"Kaderi belirleyen şey tercihtir, şans değil. / Aristoteles" diyerek başlamak istedim, satırları yazmaya.
Az Sonra Yarın Olacak Karar Ver!
Kitabın ismi buydu ve ben yazarın paylaşımını yine bir gece yarısı tesadüfen görüp "Tam da öyle bir ana denk geldi ki!" demiştim . Kendime cevaplar aradığım bir gece.
Sorum ise şuydu;
Şu an tüm bu olanlarla , kendimin bu haliyle mutlu muyum?
İnsanın durup kendini dinlemesi o kadar önemli bir davranış ve eğer iyice irdelersek , kendimizden alacağımız cevaplar öylesine yol gösterici oluyor ki şaşarsınız.
Ben her gün hayatı sorguluyorum, şimdilerde adına ovethink deseler de bu aslında geleceğe yol çizme çabası bana kalırsa. Tabi ki geçmişin negatiflerine takılı kalınmadığı, geleceğin henüz şekillenmediği ve ona, geleceğe yaşadığımız tam da şu anlarımızın yön çizme çabası.
Olmamız gereken ya da oldurulduğumuz kimlikleri bir kenara bırakıp, kendisine verilen belirli süresiz bu hayat sözleşmesini en güzel şekilde sürdürmek tek gayemiz olmalı.
Yazarı okurken annemle sohbet ediyor gibi hissettim, hani vardır ya hafiften ayar verir tonda olan konuşmalar. İyiliğimizi istediğinden şüphe duymadığımız anne sohbetleri... Bu kitap da böyle işte arada bir acıtıyor gerçekler ama okudukça ferahlıyorsun. "Evet ya! Hakikaten öyle!" diyip durdum sayfalar boyu.
Benim inanılmaz hoşuma giden bir bölüm var. Özgür olmayı tanımlamakla ilgili. Yazarımız, çocuklarınıza hayır diyebilmeyi öğretin diyor. Arkadaşlar, hayır demek bir sanat. Sınır koyan, duruşunu, amacını belli eden en net cevaptır. Aslında çoğumıza kodlanmış olan "uyumlu olma baskısı" sebep oluyor bana göre bu istenmeyen evetlere. Güçlü olmayı tercih edelim.
Mesela bir söz okudum ilerleyen sayfalarda ve adeta soğuk suyla duş almak gibi geldi.
: "Müziğin ritmini nasıl duyarsanız yaşam dansınızı ona