiz, kendimizi gerçekleştirmeliyiz' Tüm bu zırvalıklar yüzünden... Özel falan değiliz, biraz mütevazı olun kardeşim ya, barışın şu sıradanlığımızla..."
"Tamam, toparlıyorum. Bakınız Aydın Bey, Yunan Mitolojisi'nde her şeyin başlangıcı olan toprak ana Gaia bile hayatı sıkıntıdan başlatıyor. Yani varoluşu ve hareketi meydana getiren şey, bir tür huzursuzluk. Yunan bilgeliği bunun farkında. Bizse şimdi, bu duygulara hep olumsuz bir anlam yüklüyoruz. Birini azıcık düşünceli görmeyelim, hemen biniyoruz tepesine; ne oldu, bir derdin mi var, sorun mu var... Peşini bırakmıyoruz, illa bir açıklama istiyoruz. Oysa bana hayatla derdi, sıkıntısı olmayan, biraz olsun huzursuzluk taşımayan insanlar vasat geliyor."