ilk %40'ı aslında gayet akıcı ve ilgi çekici gidiyordu fakat daha sonrasında olaylar fazlasıyla tekrar etmeye, gereksiz detaylarla uzun uzun anlatılmaya ve bunlar sonraki sayfalarda YİNE anlatılmaya başlanınca işin tadı kaçtı.
filmi de izlediğim için bir yandan aklımda sahneler canlanıyor ve doğruyu söylemek gerekirse filmdeki hikaye akışı kitaptan çok daha düzgün bir hale getirilmiş.
karakterlerin birbirleriyle olan duygusal bağları kitabın yarısından sonra gerçekten kopmaya başladı, özellikle spoiler vermek istemediğim o MALUM mesele ile alakalı olan kısımlar çok hayal kırıklığıydı. Dustfinger meselesine girmeyeceğim bile.
özetle çocuk edebiyatını çok severim ve fikri çok güzel fakat hikaye anlatıcılığı konusunda sınıfta kalmış ve kesinlikle bu kadar uzatmayla boğulmaması gereken bir kitaptı. devam kitaplarına şöyle bir göz atmayı düşünüyorum fakat bu şekilde bir anlatımı varsa yüksek ihtimalle okumam veyahut konuyu öğrenmek için atlayarak göz gezdirebilirim. günün sonunda kesinlikle filminin çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum.
hatırımda kalan bir husus ise şu: filmi izlerken bazı şeylerin cevapsız kaldığını düşünmüştüm ve kitapta en azından bunların cevabını almak beni rahatlattı. bunlar filme de diyalog şeklinde eklenseymiş çok daha iyi olurmuş.
Özel bir yetenek bazılarımızı kıskandıran özel bir güç Meggie ve babası Mortimer "Mo" Folchart ile birlikte bu büyülü kitabın içinde sizleri sihirli bir maceraya davet ediyorum
Cornelia Funke'nin okuduğum ikinci kitabı. Önceden bir kitabını okumuş olduğumu ise daha yeni fark ettim. Yine çocuklar için yazılmış absürt fantastik diyebileceğim bir türdeydi.
Mürekkep yüreği okurken başlarda sıkıldım ve böylesine orjinal bir konunun bu şekilde işlenişini ve kahramanların basit oluşunu beğenmedim. Ama serinin devamı niteliğinde aynı bunun gibi kalın iki kitap daha varmış. Belki yazar bu fantastik dünyayı daha ayrıntılı tanıtma işini o iki kitapta başarabilmiştir. Ve daha hareketli bir kurgu vardır.
Son olarak şunu söylemeliyim ki, kitabın konusunun orjinalliğini sevmemin yanı sıra özellikle sevdiğim sahne mürekkep yürek kitabının yazarının, kendi yarattığı karakterlerle canlı kanlı karşılaşması. Sırf bu kısım bile bir kitap olma potensiyelinde diye düşünüyorum. Ayrıca kitapta verilen en kötü gibi gözüken hikaye dahi mutlu sonla bitebilir mesajı da önemliydi.
Eminim ki hepimiz zamanında bir kitap karakterini çok sevmiş ve gerçek olmasını dilemişizdir. Peki ya gerçekten böyle bir gücümüz olsaydı? Sevdiğimiz karakterleri öylece kitaptan çıkarabilseydik? Kulağa çok hoş gelse de bu kitabı okuduktan sonra iyi ve kötü yönleri üzerinde birden fazla kez düşünmeye itildim diyebilirim. Kitap hakkında söyleyebileceğim ilk şey kurgusunun mükemmel olduğu. En başta da söylediğim gibi her kitap kurdunun hayali olan bir şeyden bahsetmiş. Bunun yanı sıra dili de oldukça basit ve akıcı. Ve diğer kitaplardan en büyük farkı ise kurgu içinde kurgu barındırması. Biz kurgu bi hikaye okurken,okuduğumuz karakterler için de ayrı bir kurgu dünyası var. Her ne kadar çok ilgi çekici olsa da aynı zamanda çok riskli çünkü birinden birini tam yapamazsan güzelim kitabı mahvedebilirsin. O yönden bir kaç eleştiri yapabilirim. Kitabın mahvolduğunu düşünmesem de eksik olduğunu düşündüğüm yanları var. Aklımda bazı soru işaretleriyle bitirdim kitabı ama bu normal olabilir çünkü kitap 3 seri. Bu tarz serilerde sorular genellikle diğer eserlerde yavaş yavaş ortaya çıkar. Zaten sonu ikinci kitaba davet çıkarır biçimde bitti bence ama bu son benim hoşuma gittiği için diğer kitapları okumayı düşünmüyorum şimdilik. Kitabı genel olarak beğensem de karakterlerin hiçbirine ısınamadım hatta kitap kurdu Elinora bile. Başları biraz durgun olsa da son kısımlara doğru heyecan,gerilim ve aksiyon arttı diyebilirim.Tam film olacak tarzda bir kitap ki zaten filmide yapılmış. Tabi ki filmini de en kısa zamanda izleyeceğim.
