Mümtazefendiler olarak bilinen ve çokça bürokrat yetiştirmiş bir ailenin mensubudur. İlköğrenimini Nişantaşı'nda mahalle mektebinde tamamladı. Şehzadebaşı'ndaki Numune-Terakki Mektebini bitirdikten sonra Mülkiye İdadisinde okudu. Babıâli Divan-ı Hümayun Mühimme Kalemi katipliği, Beyrut Mektubi kalem memurluğu ve Amedi-i Divan-ı Hümayun Hülefalığı'nda Şura-yı Devlet Mülkiye Dairesi azalığı yaptı. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte Fransa'ya gitti. 1937'ye kadar Fransa'da kaldı ve bu sırada Sabah, Peyam-ı Sabah, Tanin ve İkdam'da çıkan yazılarıyla gazeteciliğe başladı. 1937'deTürkiye'ye kesin dönüş yaptı, birçok gazete ve dergide farklı türlerde yazılar kaleme aldı.
28 Nisan 1956'da İstanbul'da vefat eden Mümtaz, Feritköy aile kabristanına defnedildi (Dervişoğlu 2011: 8-10).
Ahmet Semih Mümtaz; şiir, dergi ve gazete yazılarıyla Türk edebiyatı ve kültürüne ışık tuttu. Şairlik yönü zayıf olan Mümtaz, Osmanlı konaklarını ve İstanbul'daki ramazanları ele alan dizi yazılarıyla şehrin mimarisine ve atmosferine tanıklık edilmesini sağladı. Son Saat gazetesinde "İftar" başlığıyla kaleme aldığı yazılarıyla eski İstanbul’da üç aylar, bayram hazırlıkları, törenleriyle konak ve saraylardaki iftar ve sahur ortamlarını akıcı bir üslupla işledi (Dervişoğlu 2009: 9). Saraya yakın olması hasebiyle saray hayatını ve II. Abdülhamit'i birçok yönüyle tanıtan eserler yazdı. İstanbul'un taşra hayatı, Boğaziçi'nin eski hâllerine dair hatıra ve gözlemlerini aktardığı yazılarıyla belli bir dönemin panoramasını çizdi. Çoğu dergilerde kalan bu yazılar, İsmail Dervişoğlu tarafından derlenerek Sultan II. Abdülhamit ve Zamanı, Evvel Zaman İçinde İstanbul Ramazanları, Eski İstanbul Konakları isimleriyle kitaplaştırıldı. Yazar, yaşarken kitap olarak basılan Tarihimizde Hayal Olmuş Hakikatler ve Canlı Tarihler Dizisi eserlerinde ise hatıralarına yer verdi.