Bu kitaba sadece ve sadece Hayao Miyazaki veda eseri olan Balıkçıl ve Kuş filminde bu kitabı esas alacak bilgisi sebebiyle başladım. Bu kitap benim Hayao Miyazaki'ye vedam niteliğindeydi. O yüzden bitirmek benim için zordu. Kitap ne kadar Miyazaki sebebiyle anime dünyasında adını andırsa da tam bir klasik Japon tarzındaydı. Yani "slice of life" dedikleri "gündelik yaşamın güzellikleri" tarzı. Japonlar bu alanda çok iyiler. Hayatlarını, gündelik yaşamın çoğumuza göre sıkıcı olan düzenini romantize etmede gerçekler başarılılar ve bunu da sanat alanında her yerde görüyoruz. Kitaplar, filmler, animeler, mangalar... 14 yaşında ve büyümekte olan bir çocuğun hayatına eşlik ediyoruz. Oyun oynuyor, okula gidiyor, merak ediyor, merhamet ediyor, yeni insanlar tanıyor, yeni duygulara ve yeni düşüncelere kendini açıyor. Her geçen gün biraz daha büyüyor. Tıpkı bazen kendi hayatlarımız gibi. Hiç bir şey olmuyor gibi görünürken aslında çok şey oluyordur ama hayat ve zamanın içinde bazen fark etmeyiz. Kitabı okurken bol bol Studio Ghibli filmlerine aklım gitti. Bana Miyazaki'nin tarzından çok Oğlu Goro Miyazaki'nin "Tepedeki Ev" filmi ya da İsao Takahata'nın "Dün Gibi" si ve Yoshifumi Kondo'nun "Yüreğimin Sesi" filmlerini anımsatan tarzı vardı. Ayrıca arka planda Aoi Teshima'nın harika sesiyle "Tepedeki Ev" için söylediği mükemmel şarkısını da dinlerken gerçek bir gündelik hayat mutluluğu yaşadım diyebilirim. Bu da sana vedam olsun Miyazaki. Bizi cesur ve harika kızlarınla, asla pes etmeyen erkeklerinle ve Totoroyla tanıştırdığın için teşekkürler.