O kadar güzel bir kitaptı ki hiç bitmesin istedim. Neyse ki seri bir kitapmış. Mutlu oldum. Kitapta bir adam ve kızının yeteneği var kitabı okuduğunda kitapta ki karakterleri, eşyaları vs. Getirebiliyorlar. Düşünün ki “define adası” nı okudunuz ve çil çil altınlar getirdiniz. Bu kitapta bu olayların çok daha fazlası var. Macerası hiç bitmeyen bir kitaptı. Tek üzüldüğüm nokta kitaptan gelen güzel kalpli karakterlerin tekrar dünyalarına geri dönememesi ve bizim dünyamıza tıkılıp kalmaları. Onlar için gerçekten çok korkutucu. Ben olsam bu gücü değil de şöyle bir güç isterdim. Okuduğum kitabın içine girmeyi o hikayeyi yaşamayı veya karakterle arkadaş olup olayları yakın gözle görmeyi isterdim. Diğer kitaplarını okuma 4 gözle bekliyorum.
Özel bir yetenek bazılarımızı kıskandıran özel bir güç Meggie ve babası Mortimer "Mo" Folchart ile birlikte bu büyülü kitabın içinde sizleri sihirli bir maceraya davet ediyorum
Kitabın, kesinlikle çok kaliteli ve mükemmel bir kurgusu var. Ben çok beğendim. Íçeriğindeki çoğu kısım olağandışı olsa da verdikleri mesaj herkesi ilgilendirmekte ve çok heyecanlı bir kitap. Aynı zamanda çok sürükleyici ve hoş bir anlatımı var. Herkese kesinlikle tavsiye ederim!
Hiç okuduğunuz kitaplardaki kahramanların yanı başınızda olmasını istediniz mi? Peter Pan'daki Tinker Bell' i görmek ya da Kurşun Askerle oynamak ister miydiniz?
Mo sesiyle sözcükleri canlandıran, okuduğu kitaptaki karakterleri gerçek hayata getirebilen kitap tamiri yapan ve bu işten para kazanan biri. 9 sene önce okuduğu Mürekkep Yürekten Capricorn, Basta ve Tozparmak kitabın içinden çıkıp geliyorlar ve onların yerine kitaba kızı Meggie'nin annesi giriyor. 9 yıl babasıyla birlikte yaşayan ve annesinin bir seyahate çıktığını sanan Meggie'nin hayatı bir gece Tozparmağın çıkagelmesiyle değişiyor.
Yazar bölümlere başlarken başka kitaplardan alıntılar yaparak başlıyor ve kitabın içinde okumaya ve kitaplara tutkun karakterler mevcut. Okumayı çok seviyorsanız bu karakterlerde kendinizden bir şeyler illaki buluyorsunuz.
Hani bazı kitaplar vardır, sizi çocukluğunuza götürür ve hayal gücünüzü geliştirir. Bu kitap da benim için öyle.
Eğer okursanız, şimdiden iyi okumalar dilerim:)
Mürekkep Yürek adını iki taraflı olarak oldukça hak eden bir eser olmuş. Birinci bakış açısıyla kötü adamların karanlık yüreklerine işaret ediyor, ikinci olarak ise mürekkeple yaratılmış karakterlerin canlanarak bir kalp sahibi olmasını.
