O an anladı ki bu küçük şey, gülümsemesi ile ona istediği her şeyi kabul ettirebilir, her şeyi yaptırabilir; bugüne kadar olan doğrularını toptan değiştirebilir, onu iki kere ikinin beş olduğuna ikna edebilirdi.
Kendisini harp zamanındaki bir askere benzetiyordu tam da şu an. Harp olduğunda askerlerin yemeğine az miktarda flor katılırmış ki emri sorgulamadan emre itaat etsinler; florun böyle bir etkisi varmış. İçinden “İşte benim florum da sensin, bilhassa senin gülümsemen...” diye geçirdi.