O gece zaman enkazın altında kaldı. Hasret için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ailesini, evini ve “ruhumun yarısı” dediği nişanlısı Murat’ı Yalova’nın yıkıntıları arasında bırakan genç bir kızın hayata tutunma mücadelesi başlar.
İstanbul’un kalabalığında geçmişinden kaçmaya çalışan Hasret; Aksaray’ın mütevazı odalarından Balat’ın tarihi sokaklarına, bir fırın tezgâhından Boğaz kıyısındaki Beyaz Köşk’e uzanan bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, aynı zamanda gizemli bir koruyucu elin izini sürme serüvenidir.
Gök Çöktüğünde, insanın her şeyini kaybettiğinde umudu nerede bulduğunu ve küllerinden doğan aşkın gücünü anlatan sarsıcı bir roman.