"Kaybettiği aşkıyla müziği keşfeden Mafuyu…
Aşk yüzünden müziği yitiren Ugetsu…
Müzik sayesinde aşkı bulan Ritsuka…
Müziğe âşık Akihiko…
Ve aşkı müzikle iyileştirmeye çalışan Haruki…"
Her bir karakter kendi içinde birer evren gibi. Hepsi aşk ve müzik arasında sıkışıp kalmış, anlaşılmayı bekleyen, sessizce birilerinin kendilerini fark etmesini isteyen bireyler.
Müzik; kimi için bir kaçış, kimi için hayatın ta kendisi, kimine göre bir mucize, kimine göre ise aşkın başka bir hali... Ama Mafuyu için? Mafuyu için müzik bir "nefes" acılarına batmış kalbinden insanlara ulaşan bir yol. Onun sessiz çığlığı, konuşamadığı her şeyin melodisi… Ve bu melodide, kaybettiği sevdiği kişinin yankısı var. O artık dönmeyecek ama Mafuyu onun bıraktığı şeyle -müzikle- yaşamaya devam ediyor. Şarkı söylüyor ki Yuki onu duysun; hislerini, pişmanlıklarını, içindeki ezici boşluğu anlayabilsin. Belki hâlâ bir bağ kurabilirler, farklı bir boyutta da olsa…
İlk şarkısında “Sensiz bu şehirde nasıl bir yarın aramalıyım?” diyen Mafuyu’nun sesi, zamanla “Uyumasam bile şafak sökecek. Bir şeyler değişiyor, bir şeyler bitiyor, bir şeyler başlıyor, burada olmasan bile yaşamaya devam edebilirim…” cümlelerine dönüşüyor. Artık biliyor ki, sevdiği kişi geri dönmeyecek… ve en zor olan da bu, onu gerçekten anlayan birinin artık asla geri gelemeyecek olması.
“Given”, mangasına yalnızca bir aşk hikayesi olarak bakmak doğru olmaz, bu seri aynı zamanda bir yas süreci, bir kabul, bir iletişim çığlığı. Seri, bize anlatamadıklarımızın nelere yol açabileceğini, eksik bırakılan cümlelerin hayatı nasıl değiştirebileceğini, bir tartışma anında ağızdan çıkan rastgele bir sözün, geri dönüşü olmayan bir sessizliğe nasıl dönüşebileceğini gösteriyor... İnsan çoğu zaman kelimelerin ne kadar güçlü olduğunu ancak sustuğunda veya