Folger Shakespeare Library

King Lear

William Shakespeare
Utanacağın zaman da bir gün gelecektir. Seni ne göklerin ulu hâkimine şikâyet ediyorum, Ne de yalvarıyorum ona, yıldırımlar yağdırsın diye. İstediğin zaman düzelt kendini, Dilediğin gün iyi insan olmayı dene. Bilirim ben sabretmesini.
Öyle güzel bir gece ki bu, bir aşüfteyi bile sindirir. Gitmeden bir kehanet yumurtlayayım bari: Rahipler, ne zaman pratikte değil de, vaazda ustalaşırlarsa, Biracılar, ne zaman su katıp biralarını bozarlarsa, Soylular, ne zaman terzisinden daha iyi giyimden anlarlarsa, İmansızlar değil de, zamparalar yakılırsa, Her dava ne zaman doğru dürüst görülürse, Beyler borçtan, soylular parasızlıktan kurtulursa, Diller ne zaman iftiradan arınırsa, Yankesiciler ne zaman pazarlara dadanmazsa, Tefeciler, el âlemin önünde altın sayarlarsa, Pezevenkler, orospular kilise yaptırırlarsa: Her şeyin altı üstüne gelir, duman olur İngiltere Krallığı. Yaşayıp da bu dönemi görecek biri olursa Herkesin yürüdüğünü görecek iki ayağıyla. Bu kehanette, ileride Merlin bulunacak, çünkü ben, onun yaşayacağı dönemden çok önce yaşamaktayım.
Reklam
— Well, you may fear too far. — Safer than trust too far. ~~~ — Fazla ileri gidecek kadar korkuyorsun, — Fazla güvenmekten iyidir.
Açıksözlülük benim sanatımdır; Namuslu, tok sözlü, mutlaka söylemeli doğru bildiğini.
Öyleyse, üzerimizde bu korkunç velveleyi koparan yüce Tanrılar, Yasalarını çiğneyenleri şimdi ortaya çıkarsınlar. Titreyin, ey suçları gizli kalan, adaletin şamarından kurtulan sefiller! Saklanın, ey kanlı eller, yemininden dönenler, Erdemli görünüp akrabalarıyla çiftleşen düzenciler! Parça parça olun korkudan, Ey gizli kapaklı düzenlerle, ikiyüzlülükle İnsan canına kastedenler! Siz, ruhlarda saklanan suçlar, Sizi sarmalayan duvarları yıkıp ortaya çıkın, Af dileyin, sizi hesap vermeye çağıran bu korku verici yargıçlardan! Bense suçlu değil, davacıyım.
Muhteşem!
İşte insanların sersemliğine güzel bir örnek: Çoğu kez kendi ektiğimizi biçtiğimiz halde, bahtımız kapandı mı, başımıza gelecek felaketlerin sorumluluğunu gider güneşe, aya ve yıldızlara yükleriz. Sanki zorunlu olduğumuz için kötülük yaparmışız gibi; sanki göklerin zoru ile budala, doğuşumuza egemen olan burcumuzun baskısı ile alçak, hırsız ve hain; sanki yıldızımızın etkisine boyun eğmek gerektiği için sarhoş, yalancı olur, zina ederiz. Yaptığımız bütün kötülükler kutsal bir gücün zoruyla olur. Orospu peşinde koşan bir zamparanın şehvetini bir yıldıza yüklemesi harika bir kaçamak doğrusu! Babam, annemle Ejder takımyıldızlarının kuyruğu altında birleşmiş, ben de Büyük Ayı'nın altında doğmuşum, huyum da ondan kaba saba ve şehvetli olmuş! Saçma! Ben piç olarak ana rahmine düşerken, en saf yıldız göklerde parlasaydı bile, ben neysem o olurdum yine.
Reklam
Reklam