“Hazine” ile başlayan seri “Emanet’le”devam ediyor. Sezen, Selçuk, Nurcan, Sefa Usta’nın yanı sıra yeni karakterlerle birlikte sürükleyici bir roman Emanet…
Sezen, Selçuk, Ayşen, Nurcan ve Sefa Usta’nın Hazine’deki hikayelerinin Meryem, Erdem, Nalbur Yusuf, Mehmet, Yeter ve Rıza’nın da katıldığı bir yolculuğa dönüşmesi anlatılıyor…
Yaşamın mutluluk, hüzün, sevgi, özlem, çaresizlik ve umutlarla yoğurulduğu; insanın insana hem yara hem merhem olduğunun anlatıldığı bir roman Emanet…
Bazen bir söz, bir yazı, bir ses veremediğin kararları vermene, atamadığın adımları atmana, kapatamadığın defterleri kapatmana sebep olur.
İnsan, başkasının derdini dinlerken kendi hikayesine de ağlar ve gözyaşlarını içine akıtırdı.
Her şey yolundayken mutluluk kolaydı da sıkıntılar baş gösterince anlaşılıyordu kimin zorluklara göğüs gerebilecek güçte olduğu ve yanındakine destek olabileceği…
Kararını vermişti artık. Aylardır içinde debelenip durduğu duygularını rafa kaldırma zamanı gelmişti. Kendini daha fazla yıpratmayacak, halledemeyeceği, çözemeyeceği bir özlem duygusunun içinde yok olmayacaktı.
Ailenin dışında açılmasına izin verilmeyen sırlar sandığı, bazen bir yabancıya anahtarıyla birlikte teslim edilebiliyordu.
Bazılarının mutluluğunu paylaşma telaşı birilerinin mutsuzluk ve hüznünü körüklüyordu…
“Meryem Hanım, üzme kendini. İnsan, insana lazımdır her zaman.Destek olmayan, iyi zamanlarında yanında olup sonrasında ortadan kaybolanlara dost da denilmez arkadaş da. Yanımızda olmaması gerekenler zor zamanlarımızda hayatımızdan çıkar. Destek görmedim, diye üzme kendini. Güçlülüğün tek başına ayakta kalma çabandan geliyor, böyle düşün.”
Hem anlasın diye içten içe çırpınıyor hemde aslında şiirler güzel onun için böyle yaptım, demeye çalışıyordu. Şiir sevdiği içindi bu hediye paketleri Sezen’in gözünde. Anlaşılmayı beklemişti, kendini anlatmayı pek becerememiş, yazıya, şiire sığınmıştı ama Sezen’in onu bu sefer anlamasını, duygularını bilmesini, hissetmesini istiyordu.
Yani çok sevmek ya da az sevmek karşındakinin değil, senin meselen. ‘Şunu yaptı o yüzden çok seviyorum.’ dediğinde bile oradaki ‘çok’ seninle ilgili.”