Kuş Uçar Kanat Ağlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
10490
Gösterim
Adı:
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Baskı tarihi:
8 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981924
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Buradan dağlara bakarım. Gün, eteklerini toplayıp giderken bir küçük anne gelir. Yatağındaki boşluğa bakar. Tülbentlerini açar, katlar. Kırlentleri düzeltir. Kitapları toplar. Çocukları sorar. Gözyaşımı kurular. “Göğsümdeki çiçeklerin dili yok, unutma.” Evine gülümser. Alın çizgilerimi düzeltir. Sonsuzluğun ağzıyla öper. Yalnızlığımı alır. Yalnızlığını verir. “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Dünya görmüşün hali başka oluyor" derdi hep babam. Bu kitap, bir insanın haykırışı, çığlığıdır... Dünyanın türlü halini görmüş ve en son sevdiğinin toprağına dokunmuş bir adamdır o. "Zaman değil de dünya geçiyormuş insanın üzerinden." Ay bahçesi, cam güzeli, cezayir menekşesi olan 45 yıllık hayat arkadaşını kaybetmiş, kolay mı? "Sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte..."

"Ömür Hanım...
Gelmiyorsun, gitmiyorsun
Sesin yok, yüzün yok."

Yalnızca anlaşılmak istemişti, acılarını biri anlasın istemişti. Yaralarını anlatacak kimse bulamayan Erbaş başlamış yazmaya. "Pencereler siz baktıkça kapanır. Kimse acınızı duymuyordur!" (Pervane)

Her sayfasında Şükrü Erbaş'ın feryatlarına şahit oluyorsunuz. Söylemesi ayıp çok da güzel sevmiştir kendisi, herkesin imreneceği cinsten. "Kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm."

Kitap, şiir ile hikaye arasında bir yerde yeni bir tür olan ŞiirHikaye olarak yazılmış. Sevgi, umut, acı, aşk, yalnızlık... Yüreğimizde ne varsa hepsini şu 96 sayfalık incecik kitaba iliştirmiş. Bazen ruhunuz daralacak, "yeter kaldıramıyorum acını!" diye şikayet edeceksiniz, bazen de ne güzel bakıyor bu adam hayata diyeceksiniz. Okuyun efendim, okuyun Şükrü Erbaş'ı çok seveceksiniz.
96 syf.
·3 günde·Puan vermedi
'İnsan sevdiğinin bir sözüne küser mi..?
İnsan sevdiğinin söylemediği söze de küserdi'

Şu satırları yazmak için neler neler yaşamış olmak gerekir, hangi tecrübeler, hangi yanlışlar, hangi aldanışlar bu kadar içten satırlara dönüştürülür? Yaşanmış herşeyin kelimelere dökülmüş halisin Şükrü Erbaş.’
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Son zamanlarda okuduğum ağır ya da karamsar kitaplardan sonra Şükrü Erbaş'ın son eseri... Nefes almamı sağladı. Şiir, nefes aldırıyor, huzur veriyor insana...

Hikaye-Şiir tarzında yazılmış olan kitap, yeni akım ve sanırsam sıkça da karşılaşacağız. Hoş olmuş mu? Evet ve Şükrü Erbaş'a da yakışmış.

Hislerim mi? Hüzünlü ve buruk...
Böyle güzel seven adamın acısını kaleminde hissetmeye devam...
Sevgiyi buram buram hissettiriyor:

" İnsan sevgisiz tanrım nasıl yaşar
Bunca arzudan sonra
Bunca büyüden sonra
Bunca gözyaşından sonra"

Sahi acı ve sevgi...
Olmazsa olmaz değil mi bu ikili? Ayrılamazlar değil mi?
Ölüm diye bir gerçek var.
Sev! İstediğin kadar sev bir canlıyı. Sonunda acı hep olacak. Kaçınılmaz olan bir gerçek bu.
O yüzden yapışık ikiz gibi acı ve sevgi...

Sadece bundan ibaret değil tabiki kitap. Dünyanın her türlü duygusunu, küçücük kitaba sığdırmış mükemmel şair.

" Ey özlenen zamanla şimdiki zaman arasında çırpınan yeryüzü... Senin mutsuzluğundan başka bizi bu cehennemden çıkaracak bir bilgi var mı, gözyaşlarıyla sulanmış o derin yalnızlıklarında..."

Yalnızlık... Evet o kadar derin ve yitirilmez ki...
Alışmalı insan, her şeye alışmalı!
Alışalım öyleyse hayata...
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Erbaş için bir açıklama yapamayacak kadar dolu ve buruğum.
Zaten ne zaman içimde sevgi tamirciliği hissetsem elime kitaplarından birini alırım. Diğer incelemelerimde çok güzel bahsettim dilini sevgisini aşkı ömür hanım'ı.
Bunda uzun tutmak istemiyorum .
Hem şiir hem düz yazı olarak okuduğumuz Erbaş, bu kitabıyla yine ağır duygulara pranga takıyor.
Canı sagolsun ...
sevgiyle kal , kadınları anlayan tek adam .
96 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Şükrü Erbaş okudukça aradığım şey her ne ise onu bulmaya daha çok yaklaştığımı hissediyorum. Sanki bana bu sırrı bir yerde verecekmiş gibi düşünerek heyecanla çeviriyorum sayfaları.
Her kitabı ayrı ayrı okunmaya değer. Tıpkı bu kitap gibi.
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
" Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok , ama ilerde ' siir-hikaye ' diye şiirle hikaye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum."

