Bu defteri neden yazdığımı bilmiyorum. Belki içimde susmayan bir sesi susturmak istedim. Belki de sustukça büyüyen o boşluğa bir şekil vermek… Bir zamanlar inandığım, sonra inancımı yitirdiğim, ardından da anlamaya çalıştığım her şey… Bu sayfalarda, dağınık bir bilinç haritasına dönüştü. Ben bir filozof değilim. Bir peygamber hiç değilim. Ben sadece bir “ikilem”im. Bilmek ile inanmak arasında sıkışmış, akıl ve kalp arasında bölünmüş bir ruhum.
Yalnızca Tanrı’yla değil, kendimle de kavgalıyım. Bu yazdıklarım ne bir öğreti ne bir inanç sistemi. Sadece bir zihnin çatlaklarından sızan düşünce tortuları. Bir kask takıp kendi zihnime daldım… Ama dışarı çıkıp çıkamayacağımı hiç bilemedim.
Bu defter, bir sona yazılmadı. Bir başlangıca da değil… Sadece “doğmamış bir çocuğa”, “kaybedilmiş bir inanca” ve “yarım kalmış bir aşka” yazıldı.
Eğer bu sayfalar eline geçmişse, artık bu ses seninle… İçinde bir yankı bulursa ne mutlu. Bulmazsa, lütfen geri bırak. Çünkü bu defter herkese göre değil… --İkilem Medfun / 8 Şubat 2010