Muhterem Efendiler,
Takriben bir sene dolduracak derslerin mevzuunu bir-iki konferans içine sığdırabilmenin ne kadar güç bir iş olduğunu elbette takdir buyurursunuz. Mamafi İlahiyat Fakültesinde tatil münasibetiyle muhtelif mevzular üzerine verilmekte olan diğer konferanslar arasında bize ayrıca daha fazla zaman ayırmak mümkün olmadı. Bundan dolayı bilhassa bu son zamanlarda ilim dünyasını fevkalade işgal eden bu mühim mesele etrafındaki tetkik neticelerini ister istemez yalnız ana hatlarile anlatmağa çalışacağız.
Bildiğiniz veçhile, hassatan 19 uncu asırdan beri bilgilerin her sahasında olduğu gibi dinleri tetkik eden ilim ve bu ilime yardım eden sair bilgi şubelerinde de büyük terakkiler vücuda gelmiştir: Binaenaleyh kati hakikatlar telekki edilen bir çok dini meseleler yepyeni malumat ve metotlarla mücehhez tenkitler karşısında, adeta temelsiz binalar gibi birden bire çökmüştür. İşte yıkılan bu muazzam binalardan biri de hıristiyanlığın banisi addedilen İsanın şahsıdır.
Dünya saltanatında sezarları istihlat eden, Bizansın altın paralarına, İmparatorlarınki yerine onun haşmetli yüzü basılan, Hükümdarlara taç giydiren, ruhani alemde muasır milletlere kadar bütün Hıristiyan cemiyetlerinin kuvvet ve rahmi şefkat menbaı olan İsa, bu muazzam şahsiyet ilmin bize verdiği bu yeni nurlar karşısında, bir silik bir gölge gibi kalmıştır. Hıristiyan dininin İsa etrafında topladığı ibadetler, ayinler, itikatlar Hıristiyan dininden evvel kadim bir çok esrarlı dinler ve mezheplerinkile aynı şeyler olduğu gibi, bizzat İsa da Yahudilerin mefkûrevi Mesihciliğinin diğer bir şeklinden başka bir şey değildir.