Erbaş , kitaba Behçet Necatigil'in bu alıntısıyla bir giriş sağlıyor. Kitaptaki biçem de bu tarzda kaleme alınmış zaten . Siir ve hikayenin iç içe harmanlandığı bir mükemmellik. Şükrü Erbaş benim için bir mikenk taşı. Gerek kullandığı dil gerek imgesel çağrışımlar gerek içinde taşıdığı hüzün. Özellikle babasına dair . Bu kitapta bunu fazlasıyla duyumsayabilirsiniz.

Şükrü Erbaş ile birlikte lisanıma yeni kelimeler ekledim. Menevisler , eşikler, avurtlar , burgaclar...
Daha bir sürü. Hayatınızda en azından bir kez dahi olsa bir kitabını okuyun. Hatta burda başlayın.
Buyrun
96 syf.
·1 günde·10/10
Şükrü Erbaş...

Bu hafta tanışabildim kendisiyle, okuduğum 3. kitabı oldu biri bittiğinde hemen diğerine başlama isteği oluştu bende. Hepsini de çok sevdim, çok sevdirdi kendisini.

Güzel yürekli yazarımızın bu kitabı şiir ile hikaye arasında. Ben çok sevdim bu türü hayran kaldım hatta.
Şükrü Erbaş bir nevi Behçet Necatigil'in isteğini yerine getirmiş.

''Şimdilik edebiyat kitaplarımızda böyle bir tür yok, ama ilerde ''şiir-hikaye'' diye, şiirle hikaye arasında ortak bir türe de yer verileceğini umuyorum.''
Bunu Behçet Necatigil'in 23 Mart 1955 yıllında Yıldız Teknik okulunda yapmış olduğu konuşmadan almışlar.

Şükrü Erbaş çok güzel sevmiş, her sayfasında ne güzel sevmiş bu adam dedim. Kaç kişiye nasip olur ki böyle güzel sevilmek...

İçimizde ne varsa kaleminden dökülmüş, yüreğiyle sunmak kalmış bize.

Şiirleri o kadar yürekten olmuş ki mutlaka bir şeyler bulacaksınız kendinizden.

Gönül bu durmaz uçar, diyorum ve bu güzel şarkıyı bırakıyorum size. Aynı satırlarda görüşmek üzere.

https://www.youtube.com/watch?v=2X__kKb6kYM
96 syf.
Şükrü Erbaş.. Her dilden, her dinden insanın yüreğine hitap eden bir aydınlık insan..

Burak Abatay çok güzel anlatmış onun şiirlerini,
"Erbaş’ın şiirinde oldum olası hep yalnızlığı görmüşüzdür. Çoklukla köşeye sinmiş bir çocuğun gri renkte maceralarına benzer. Coğrafyaların terk edilişleri de vardır Erbaş’ın dizelerinde. İsyan ve özgürlük Erbaş’ın kalemindedir. Sevgi ve aşk geçtiği yollardır. Umut sofrasındadır, oturanını bekler. Yaşamsa Erbaş’ın gönlündeki çeşmelerdir. Susayan için damlaları kederden geçen bir çeşme..."

Bu kitap da baştan sona yalnızlık kokuyor..

“Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı.. bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine."

Biz o umut sofrasından payımıza düşen umuttan da hüzünden de nasibimizi alıyoruz ve kalkıyoruz sofradan ya da sadece öyle sanıyoruz çünkü devam ediyor içimizde kitaptan arta kalan bir şeyler; her şey yaşlanıyor, geceler kararıyor, babalar ölüyor, toprak biraz daha büyüyor, anneler dualarını tanrısına teslim ediyor, ağlıyor biri ve bir çocuk gözyaşlarını silmek için uzatıyor ellerini..
Herkes susuyor...

Ölüm rüzgarı geliyor, Hatice gidiyor, zaman hüzünleniyor. Onun boşluğu diz çökmüş pencereler içinden bize açılıyor..
Ölüm susuyor...

"İnsanın yalnız ağlaması ne kadar acıymış.
Sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte..."

Sonra kelimeler delirip türkü oluyor, Tanrının olmadığı zamanlara uzanan kirpikleriyle biri avuçlarımın içinden öpüyor..
Sessizlik büyüyor, büyüyor...

"Eşikten sadece şiir geçmez. Sen de geçersin. Gider konuşursun. 'Bir şiir ne zaman başlar ne zaman biter; bir kitap ne zaman; nasıl karar verirsiniz?'"

Ve işte yalnızlıkla başlayan şiirler yalnızlıkla bitiyor..

"Ey özlenen zamanla şimdiki zaman arasında çırpınan yeryüzü.. senin mutsuzluğundan başka bizi bu cehennemden çıkaracak bir bilgi var mı, gözyaşlarıyla sulanmış o derin yalnızlıklarında..."

