(İnceleme ve Özet) Asla böyle bir son beklemiyordum, dediğim bir kitap, asla... Kitap Ozan'ın Hicran'ı terk etmesi ile başlıyor. Bir noktada bu kadar aşk acısını anlatması insanı boğuyor dedim ama ilerledikçe değişti düşüncem. Çünkü... Çünkü bu başka bir sondu. Hicran ve Ozan... İki insan, iki hayat, iki aşk, iki acı, iki gözyaşı ve iki ölüm...
Hicran bir dergide yazarlık yapıyor. Ozan ise oraya yazılarının fotoğrafçılığını yapmak için geliyor, öyle tanışıyorlar ve aşık oluyorlar birbirlerine. Fakat Ozan hiçbir açıklama yapmadan terk ediyor onu. Hicran o kadar kötü oluyor ki yıllarca kendini toplayamıyor ve yaşadığı şehirden gitmeye karar veriyor. Bu aşk Hicran'ın ilk ve son aşkı... Yağmur, onun çok yakın arkadaşı, aynı evde kalıyorlar. En çok ondan ayrılacağına üzülüyor ama gidiyor. Mersin'in bir köyünde limon yetiştiriciliği yapmaya gidiyor. Ozan, Limon Çiçeğim, diye severdi onu. Limon çiçeklerine bakmaya gidiyor. Aşktan kaçmak isterken daha çok o aşkın içine düşüyor. Bir süre sonra limonları her yerde konuşulmaya başlıyor. Tek tek ilgileniyor limon çiçekleriyle, konuşuyor hepsiyle. İsmi yayıldıktan bir süre sonra röportaj yapmaya geleceklerini bildiriyorlar. Gelen kadın fotoğrafçının nişanlısı olduğunu ve yolda olduğunu söylüyor. Orada bir donakaldım. Hayır, dedim. O olmasın, o olamaz, dedim. Oydu... Ozan'dı. Üstelik o kadını da limon çiçeğim diyerek seviyordu. Bu kadarı da olmaz, dedim. Oldu. Tabi belli etmiyorlar kadına. Nasıl edebilirler ki? İkisi de geçmişe sürükleniyor tekrar, Hicran bastırmadığı aşkın acısına yeni birini daha ekliyor. Dönüyorlar o gün röportajdan sonra. Ozan biraz daha işi olduğunu söylüyor, nişanlısı ondan önce gidiyor. Konuşuyorlar Hicran'la, ikisi de yaralarına ağlıyor. Dayanamıyorlar bu acıya. "Beraber ölelim." demişlerdi birbirlerine,