Bazı katiller öfkeyle öldürür. Bazıları ise bir ayini yönetir gibi.
İstanbul’un karanlığına, yeni ve korkunç bir imza atılıyor. Hayat kadınlarının cansız bedenleri, bir arzu oyunu olarak başlayan ve vahşetle biten kanlı bir senaryonun son perdesi gibi bulunur. Yatağa kelepçelenmiş, işkence görmüş bedenler… Her detay, kurbanın son anlarını bir kâbusa çeviren, soğuk ve metodik bir avcının varlığını fısıldar.
Ekibimiz, her adımda daha da karmaşıklaşan bu bilmecenin içinde, sadece bir katilin değil, aynı zamanda toplumun görmezden geldiği bir trajedinin de izini sürüyor. Bu, zamana karşı bir yarış. Bir sonraki unutulmuş ruh, sonsuza dek susturulmadan önce ona bir ses vermek için verilen amansız bir mücadele.
Çakı tarafında da sular iyice kaynıyor. Geçmişin hesabını kapatmak için hazırladığı kanlı listedeki isimleri tek tek, soğukkanlılıkla çiziyor. O, sadece kilometrelerce ötedeki bir tehdit değil; enselerindeki soğuk bir nefes, telefonun ucundaki uğursuz bir fısıltı, her an köşeyi dönünce karşılarına çıkabilecek bir gölge. Onun vahşeti, rastgele bir öfke değil; her adımı hesaplanmış, hedefine kilitlenmiş, kurbanlarının ruhuna korku salarak beslenen bir yırtıcının amansız takibidir.
“Twins Hotel", "Maktule Borç" serisinin sekizinci romanıdır. Bu roman, sadece bir katilin değil, aynı zamanda geçmişin affetmeyen gölgelerinin ve adaletin en karanlık yüzünün peşindeki Başkomiser Bürküt Gökte ve Emniyet Amiri Gökçe Atalay'ı, bugüne dek karşılaştıkları en imkânsız labirente sürüklüyor.