Büyük bir sessizlik kendini sonsuzluğa götürüyor...
96 syf.
·2 günde·10/10
Şükrü ERBAŞ – Kuş Uçar Kanat Ağlar

Nasıl başlamalı söze, nasıl anlatmalı bu kitabı? Şükrü Erbaş yine imzasını atmamış, kazımış adeta. Daha kitabın kapağında başlıyor olay. Şöyle yazmış usta yazar; ‘’Yalnızlık, ah o canımızla çerçeveli kapımız, penceremiz. Ey anıların dalsız gölgesiz günbatımı… bilmem ki bir gün açılır mısınız zamanın gök bahçelerine.’’

İşte böyle yazıyor kapakta. Kitabın içinde derin bir özlem var, hasret var, aşk var, kızgınlık ile kırgınlık arası bir duygu var. Daha nice salınımlar. Şükrü Erbaş’ın eşi Hatice Hanım’a olan sevgisi, özlemi, yalnızlığı ve daha nicesi…

Kitabın türü oldukça farklı. ‘’ŞiirHikaye’’ türünde yazılmıştır ve ilerleyen dönemlerde bu türün oldukça artış göstereceği bence belli. Bu alanda Şükrü Baba yine yapmış yapacağını. Çok güzel vurmuş yumruğu masaya.

Yorumlarımı yazarken bazı yazarlar için şu cümleyi kurarım; ‘’Bu yazar ne yazsa okurum.’’ İşte Şükrü Erbaş da öyle. Ne yazsa okurum.

Zor anımda beni hayata yeniden döndürdü bu kitabı ile. Nefes aldım sayesinde. Okuma hızım tam düşmüş iken tam yorgun iken ilaç gibi geldi.

Teşekkür etmeden geçemem Şükrü Erbaş’a

‘’Mazlumun acısını zaman bir yaşama gücüne dönüştürür de, zalimin kötülüğü ölümden sonra da sürer gidermiş.’’

‘’İnsan sevdiğinin bir sözüne küser mi…’’

‘’Ya tepeden tırnağa şiddetsin, ya her şeyi fıkraya çeviriyorsun, ya da kapanmış bir yara gibi dilsizsin.’’

‘’Diz çökmüş pencereler içinden yaşadığımız zamanlara bakıyorum. Ben ölümün mazlumuyum Hatice. Seni sevmenin kapanmaz yarasıyım. Sen, ölümden sonra da kaderimsin benim…’’

Herkese aşk dolu ve her daim hatırlanası duygular eşliğinde keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sevmeyi bu kadar güzel, naif ve huzur veren bir dil ile yazmak onu yaşamakla mümkün. Okuduğum ilk kitabı oluşu her sayfada hayranlığımın artmasına sebep oldu.diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
96 syf.
·Puan vermedi
Şu dünyada şükrü erbaş'ın hatice'sini sevdiği kadar sevmek ve sevilmek kâfidir, muazzamdır...

Sen evden çıktın ya, önce duvarlar nemlendi. çatı , odalara indi. Pencereler birer örümcek ağı. Eşik çoktan darağacı. Sokaklar zuluflerinden esmiyor artık. Zaman eşyada boğuldu. ev değil , yaprak döken bir hatıra. Yalnızlık her yerden ses veriyor. Bunaldım diyorum, herkes biraz daha kabuğunun içinde. Bir elim ötekine çırpınıyor. İnsanın yalnız ağlaması ne kadar acıymış.

Sen evden çıktın ya, kırk beş yıl çıkmıyor işte..."
Ömür Hanım...

Gelmiyorsun, gitmiyorsun
Sesin yok, yüzün yok
Canımın ilmekleri arasında bir ishak kuşu
Sabahlar, çiy düşmüş uykusuzluk
Akşamlar, gözyaşı lambalarından bir sokak.
Uzağın yok, yakının yok
Bir senden yapılmış odalarda
Seni seviyorum.
Ey sözüme merhametler bağışlayan kadın
Hatıran bütün pencerelerin baktığı yol
Hatıran insan olmanın sonsuz harfleri.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Baskı tarihi:
8 Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052981924
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Baskılar:
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Buradan dağlara bakarım. Gün, eteklerini toplayıp giderken bir küçük anne gelir. Yatağındaki boşluğa bakar. Tülbentlerini açar, katlar. Kırlentleri düzeltir. Kitapları toplar. Çocukları sorar. Gözyaşımı kurular. “Göğsümdeki çiçeklerin dili yok, unutma.” Evine gülümser. Alın çizgilerimi düzeltir. Sonsuzluğun ağzıyla öper. Yalnızlığımı alır. Yalnızlığını verir. “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara...

Kitabı okuyanlar 799 okur

  • N.
  • Dilan
  • Aslı
  • Lalisa
  • Zeynep Karabali
  • Murat Dağ
  • Süreya...
  • Dijwar Habeş
  • Aybüke
  • Feyza Bolat

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.8 (4)
9
%2.3 (5)
8
%0.9 (2)
7
%0.9 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0