"Enegül", edebiyatın zirvesindeki ağır klasiklerden ziyade, yazarın kendi iç dünyasındaki fırtınaları dışarıya döktüğü, oldukça kişisel ve samimi bir "dertleşme" kitabı.
Bu kitabı eline aldığında "yeni bir dil bilgisi öğreneyim, büyük felsefi derinliklere dalayım" beklentisiyle değil, sanki sevdiğin bir arkadaşının yazdığı o içten notları okuyormuşsun gibi yaklaşmalısın. Eğer modun biraz düşükse, "yalnız değilmişim" duygusunu veren, "anlaşılma" isteğine hitap eden bir eser.
Kitapta büyük edebi kurgular yok. Bunun yerine, birine karşı duyulan o bitmek bilmeyen özlemin oldukça samimi bir dille kağıda dökülmüş halini görüyorsun. Yazarın o anki ruh hali, okuyucuya doğrudan, filtresiz geçiyor.
Şiirde yüksek edebi sanatlar ve şifreli cümleler yerine; "tam olarak benim hissettiğim şeyi yazmış" dedirten, doğrudan duygulara odaklanan eserleri seven biriysen bu kitap seni yormaz. Ancak "daha teknik ve ağdalı bir şiir dili arıyorum" diyorsan, bu kitap sana biraz basit veya "fazla günlük" gelebilir.
Kitap, bir "başyapıt" iddiası taşımaktan ziyade, yazarın sevdasını bir "Enegül" ismiyle ölümsüzleştirmeye çalıştığı, duyguların ön planda olduğu bir iç döküş. Okurken sanki birinin gizli defterini karıştırıyormuşsun gibi bir his yaratıyor; bu da onu hem çekici kılıyor hem de türünün sınırları içinde tutuyor.
Kısacası; eğer o an o duygusal atmosferi arıyorsan sana çok iyi bir eşlikçi olur, ama farklı bir beklentiyle açarsan hayal kırıklığı yaşatabilir