Artık o kadar alışmışlar, o kadar bu sıkıntıların içinde büyümüşler ki, korku nedir bilmiyorlar. Hayatlarının bir parçası olmuş, hem onlara olabilecek olanlar, hem de her gün Gazze’de ve Lübnan’da yaşananlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Filistin’de bir şehirden diğerine geçerken sanki ülke değiştirmiş gibi hissediyor insan kendini. Sınırlar değişiyor, yollar değişiyor, iklim değişiyor. Bu küçük ülkeye ne kadar çok karakter sığıyor, anlamak mümkün değil.
Havaalanındaki sorular, İsrail’in güvenlik gerekçeleriyle uyguladığı psikoljik işkencenin ısınma turları gibiydi. Eğer gazeteci, diplomat yada işadamı değilseniz, geriye kalan diğer gruplardan birine dahil olmalısınız: ajan, terörist yada ezber bozan bir eylemci. Dünyayı merak eden mazlumları önemseyen ve direnişi görmek isteyen sıradan bir insan mı? Malesef bu seçenek uzun zaman önce yürürlükten kaldırıldı…Yoksa hiç bir zaman var olmadı mı?
filistinliler dünyanın kendilerini nasıl algıladığını pek de umursamıyor. evet, dünyada çoğu insan filistin'in özgürlüğünden yana ama düşünce bazında; bunu politikasına yansıtamıyor, eyleme dökemiyor. peki, bu insanları hayal kırıklığına uğratıyor mu? düşmanlığa sebebiyet veriyor mu? hayır, başta unutulmuşluk, dışlanmışlık hissetmişler ama artık 50 yıl olmuş. dünyadan beklentilerini, umutlarını kesmişler, düşmanlık da yok, sadece biliyorlar ki onlara kendilerinden başkasının faydası yok. arap dünyası 70'lerde çok destek vermiş davalarına ama o zamanlar çok geride kalmış, şimdi gözlerinin önünde çocuklar öldürülüyor ve kimse sesini çıkarmıyor.
Ve kadınların bize nasıl da sıçak davrandıklarını düşündükçe o buz gibi evde, o silahlar, o ölüler, dikenli tellerle örülü memlekette sıcacık oluveriyor içimiz…