2008 de çıkan filmi beni oldukça eğlendirmişti. Fikir kitap okumaya seven çoğu insan için ortak bir paydaydı. "Ya okuduğumuz kitaplardaki karakterler gerçek hayatta da olsa."
Düşününce aklınıza hemen sevdiğiniz karakterler geliyor. Yüzüklerin Efendisi'nden Aragorn, Harry Potter serisinden Dumbledore, Zaman Çarkı serisinden Matrim gibi... ama ya kötü karakterler çıkarsa ? Ya Sauron dirilir ve yine yüzüğün peşine düşerse? ( ki bu dünyada yok)
Kitap bu muhteşem bakış açısıyla bizleri oldukça düşündürüyor. İlk yarısı biraz sabır gerektirse de ikinci yarısı oldukça hareketli. Kitabın belki de en güzel yönlerinden biri de her bölümün başında ünlü kitaplardan aldığı küçük notlar ve kitaplara duyulan sevginin her safyada hissettirilmesi.
Mürekkep Yürek'i gittiğim bir sahafta görmüştüm ve çok ilgimi çekmişti. Hala daha ara sıra kitaplığımdan alıp okuduğum bir kitap. Konusu da oldukça ilginç; Mortimer, -Meggie'nin deyimiyle Mo- yüksek sesle okuduğu kitaplara hayat verebilen bir adam. Bir gün küçük kızı Meggie ve eşi Teresa'ya Mürekkep Yürek kitabını okurken, kitabın karakterleri Basta, Toz Parmak ve Capricorn salonlarının ortasında beliriyor. Toz Parmak hikayedeki bir gezgin ve Gwin adında boynuzlu bir sansarı var. Ayrıca kitapta geldiği yeri en çok özleyen kişi de o. Basta ve Capricorn ise kitabımızın kötü karakterleri. Mo, onları evden kovmayı başarıyor ama garip bir şekilde Teresa'nın da konuşma yetisini kaybederek kitabın dünyasına ışınlandığını fark ediyor. Ve bu olaydan yıllar sonra, 12 yaşındaki Meggie ve babası karakterlerimizle tekrar karşılaşmak zorunda kalıyorlar. İstedikleri ise kitap ve Mo'nun büyülü dili. Açıkçası kitabın konusunu çok beğendim. "Acaba kitap karakterleri dünyamıza gelse ne olurdu?" fikri beni çok heyecanlandırdı. Ayrıca her bölümün başında kitaplardan güzel alıntılar olması da harika bir detaydı. İkinci kitaba da mutlaka şans verilmeli. Kitaplarla kalın...
Alman yazar Cornelia Funke, Hamburg Üniversitesi'nde pedagoji okudu. Okulu bitirdikten sonra, üç yıl boyunca sosyal hizmet uzmanı olarak çalıştı. Burada sorunlu mahallelerden gelen çocuklarla tanıştı ve ilk kitaplarını bu çocukların kısa hikayelerinden etkilenerek yazdı. 80ler ve 90lar boyunca çocuklara yönelik yazdığı fantastik roman serileri "Gespensterjäger (Ghosthunters)" ve "Die wilden Hühner" adlı kitaplarıyla tanındı. İngilizceye çevrilen ilk kitabı 2002 yılında "Herr der Diebe" adlı romanı oldu. The Thief Lord adıyla satılan kitap, The New York Times Best Seller listesinde 2 numaraya kadar yükseldi. Daha sonra "Inkspell" adıyla yazılan ve İngilizceye Inkheart adıyla çevrilen ünlü üçlemesini yazdı. 2005 yılında ABD'ye yerleşti. Bu kitap 2008 yılında filme de çekilerek büyük başarı kazandı. Harry Potter'in yazarı Rowling'ten sonra tüm zamanların (yalnızca çocuk değil, genel edebiyatta) en başarılı yazarı kabul ediliyor. Romanları genellikle fantastik ögeler içeren macera romanları olarak tanımlanabilir.