bu kitaptan önce darağacında üç fidan kitabını okumuştum. dedşm birde sağcıların gözünden döneme bakayım. aslında masumiyet iki tarafta da var kanımca ancak dil çok önemli. bu kitaptan aklımda kalan en önemli nokta yazarın dolayısıyla karakterlerin çok kaderci olması.
bir olay anlatılıyor aslında acı dolu hatta işgence dolu ama anlatım şu şekilde , - beni dövdüler ben yine de allaha sığındım.
yarama tuz bastılar ben dua ettim gibi gibi..
kısacası anlatmak istedikjlerini anlatamamış yada en azından bana anlatamamış bir roman olarak kitaplığımda yerini aldı.
Oğuzhan Cengiz bir dönemde yaşadıkları ile ülkenin yakın tarihine tanıklık yaparken yaşadıkları ile yalan yanlıs söylenmiş sözlere yazılmış yazılara bir cevap oluyor #KitapŞuuru
19 Mayıs 1959 tarihinde İstanbul’da doğdu. Ailesi Artvin’den göçtü. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da gördü. Üniversite yıllarında, 12 Eylül 1980 Darbesi öncesi, siyasî mücadelelerde aktif olarak yer aldı; İstanbul Ülkü Ocakları Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 1978 yılında girdiği hapisten 1990’da çıktı. Sağmalcılar, Maltepe Askeri Cezaevi, Paşakapısı, Edirne, Malatya ve Sakarya'da hapis yattı. Hapisten çıkınca Sakarya'da Serdivan Anadolu Lisesinin kantinini işletti. 1991'de İzmit-Gebze'de kullanılmış ev eşyaları ticareti yapan bir şirket kurdu. 1993’te büro mobilyaları işine girdi. 1998’de iflas etti. 1999’da Çin Halk Cumhuriyetine iş gezisine çıktı, Çin’den havaî fişek ithaline başladı. İşini ortağına devrettikten sonra, 2002’de, gazeteci Arslan Tekin’le haftalık Türk Haber gazetesini çıkardı. 25. sayısından itibaren gazetenin genel yayın müdürlüğünü üstlendi. 56. sayıda gazete kapandıktan sonra Bilgeoğuz Yayınlarını kurdu. Bilgeoğuz Yayınları çatısı altında Fosil ve Bilgecan adlarıyla da kitaplar yayınlamaya başladı.
Hapishane günlüklerini yayınladı, biyografik çalışmalar yaptı.