DİN, KİŞİYE DİNGİNLİK GETİRMELİ, AKSİ TAKDİRDE DİN GÖREVİNİ YAPMIYOR DEMEKTİR.
Dinlerin geliş amacı; kişinin, kendi nefsi ile mücadele etmesi için kurallar koyarak, vazgeçemediği değer yargılarından arınmasını sağlamak, bu bedeninde iken, ilahi (metafizik) âlemlerde gönül huzuruna (cennete) kavuşturmaktır. Lakin kişinin nefsi arzularından arınmak için, vazgeçmesi gerekenlerin zorluğu, din kurallarının gerçek amacını, hayali din kurallarının amacı ile değiştirerek; maddi bir ortamda, çalışmadan, varlık içinde, her türlü dünya güzellikleri ile bezenmiş bir cennet hayaline dönüştürmektedir.
Sonuçta ortaya kurallar koyarak, din baskısı altında, akıllarla sınırlı, üzerinde yorum yapılamayan ve müdahale edilemeyen katı bir inanç sistemi ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle insanlığın her döneminde UYDURULAN DİN, İNDİRİLEN (NÜZUL EDİLEN) DİN'İN ÖNÜNE GEÇMEKTEDİR...
KENDİNİ BİLEN HAKİKATI (HAKKI) BİLİR.