Kardak Krizi’ni sadece bir olay olarak değil, bir devlet refleksi ve egemenlik meselesi olarak ele alan bir çalışma.
Kitapta en dikkat çeken nokta, Türkiye’nin kriz anındaki kararlı duruşunun net şekilde ortaya konması. Küçük bir kaya parçası üzerinden başlayan bir gerilimin nasıl hızla büyüyebileceğini ve bu süreçte devletlerin nasıl davrandığını çok iyi gösteriyor.
Ama kitabı değerli kılan sadece olayları anlatması değil. Asıl gücü, bu olayların arkasındaki zihniyeti analiz etmesinde yatıyor. Devletlerin kriz anında sadece rasyonel değil, aynı zamanda prestij, kamuoyu ve kararlılık üzerinden hareket ettiğini açık şekilde görüyorsun.
Yer yer teknik detaylar yoğun gelse de, yakın tarih ve dış politika ile ilgilenenler için oldukça değerli bir çalışma.